ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Xwend · 16.01.2010 · 1 görüntülenme
Kürt ayaklanmalarinda, Kürt liderler hep ihanete ugradilar. Gecmisde Seyh Said´e ve Seyid Riza´ya yapilan ihanet, bugün Öcalan´a yapilmakdadir. PKK´ye, Gerilla´ya ve sayin Öcalan´a yapilan saldirilari, atilan camurlar, hep bana gecmisdeki Kürt isyanlarini ve liderlerine yapilan ihaneti hatirlatiyor.
Cocuken büyülerimizden isittigim “ Kurd hainî “ sözü hep zoruma gitsede, artik bir Kürt atasözü haline gelen bu söz bir gercegin ifadesidir.
Düsmanin tezgahladigi oyunlarin oyuncusu olanlar, bu oyunlara ayakuyduranlar, uydurmiyanlarida uydurmaya zorlamak icin sabahdan aksama kadar davul calan, davulcularinda mutlaka bir beklentisi vardir. Ihanet.
Biji Kurdistan!
Kahrolsun Ihanet!
Kahrolsun Gönüllü Köy Koruculari!
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
doktor · 16 yıl önce
Sen bazen hatlari karistiriyorsun.Kendi yazdiklarini iyi bir oku ihanet ve ihanete sürükleyeni iyi yargilaman gerek.Yan ihante anam kürt diyerek yapacan yada anam türk diyene bakacan.Arti six SAIT ile Seyit Riza ve Ihsan Nuri Pasayi karistirma senin bu büyük ihanetciyi bu onurlu kürt Önderleri ile kiyaslama lütfen.[code] [/code] hürmetler
Xeyri · 16 yıl önce
bos konusuyorsun ici bos ajitasyon dönemi bitti anlamadinsa bir daha anlatalim daha öncede dedim tartismak mi istiyorsunuz? verili konusalim, daha önce astigim yaziyi göncelestiriyorum. Oku ve sadede gel. Bunlari savunan biri veya birileri mi ihanetci, yoksa bunlar ihanetcimi dedigimiz icin biz mi ihanetciyiz bir tartisalim ha ne dersin? Var mısınız Veriler Üzerinde Tartişmaya Gönderen: Xeyri (IP Kaydedildi) Tarih: 12 January, 2010 18:53 Burada farklı eğilimde katılımcı yazıyor. Doğaldır ki, birçok konuda farklı düşünebiliriz. Amaç Kürd milletinin kurtuluşu konusunda ortak bir payda da buluşmak olmalıdır. Eğer samimi isek. O zaman ivedilikle birbirimizi anlamaya çalışacağız. Yazdıklarımızı baz alacağız. Ortak noktaları tespit edip onları bir kenara bırakacağız. Ayrılıklarımızı gidermeye çalışacağız. Bu yapılırken kişisel kısır tartışmalardan kendimizi uzak tutmalıyız. Buna ek olarak savunduklarımızı mutlak doğru olarak başkasına dayatmaktan kaçınmalıyız. Karşıdaki ne savunuyor ona bakmalıyız. Madem hepimiz Kürdüz. Kürdler, bir millettir diyoruz. Her çağdaş millet gibi Kürdlerinde vazgeçilmez hakları var diyoruz. O zaman ortak bir hedeftede buluşabiliriz demektir. O zaman sorun ne? Sorun karşımızdakinden değil, kendimizden kaynaklanıyor demektir. Ona doğrularımızı anlatamamışız demektir. İşe buradan başlıyalım. Karşımıza almamız gereken Türk sömürgeciliği ve ihanettir. Üstünden anlaşılmayan bu iki konudur. Kişi olarak benim yaklaşımın tüm kurum ve kuruluşlarıyla Türk sistemi düşmandır. Bu düşman gücü biz Kürdlere “kardeş“ olarak sunanlarda isterse Kürd olsunlar bunlarda düşmandır. Literatördeki ismide ihanettir. Şimdi size ihanetçi olarak gördüğüm Öcalan ve onun dümen suyundaki kişilerin bazı belirlemelerini aşağıya alacağım. Okuyun bakalım. Söylediklerinde Kürdler lehine tek bir olumlu ifade bulursanız, yanıldım siz haklısınız diyeceğim. Yok eğer gösteremeseniz lütfen ama lütfen bir daha burada Öcalan ve onun güdümündeki oluşumları bize Kürlerin değerleri olarak satmaktan vazgeçin. Ha bunu bilinçli olarak yapıyorsanız bunun yeri burası olmadığını söylemek zorundayım. Bu işi yapan sayısız platform var. Gidin orada bunu yapın. Öcalan ve müritlerinin dediklerini aşağıya alıyorum. İşte size veri. Bunlar üstünde tartışalım. Ama sizden ricam birbirimize güç, halkın desteği, gerilla, savaş, şehit edebiyatı yapmaktan kaçınalım. ... Abdullah Öcalan; “Misak'ı Milli'nin içerisinde şu anki bilinen Türkiye sınırları değil, Musul-Kerkük ve Suriye'deki Kürtler de dahildir.