BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Kalender ÞAHÝN · 31.05.2009 · 2 görüntülenme
Kayıplar yaşadığımız dünyanın bir çok ülkesinde yaşanılan acı bir gerçekliktir, gerek sınıfsal gereksede ulusal mücadeleler sürecinde resmi idolojilerin, devletlerin muhalifleri susturmak için sık sık baş vurduğu yöntemlerden birisi insanları evlerinde, sokak ortasında, dağ başlarında alıp sorgusuz sualsiz katledip kayıp ettiği bilinmektedir.Türkiye,dende kayıpların tarihi çok eskilere dayanmaktadır...... Salih Bozışık,lardan Sebahattin Ali'ye Maksut Tepeli'den Hüseyin Toraman,a Kenan Bilgin'e Nazım Babaoğlu'ndan Vedat Aydın'a Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç'a?Kayıplar hakkında birçok yazarın, aydının, insan hakları savunucularının, uluslararası kurum ve kuruluşların çalışmaları var kuşkusuz. Bunlar değerli ve kayda değerdir. Ama bir kayıp yakınının duygu ve düşünceleri çok daha farklıdır. Öyle bir fark var ki, bu kaybedilen insanların duygularından bile farklıdır. Kaybedilenler bir defa kayıp ediliyor, acıyı bir an, ya da bir gün, bir hafta çekiyor. Fakat yakınları o acıyı, o vahşeti her gün yaşıyor. Hüseyin Toraman kayıp edileli yaklaşık 17 yıl oldu, ama Hatice ana her gün onu yaşıyor, her gün ondan bir haber bekliyor. Acı ama ziyaret edeceği bir mezar taşını arıyor. Salih Bozışık yaklaşık 70 yıldır kayıp, ama onun yakınları halen ondan bir haber beklemekteler. bir mezar taşını aramaktalar, bir haber beklemekteler bir haber dahi yok.?Ne akibetler aydınlandı nede failler açığa çıkartılabilindi? gelki failler bizce bilinmektedir oda kontur gerilla devletidir? Ülkemizde bu tür kayıp olayları on binlerle ifade ediliyor. Ya kayıp yakınları yüz binlercedir, her gün o acıyı yaşamaktalar. Onları anlamak için, aynı acıları birlikte paylaşmak için sizin oğlunuzun ya da kızınızın kayıp olması gerekmiyor... Kayıp olayları son bulsun, bu acılar yaşanmasın istiyoruz. Ama bunun için de insanların duyarlı olması gerekli, olmak zorundayız. Bunun kavgasını vermezsek yarın sıra bizim oğlumuza ya da kızımıza geldiğinde yanı başımızda kimseyi göremeyiz... Bu kayıp olaylarının bir diğer yanı var oda resmi idolojilerin dışında devletlere ve resmi idolojilere altarnatifim diyen, onlara karşı mücadele ediyorum diye çıkan bir takım siyasal yapılanmalar ve siyasal örgütlerdir dönem dönem güç olan örgütler kendi içerisinde bir takım gerekçelerle insanları yok etmeyi kayıp etmeyi mücadelenin bir gerekçesi saymışlar yada bir mücadele biçimi olarak uygulamışlardır bu yapılanmaların başında PKK gelmektedir kürdistan ulusal mücadelesi yürüten bu örgüt yaklaşık otuz yıllık geçmişinde bir çok insan hakları ihlallerine imza atmıştır, bir çok insanı farklı gerekçelerle cezalandırmıştır ve bir çok insanıda failli meçhulle gömmüştür? Bunlardan kardeşim Aydın Şahin, Levent Büker, Sevim Adıbille ve İhsan Durukal bunlardan sadece açığa çıkan örneklerdir ve yaklaşık 11 yıldır kayıp edilen bu kürt evlatlarının akibetlerinin açığa çıkartılması noktasında tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı ve her defasında sorduğumuzda saldırılara ve tehditlere maruz kaldık?Birey olarak inanıyorumki bu tür kayıp olayları çok daha fazladır ama bunları soran sorgulayanlar sınırlı olduğundan dolayı bu karanlıklar aydınlanamıyor ve sonraki kayıp edilme olaylarının önüne geçilemiyor.Bu gün ülkede insan hakları ve kayıplar mücadelesi yürütenler yada yürüttüğünü idaa edenler bu tür örgütlenmeler karşısında adeta pısırıklar, sessizler ve adetta onların bu tür karanlık kayıp olaylarına suç ortağı durumuna düşmekteler kardeşimle ilgili kayıp olayını duymayan insan hakları savunucusu kalmadı, baş vurmadığımız kurum kalmadı lakin hepisi suskunluğu tercih ederek bu olay karşısında iki yüzlü bir politika yürütmekteler?