Kalpler bir kere kırııldımı ....

Ferzende Serhedi · 22.12.2008 · 2 görüntülenme

Kürdistan gibi parçalanmış,
tarihi ilgili esas kaynaklar ve tarihsel veriler sömürgeci vandalistlerin
hışmına uğramış sömürge bir ülkede ortak bir duruşu ortaya çıkarmak
tam Herkules işidir.
Kürdlerin tarihi, bugünü ve geleceğine ilişkin eli kalem tutan, dili laf eden her Kürd'ün üzerine bir tarihsel sorumluluk var.

Sömürgecilerin asırlar boyunca yıktığı ve viraneye çevirdiği sadece Kürdistan coğrafyası, siyasal ve kültürel yapılaması değil..
Kürd insanıda payını almıştır..
Zaten Kürdistan coğrafyasında yapılan tüm tahribatların esas hedefi Kürd insanıydı..

Dün böyleydi..
Bugünde ...

Bu enkazların altında çıkmak uzun bir süreç alır..
Önemli olan geçmişte yaşanan tüm süreçleri elimizdeki olanaklar çerçevesinde sorgulamak gerekir..

Bu çabanın küçük bir kıvılcım olabilmesi için kollektif bir çaba
gerekir. Yani bir çok kürdün ortak hareket etmesi, ortak bir zeminde kendilerini ifade etmesi bu kıvılcımı yayabilir..

Kürdlerde bu ortak hareketlilik tarih boyunca ve hala devam eden süreçte de totaliter, merkezi ve yukarıdan empoze edilen yapılar sayesinden gündeme geliyor..
Bu tarihsel dinsel ve siyasal duruş, tek üniformalı bir yapı yaratığından
dolayı iradesiz kalıyor..
Çünkü karar mekanizmaları bir yada bir kaç kişiden düğümlendiğinden dolayı
alınan kararın doğru yada yanlışlığına bakmaksızın gelen emir dahilinde herkes uyar..
Aslında bu karar alıcıları Kürdlerin tüm dünya halkların sahip oldukları
hakları hedeflemiş olsaydılar, durum farklı olabilirdi..
Dünya esasında böyle oldu..
Ama, bizimkiler hep kaldıkları sistemler içinde kendilerini ifade ettiklerinden dolayı, bu ortak duruş geleceğimiz üzerine büyük açmazlar/hanidkaplar yaratıyor..

Kürdistan'da sivil toplumun ekonomik, siyasal ve kültürel altyaoısının zayıflığı ise işin tuzu biberi olabiliyor..

Diğer bir seçenekte özgür düşünen ve yukarıda dikte edilen emirlerini dışında hareket eden bireyler..
Bu bireylerin çabalarını birleştirilmesi önemli bir husustur.. Fakat, fertleşmiş(yada bu konuda bir mesafe almış Kürdler) Kürdleri bir araya getirmek ve ortak zeminde buluşturmak çok zordur.. Bu bireyler tamda Kürd atasözünde ifadesini bulduğu "serê du beranan di dîzekê de nakele" de ifadesini buluyor..
Benim isteğim bir çok beran'ın kafası bir arada pişsin..

Biz, duygularımızla hareket eden ve reaksiyon gösteren bir toplumuz..
Bunun tarihsel, toplumsal ve kültürel nedenleri vardır.. Sanıyorum Pascal söylemişti: "Duygularıyla hareket etme alışkanlığı olanlar, aklın alanıma giren şeylerden hiç bir şey anlamzlar" diye..
Ben Pascal kadan en uca vardırmak istemiyorum, ama bu duygularla hareket etme alışkanlığı insani ilişkilerde ya boğucu yada yıkıcıdır..
Ya sarılırız yada tekmeleriz..
Bunun bir ortak yeri olmalı..
İnsanlar ortak bir zeminde kendilerini ifade ettikleri zaman, birileri yanlış düşünebilir... Biri doğru..
Önemli olan o ortamda bulunan biriylerin tutumudur..
İşi duygulara bindirdiğimiz zaman karşımızdakileri dıştaladığımız zaman belki bir anlık kendi duygumuzu tatmin edebiliriz..
Ama, zaman aradan geçtikten sonra bir burukluk başlar insanın içinde..
Ve insanlar kendi kendilerine niçin böyle yaptım diye sormaya başlar..,
Ama bir kere kalp/kalpler kırılmıştır..
Tamiri zor..
Bizim gibi vatanın dışına düşmüş insanlarda bu çok görülür.

Silav û Rêz

İlgili

Yorumlar (1)