“ “Misak-ı Milli Kürt Türk birlikteliğini ifade ediyor. Kurtuluş savaşı Türkler ve Kürtlerin ortak savaşıdır.“ “Savaş olursa Kürdistan kopuşa gider. Biz ısrarla barışı savunuyoruz, barışı getirmeyenler sorumlu olur.“ ... Murat Karayılan; "Türkiye'de sorunun çözümünü ordu istemiyor havası yaratılıyor, bu doğru değildir. Çözüm istemeyen, ordudan daha fazla sivil siyaset anlayışıdır.“ ... Osman Baydemir; “Belki de rabbimin bana nasip ettiği bu son konuşmamdır...Ben bir Kürt evladı olarak çıkıp derim ki askere sıkılan kurşun bundan böyle bana sıkılsın.“ ... “Kürt sorununun çözümü“ çerçevesinde Aysel Tuğluk'a; “Toplumsal mutabakatın sağlanması için sizce en çok dikkat edilmesi gereken husus nedir?“ sorusu soruldu. Verilen cevap Apocu cenahın “çözüm“den ne anladıklarının özetidir. “Ölümcül tecridin kaldırılarak Öcalan'ın koşullarında öncelikle ciddi bir rahatlatmaya gidilmesi.“ Evet! Cevap açık ve net. Kürdistan sorunu, Öcalan'ın için de, bulunduğu koşulların iyileştirilmesine indirgenmiş. .... DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, “Biz DTP olarak askeri operasyonların durması ve çözüm arayışlarına şans tanınması için bir kez daha Başbakan'a açık bir çağrı yapıyoruz; Başbakan'ın anlayabileceği bir şekilde ifade etmek gerekirse Ordunun veya Emniyet'in silah bırakması gibi abes bir çağrı değil bizim yaptığımız, açıkça operasyonların durması çağrısı yapıyoruz. Ölümleri durdurabilmenin başka hiçbir yolu olmadığı için bu çağrımızda ısrarcıyız." "Federasyon, Kürt sorununu için gerçekçi bir çözüm değil. Türkiye etnik bölünmeye uğrar!" ... DTP, “Tek vatan, tek bayrağa itirazımız yok.“, ’Devletin dili' yerine ’Devletin resmi dili' yazılmalı... “Devletin Dili Türkçedir“ ifadesinin “Resmi dil Türkçedir“ olarak değiştirilmeli.“ ... Emine Ayna, “Kürt sorununun çözümünü. Türkiye kavramı olmalı, Türk Milleti değil. Türkiye Ulusu olmalı, Türk Ulusu değil. Türkiyelilik kavramı olmalı, Türk değil. Bunlar değiştiği zaman çözümün yolu açılır.“ ... Orhan Miroğlu, “Âkil adamların dünyanın ihtilaf yaşanan çeşitli bölgelerinde yürüttükleri çalışmalar; ulusal sorunlarda asıl zorluğun devlet olmak isteği ve toprak talebiyle alakalı olduğunu gösteriyor. Mesela Filistin'de, Bask sorununda mesele budur. Oysa Kürt sorunu ne toprak talep etmekle alakalı bir sorundur, ne de devlet talebiyle ilgili bir meseledir. Kürtler toprak da istemiyor, ayrı bir devlet de.“ ... Ahmet Türk; “Irak'ta olsam federasyonu savunurum. Çünkü oradaki Kürtle Arap kaynaşmamış. Ama bizde Kürtle Türk gerçekten bin yıldır birlikte. Biz bu yüzden, Türkiye'de federasyonu savunmuyoruz.“ “Çözüm için ortamı yumuşatmak adına PKK, jest yapabilir ve silahlı militanları sınır dışına çekebilir. Barış çabasının ciddi olduğuna ve pusuya düşürülmeyeceğine inansa bunu yapar.