Siyaset

Karikatürlerle damokrasi gelmez

Selçuk Salih Caydi · 10.02.2006 · 2 görüntülenme

İran'ın atom programı sorununun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne taşınabilmesi için konseyin daimi üyelerinin tamamı ikna edilmek zorundaydı. ABD'nin de katıldığı, Mısır ve diğer Arap ülkelerinin baskısıyla kabul edilen ortak kararın önkoşulu, İran ile birlikte Ortadoğu'nun tamamının (İsrail dahil) atom silahlarından arındırılmasıydı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı IAEA'nın raporunda da, İran sorununun, bu ilkeye bağlandığı görüldü. Fakat bu önemli ve sevindirici gelişme, aniden patlayan karikatür krizinin gölgesinde kaldı. Hz. Muhammed'in karikatürlerini yayımlayanlar ile bunu protesto etmeyi büyükelçilikleri yakmaya vardıran fanatikler arasında yürütülen 'Medeniyetsizler Çatışması' konusunda dünyanın dört bir bucağında yazılıp çizilenlerin haddi hesabı yok. Bunları tekrar etmenin gereği yok ama bu dipsiz çamur savaşının en dikkat çekici yanlarından biri, anlaşmazlığın absürd bir uzlaşmazlık noktasına doğru götürülmekte olduğudur. Bir taraf, beşinci sınıf çiziktirikleri basın özgürlüğünün ve demokrasinin en önemli 'kazanımları' olarak sunarken; diğer taraf da o berbat karikatürlerin, 1500 yıllık köklü ve canlı bir dine o kadar büyük zarar verdiğini düşünüyor ve işi öyle cidiye alıyor ki, protestonun ucunu kaçırıp ortalığı ateşe veriyor. O karikatürlerle bazılarının sahiden inandığı üzere Ortadoğu demokratlaştırılamaz, anca anti-demokratlaştırılır. Bu sonuç nasıl kesinse, büyükelçilik yakarak karikatür yasaklatılamayacağı o kadar kesindir. Büyükelçilikler yandıkça, karikatürler artar. Bu zıtlaşmanın devamı nedir, savaş mı edeceklerdir? Kaybolan demokratik örgütler Bundan 25 yıl önce, Afganistan'da ve İran'da bile güçlü komünist partileri, Batılı anlamda (demokrat) örgütler vardı. Teker teker ortadan kayboldular. Hatta Güney Afrika'da, Güney Amerika'da ve tabii Asya'da da Batılı olmayan, kendine has, -kısmen şekli- 'demokrasiler' ortaya çıktı. Bu trend, ABD'nin son beş yıldır yürüttüğü askeri operasyonlarla iyice hızlanmıştır. Bugün Doğu'nun en Batılı ülkelerinden biri olma iddiasındaki Türkiye'de bile ılımlı islami bir hükümet iktidarda. Dünyadaki genel eğilim, maalesef Batılı klişelerden giderek uzaklaşmak yönündedir. Bu yeni durum akılları karıştırıyor, ama bir olgudur. Firma yöneticileri CEO'lar için çıkarılan gezi kataloglarında, dünyada gidilmesi sakıncalı yerleri de içeren bölgelerin sürekli genişlediğini görüyoruz. 'No go area' denen bu bölgeler, Kuzey Kafkasya, Afganistan, Tacikistan, Sahra'nın güneyindeki Afrika ülkeleri, Irak gibi yerlerdi. Önce bunlara Avrupa ve Amerika'dan da yerler eklenmeye başlandı, en son karikatür kriziyle birlikte bunlara, Türkiye de dahil olmak üzere çok sayıda Müslüman ülke de dahil oldu. Bu listeler elbette değişkendir. Ama artık iyice bariz olan gelişme, siyasi anlamda Batılı şekliyle liberalizmin giderek dünyadan çekilmesi ve onun yerini Çin ve Hindistan'ın örnek olduğu, demokrasiye yerel sınırlar koymak eğilimleri taşıyan yeni bir tip liberalizmin almasıdır. Ekonomik anlamda ise uluslarötesi firmaların, giderek daha Asya merkezli yapılanmalar haline gelmeleridir ve bu değişim sırasında dünyada, gittikçe daha geniş coğrafi alanları kapsayan 'ekonomisiz' bölgelerin ortaya çıkmasıdır. Kapitalist sistem, çalışanlar ve işverenler açısından bütün dünyada, giderek daha dar çevrelerin yararlandığı marjinal bir sistem haline geliyor. Sistem çözüldü, sinirler bozuldu Sistemin dışında kalma korkusu başta Batı'da olmak üzere insanları korkutmakta, ekonomisiz bölgelerde ise saldırganlaştırmaktadır. Konu sadece köktendinci İslamcılarla köktendemokrat gazeteciler arasında süren banal bir inat savaşı sanılmasın. Asıl konu, iklimleri ve sosyal yaşamı bozan global kapitalist sistemin çözülmeye başlamasıyla birlikte, sinirlerin de bozuluşuyla ilgili. Global barışı korumak için artık Batılı değerler kadar Doğulu ve Ortadoğulu değerlerin, hatta Güney Amerikalı değerlerin de dikkate alınması şart. Artık dünyada 'tek doğru' yok. Barış içinde yaşamak için karşılıklı saygı şart. BM bunu anlamış görünüyor. Darısı, kendisinden başka kuş tanımayan 'dediğim dedik'çi fanatiklerin başına. RadikalAkt: C.A

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.