Kenan Fani · 17 yıl önce

Sevgili Ferzende, Yazın ortaya söylendiğinde güzel. Epey emek vermişsin. İyiniyetinden, birleştirici olmak isteğinden kuşku duymadığım gibi tamamen paylaşıyorum. Başlığa "kitabi" yazdım. Ekseriyetle taraf olduğumuz bir tartışmada bir çoğumuzun uğradımızdan sonra sizin bu yazınızda önerdiklerinizi davranış hattı olarak benimsemiz halinde hangi kefeye konulacağımızın anlaşılması anlamında bu nitelemeyi yaptım. Yazdıklarınız yaşanan durumun uzağında seyretmesi bakımından kitabidir. Dünyanın hiçbir yerinde insanlar herkese hakaret yağdırarak bir tartışmanın içinde bulunmazlar. Bu yolu seçenlere hiçbir tartışmada yer verilmez. İkincisi, dünyanın hiçbir kültüründe birileri kalkıp 'bize bu kadar hakaretamiz yaklaştığın yeter, hakaret etmeye hakkın yok' dedikten sonra hakarete devam etmezler. En önemlisi, realitenin kendisidir. Bu forumun katılımcıları istisnasız sömürgeci aşağılamanın, hakaretin, haksızlığın her türlüsüne kuşaklar boyu maruz bırakılmış insanlardır. Bu nedenle bu forumdadırlar. Haksızlığa, hakarete, aşağılamaya tavırlı oldukları için, bir daha karşılaşmamak için, boyun eğmemek için başkaldırmış insanlardır. Bu insanların çoğu kürtlerden gelen aşağılamalara karşı da aynı duyarlılığı taşımakta, insan onuruna yönelen aşağılamaların her türlüsüne karşı olduklarından birçoğu ülkesine dönememektedirler. Bu insanlara hakaret edilmez. İnsanın bu türlüsüne, insan soyunun bu cinsine hakaret edilmez. Bizler insanlığımıza kendine kürt diyenler tarafından forumlarda hakaretler yağdırılması için bunca kahra, bunca eziyete katlanmadık. Aksine, bütün bunlar bir son bulmalıdır diyerek taraf olduk, risk aldık ve daha da almaktayız. Hıyar, madrabaz, çizik kestane, göt, dedesi çapulcu, ilkel ve daha onlarca sıfatla aşağılanacak insanlar değiliz. Tüm bunların tartışma adabına sığıp sığmayacağı tamamen ayrı bir konudur. İstisnasız her kürt nezarethanelerden tutunuz cezaevlerine kadar bu aşağılama silsilesine maruz bırakılmıştır. Tüm bunların insanlıkdışı olduğundan hareketle kürtlerin her ferdinin onurlu bir yaşama layık olduğunu düşünmemizdir ki bizi milli bir mücadelenin içine itmiştir. Bağımsızlık mücadelesi başka hiçbir şey değildir. Sömürgecilik bu yüzden lanetlidir. Kürtlerin omuzlarına basmaya çalışanların aramızda yeri olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Omuzlarımız halkımızın yüceltimesine merdiven olarak vardır. Şahıslara merdiven edilmesi halinde ucunun nereye varacağı kürt siyasasının bugün saplandığı bataklığın tecrübeleriyle ortadadır. Hiç kimse "dava" uğruna, siyaset uğruna, kürtlerin hakareti sineye çekmesini beklemesin. Bizler o kadar çektik ki artık sinemiz yırtıktır, daha fazlasınınn sığdırılmasına yer yoktur. Kürdün aşağılanması isyan sebebidir. Bu tarihin her döneminde, her yerde, her kürt topluluğuyla ilgili olarak böyledir. Aksini düşünenenler yüreklerindeki sızının niçin onları dağa çıkardığına, mülteci ettiğine, mahkum ettiğine, mahpus ettiğine bir baksınlar derim. Bu forum mahkumların, mahpusların, sürgünlerin forumudur. Başka hiç kimsenin değil. Selam ve sevgiler.

Hanife · 17 yıl önce

Sn. Kenan Fani, Dediklerinizde cok haklisiniz hakaret etmeden tartismayi ogrenmemiz gerekir. Hele hele karsinizdaki sozlerinizden (goruslerden degil) rahatsiz oluyorsa ve bunu da acikca soyluyorsa karsi tarafin bunu goz onune almasi gerekir. Ama soylediklerinizde bir eksik nokta var onu da ben dile getirmek istiyorum. "Freedom of speech", konusma ozgurlugu genel olarak bir insanin hic bir yaptirima tabii tutulmadan, cekinmeden dusunduklerini dile getirmesidir. Bu aslinda en tehlikeli ozgurluklerden biridir. Cunku buyuk ihtimalle kisi genel bir goruse dair elestirel fikirlerini aciklar daha sonra da genel kabul goren fikrin neden degismesi gerektigini belirtir. Konusma ozgurlugu aslinda kisiyi devletin baskisindan korumak icin cikartilmistir ve demokratik ulkelerde tepe tepe kullanilir. Mesela ABD'de Amerikan bayragi yakmak serbesttir. Bir cok kisi bayraklarinin yakilmasini engellemek icin en yuksek mahkemeye (anayasa mahkemesi gibi) basvurmuslardir ama her seferinde yuce mahkeme bayrak yakmayi 'konusma ozgurlugu' cercevesinde ele alarak istegi ret etmistir. Bizim devletimiz olmadigi icin devlet seviyesinde konusamiyoruz ama gelin gorun ki bu son tartismada da goruldugu gibi genel kabule karsi fikirlerini aciklayan arkadasa yapilan kisisel saldirilar ve onu 'dusman' olarak nitelemeler de bunun tipik ornegi. Konusma ozgurlugune inanmayan bireylerin yarattigi bir devletin de demokratik olamayacagi da kesin. HeK'e yapilan saldirilara baktiginizda bu saldirilarin buyuk bir kisminin kullandigi dilden ziyade goruslerinden oturu yapildigini da gorursunuz. Bu bana gore cok daha tehlikeli. Sevgiyle kalin, Hanife