“ "Geçmişte etnisiteyi çok öne çıkaran bir mantığa sahiptim. Ama bugün etnisite üzerinde siyasetin büyük tehlike ve tuzaklarla dolu olduğunu görmeye başladım. Eskiden 'herkesin devleti varken Kürtlerin niye olmasın' diyorduk. Şimdi bunun kolay olmadığını ve böyle bir durumun birlikte dostça yaşayan iki halk arasında büyük düşmanlıklar yaratacağını ve bu halkların geleceğini karartacak bir noktaya götüreceğini düşünüyorum. Etrafımız tuzaklarla dolu. Çek ve Slovaklar gibi değiliz ki. Bence birlikte yaşamanın müthiş yararları var. Kaldı ki dünya küçülürken bu durumun tersini savunmanın yararı yok." “Hiç kimsenin bayrakla, sınırlarla bir sorunu yoktur, olmaz. Ülkenin ortak dili Türkçedir, Türkçe olmaya devam eder. Hatta kendi anadilinde eğitim yapacak olanlar için, Türkçe ortak iletişim dili olarak korunur.“ Sırrı Sakık; “Sürekli bu halka zulüm etmek isteyen siyasetçiler, şiddet ve kandan beslenen siyasi partiler, ne söylerler; Kürtler bölücüdürler. Tam tersine biz bütünleştiriciyiz. Biz Çorlu ile Diyarbakır'ı buluşturmaya yemin ettik. Demokrasiyi ve hukuku onun için istiyoruz. Gittiğim her yerde söylüyorum, bizim bildiğimiz tek şey, Allah tektir. Gerisi insanların kurduğu bir düzendir. Ama biz Başbakan'ın o tekli politikalarına karşıyız. Ama biz Kürtler iki ayrı devlet istemiyoruz. İki ayrı bayrak istemiyoruz. Bu coğrafyada Edirne'den Şırnak'a kadar özgür bir Türkiye istiyoruz.“
Xwend · 16 yıl önce
Su sunu söylemis, bu bunu söylemis. Bunlari gec. O zaman bende sana sadece Sayin Necirwan Barzani´nin gecenlerde söylediklerini hatirlatayim. Ne demisti Necirwan? Gerillayi Dagdan indirme planini MIT ile birlikte hazirladik. demisdi. Baska, Türke sikilan her kursunu bize sikilmis olarak kabul ederiz. Demisdi.......
Mehemedé Paloyé · 16 yıl önce
Sevgili Xwend Ben şahsım adına PKK de unutmadığım bir cümleyi örnek alırım. Teslimiyet ihanete , direniş zafere götürür ! Ne yazıkki Öcalan yakalandığı gündede mahkemedede en çok eleştirdiği Palulu Kör Sadi ve SeyitAbdulkadiri örnek aldı.Yani teslim oldu. Şéyx Said, Xalıt Beg, Seyit Rıza, Qazi Muhammed ve niceleri esir düştüler ama Teslim olmadılar.Buna özellikle dikkatini çekerim. Ayrıca Şéyx Saide ihanet eden Mehmet Şerif Fırat idi, Xalıt Bege ihanet eden Binbaşı Kaso idi ve Seyit Rıza yada ihanet eden Rayberdi. Şimdi ben Apoyu lider kabul etmiyorum diye banadamı Rayber veya Qaso diyeceksin ? Ha eğer dediklerin gerçekten Kürd önderli iseler-ki önder olduklarından şüphem yoktur- İngiliz ajanı diyende yine Öcalandır.Bazende kullanıldı diyor. Keşke bu kadar cesur olan militanları veya taraftarları kadar cesur olsaydı.O zaman düşmanda saygıyla karşılardı onu ! Düşmanın ağzı açıldığında onun o günkü davranışı bir tokat gibi hep suratımıza indi !!! Selamlar
aktarma · 16 yıl önce
Aslında PKK yönetimi, ne demokratik cumhuriyet ve nede Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için gerilla savaşı gerekmediğini gayet iyi bilmektedir. Ancak iki cepheden kuşatılan ve tuzağa düşürülen PKK'nın yönetim erki içerisinde, bu çıkmazdan kurtulmayı başarabilecek gerekli iradi yapı kesinlikle yoktur. Bu konuda, daha önce sayısız makale yayınlanmasına karşın, aslında bölük-pörçük değerlendirmelerden ziyade PKK tarihinin yeniden yazılmasına şiddetle ihtiyaç vardır. PWD olarak, başından itibaren böyle bir öneride bulunmuştuk. Şimdi bu öneriyi tekrarlayan ve yeniden gündeme getiren arkadaşlar olmaktadır. Gerekli koşullar oluşur veya hazırlanırsa, buna