İHD, MAZLUM DER, İCAD, HEWYA SOR, ULUSLARARASI AF ÖRGÜTTÜ, KIZIL HAÇ dahil olmak üzere bir çok kuruma baş vurduk, bu kayıp olayı karşısında duyarlılık bekledik ama bir çok konuda olduğu gibi bu konudadan bu kurumlar gereken duyarlılığı göstermedi duyarlılığın ötesinde iki yüzlü bir tutum sergilediler, bir kınama yada olayın açığa çıkması için dahi bir açıklama yapmadılar.Her yıl 17 mayıs ve 31 mayıs tarihleri arasında kayıplar kurultayı yada kayıplar haftası adı altında etkinlikler düzenlediler, düzenleniyor devletin ve devlet içerisinde örgütlenmiş derin devletin kayıp ettiği kayıplar soruldu soruluyor ama PKK içerisinde kayıp edilen bu kayıplar konusunu görmezden geldiler, çağrılarımıza haykırışlarımıza kulak tıkadılar, tıkıyorlar?Gerek uluslararası gerekse ülkelerde ve insan hakları kurumlarında şöylesi bir madde yada mantık yoktur biz resmi idelojilerin, devletlerin kayıp ettiklerinin hakkını hukukunu ararız ama muhalif olduklarını idia edenlerin yaptıkları hak ihlalleri karşısında suskun kalırız, susarız bunu hiç kimse ne söyleme hakkına sahip nede böylesi bir çifte standart olur, bunu yapanlar olsa olsa insan hakları konusunda iki yüzlü riyakar olurlar?İnsan hakları savunucuları kimden ve nereden gelirse gelsin her türlü insan hak ihlaline ve her türden yaşam gaspına karşı durmak zorundalar insan olmanın insan hakları savunucusu olmanın vazgeçilmez kıstası bu olsa gerek....Bu yıl da; Kayıplara karşı Uluslararası Komite (ICAD), Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YAKAY-DER) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası etkinlikleri düzenledi. 16 Mayıs'ta başlayan program, 31 Mayıs'ta sona erecek.31 Mayıs Pazar günü Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusü Toplantı Salonu'nda saat 10.00 ile 19.30 arasında aydınların, sanatçıların, gazetecilerin, avukatların, kayıp yakınlarının katılacağı mahkemede İttihat Terakki'den günümüze kayıplar ele alınacak. Kayıp yakınları dinlenecek ve mücadele deneyimleri paylaşılacak. Kaybedenlerin yargılanması talebi yükseltilecek. Bu vesileyle bu toplantıya katılacaklara çağrıda bulunmak istiyorum yapılanlar iyi güzel ve yapılamasıda gerekiyor bu konuda bizde sizinleyiz, haykıralım kayıp edilenlerin açığa çıkartılıp hesap sorulması noktasındanda ısrarcı olalım lakin ittihat Terakki ye gitmeden bu yaşanılanlara karşıda duyarlılık gösterelim ve bu toplantıdan bu tür kayıpları yaşatanlara sessiz kalmayalım onlarında yaşam gaspları karşısında sessiz kalmayalım.Galatasaray lisesi önünde kayıp yakınlarına saldıranları teşhir ettiğimiz gibi farklı mekan ve zamanlarda kayıp edilen yakınlarını soran kayıp yakınlarına saldıranların PKK lileri ve yandaşlarını teşhir edelim, onların bu yaptıkları karşısında sessiz kalmak haklı olan bu kavgamıza bu mücadelemize gölge düşürmezmi?Bu olay karşısında sessiz kalmak yarınki kayıpların yaşanmasınada davetiye çıkartır ve bunun sorumluları arasındanda siz olursunuz unutmayın?Kalender Şahinkalender1@bluemail.chwww.kayiplar.com
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.