katkı sunacağımız açıktır. Aradan dört yıl geçti; mevcut durum ve geçmiş tecrübelere dayanarak, ayrılık konularını şimdi çok daha somut olarak ortaya koyabiliriz PKK'nın mevcut yönetimi ile aramızda stratejik her konuda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Ancak, güncelliğinden dolayı, sadece silahlı mücadele konusunda, neden görüş ayrılığına düştüğümüzü açıklamak istiyorum. Biz silahlı mücadelenin artık miadını doldurduğunu ve Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinden çok Türkiye'de şoven, militarist yapının güçlenmesine neden olduğunu söylüyoruz. Yirmi yıldan daha uzun bir süre dağda kaldıktan sonra bu sonuca varmamızın son derece anlaşılır, haklı ve bilimsel nedenleri vardır. Ancak asıl maksadım, bu temelde bir değerlendirme yapmak değildir. PKK'nın ateşkesten sonra, 2004 yılında, yeniden başlattığı silahlı mücadelenin asıl görünmeyen yüzüne bakmanın daha acil ve çarpıcı olacağını düşünüyorum. PKK ayrılma nedenlerimizi çok farklı bir mecraya çekmek istemektedir. Bizi ihanetle suçladıkları yetmiyormuş gibi, yorgunluğa yorumlayan çok gülünç değerlendirmeler bile yapılmaktadır. Oysa, gerilla savaşının, ’demokratik cumhuriyet' ekseninde yapılacak kısa bir değerlendirmesi bile bizim neden bu savaşa karşı çıktığımızı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. PKK'nın gerilla savaşını, Kürdistan'ın bağımsızlığı ve Kürt halkının özgürlüğü için geliştirdiğini belirtmeye dahi gerek yoktur. Buna karşılık Abdullah öcalan yakalandıktan sonra bağımsızlık çizgisinden vazgeçerek ’demokratik cumhuriyet' tezini savunmaya başlamıştır. PKK'nın ’demokratik cumhuriyet' tezini benimsemesi, halk savaşı stratejisinden vazgeçtiği anlamına gelmektedir. Demokratik cumhuriyet tezi; gerilla savaşını, sadece geçersiz değil, aynı zamanda gereksiz hale getirmiş bulunmaktadır. çünkü, Türkiye cumhuriyetinin demokratikleştirilmesi için gerilla savaşına ihtiyaç yoktur. Gerilla savaşı ’demokratik cumhuriyet' stratejisinin temel mücadele yöntemi değildir. Benimsediği stratejinin doğal sonucu olarak, daha değişik mücadele yöntemlerini esas alması gereken PKK'nın, gerilla savaşında ısrar etmesi, son derece tutarsız ve çelişkili bir tablo ortaya çıkarmıştır. PKK'nın mevcut pratiğine bakıldığında bırakalım siyasal mücadele yöntemlerine stratejik değer vermesi, tali planda rol biçtiği bile tartışmalıdır. Hedefler programına demokratik cumhuriyet tezini alan PKK'nın siyasal mücadele yöntemlerini bir tarafa bırakarak gerilla savaşında ısrar etmesi, aslında kendi stratejisini inkar etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. PKK yönetiminin iki arada, bir derede kalan beynamaz duruşu bu çelişkili yaklaşım tarzından kaynaklanmaktadır. PKK'nın demokratik cumhuriyet adına geliştirdiği pratik, eski mücadele anlayışının utangaç ve karikatürize edilmiş tekrarından başka bir şey değildir. Kürt halkının, PKK'nın, ’demokratik cumhuriyet' adına ısrarla sürdürmek istediği kör savaşı ve bu uğurda şehit düşen binlerce gerillanın döktüğü kanı anlaması mümkün değildir. Zaten bu yüzden, PKK, demokratik cumhuriyet tezine denk düşmeyen bu çelişkili ve kafa karıştıran pratiğini izah etmekte hayli zorlanmaktadır. Nitekim, savaşı yeniden başlatmanın gerekçeleri arasında demokratik cumhuriyet tezinin esamisi bile okunmazken; PKK yönetimi, son derece oportünist bir tavır takınarak, gerilla savaşını, sadece Abdullah öcalan'ın özgürlüğüne indirgemiş bulunmaktadır. Oysa, tarihte kim olursa olsun, peygamberler dahil, hiç kimsenin özgürlüğü için savaş verilmiş değildir. Bir kişinin kurtuluşu için, binlerce insanın ölüme gönderilmesi, özgürlük savaşı değil, insanlık suçudur. Savaşlar ülke, ulus veya sınıfların kurtuluşu için verilir. Bireylerin özgürlüğü ulusal sorunun çözümü ve ülkenin kurtuluşuna bağlı olarak ele alındığı oranda anlam kazanır. Bu konuda PKK atların önüne arabayı alarak sadece Kürt sorununu değil, aynı zamanda uğrunda mücadele verdikleri Abdullah öcalan'ın özgürlüğünü de yokuşa sürmektedir. Aslında PKK yönetimi, ne demokratik cumhuriyet ve nede Abdullah öcalan'ın özgürlüğü için gerilla savaşı gerekmediğini gayet iyi bilmektedir. Ancak iki cepheden kuşatılan ve tuzağa düşürülen PKK'nın yönetim erki içerisinde, bu çıkmazdan kurtulmayı başarabilecek gerekli iradi yapı kesinlikle yoktur. Bu açıdan PKK'nın akıbetinde, kendisini tüketinceye kadar kör dövüşte ısrar etmekten başka bir seçenek görülmemektedir. PKK; mevcut durumda, sadece gah-ı bulunan, ancak karar yetkisi kesinlikle olmayan iradesiz bir yönetime sahiptir. Bu açıdan PKK yönetiminden kişilikli bir duruş istemek, yıllardır bu beklenti içerisinde olan KDP ve YNK'nin yaptığı gibi kendini kandırmaktan başka bir sonuç vermeyecektir. PKK'dan gerilla savaşını sürdürmesini isteyen Kürt halkı değildir. Buna karşılık PKK'dan savaşmasını isteyen bir değil, pek çok güç odağı bulunmaktadır. Amerika, İran, kısmen Suriye ve PDK ile YNK'nin mevcut durumda savaşı durdurmak istediğini söylemek için zaman henüz çok erkendir. Ancak PKK'dan savaşmasını isteyen asıl güç odağı, Amerika veya bölge devletleri değil, Türk devletinin kendisidir. İki bin yılının Ağustos ayında, içerde bulunan tüm gerilla güçlerini Güney Kürdistan sınırına çekme kararı verdiğimizde buna Türk Genel Kurmay Başkanlığı tarafından itiraz edilmiş ve Abdullah öcalan ile yapılan görüşmelerden sonra beş yüz gerillayı kuzeyde bırakmak zorunda kalmıştık. PKK'dan ayrılmamıza neden olan savaş kararı, bizzat kuzeyde kalması Türk ordusu tarafından istenen bu beş yüz kişilik gerilla gücüne karşı geliştirilen operasyonlar gerekçe gösterilerek alınmıştır. üstelik savaş kararına, PKK yapısının karşı iradesine rağmen, Türk ordusunun izni dahilinde kongreye katılan ve Abdullah öcalan adına konuştuğunu söyleyen avukatların dayatmaları sonucunda varılmıştır. PKK yönetimi tarafından farklı izah edilmesine rağmen 2004 yılında alınan savaş kararının gerçek hikayesi budur. Bizim ulusal kurtuluş mücadelesi adına değil, Türk ordusunun dayatmaları sonucu başlatılan bir savaşa ve bu temelde işlenen cinayetlere ortak olmamız mümkün değildir. Başka hiçbir nedenden dolayı değil, en başta Kürt halkının en dinamik gücü olan gerillanın demokratik cumhuriyet uğrunda ölmesini istemediğimiz için ayrılmak zorunda kaldığımızı, bilmem bir kez daha belirtmeye ihtiyaç var mıdır? 16 Kasım 2008 N.TAŞ (Botan Rojhılat) PWD nerin
Xwend · 16 yıl önce
Sayin Mehemedé Paloyé, Sayin Öcalan´in söylediklerini bende tasvip etmiyorum. Bu ayri bir konu, Ihanet ise ayri bir konudur. Öcalan Kürdistan daki Kahraman Gerillalerin lideridir. Kürt Halki da ona sahip cikiyor. Gönüllü Köy koruculerinin ona saldimasi camur atmasi ile “hain“ olmaz. Selamlar