Siyaset

Kaçıncı Kovuluş!

Rojhat Badikî · 05.12.2012 · 2 görüntülenme

Kaçıncı Kovuluş!

8 yıl aradan sonra BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündemde. Sömürgeci Türk devletinin Din-İman'ı dilinden düşürmeyen 5 rekat namazlı müslüman başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Hazretleri, Filistinli çocuk için yüreği dağlanırken, Kürt çocuklarının katlinin vacip olduğunu der durur. 8 yıl önce, iktidar da bulunanların Kürt-Kurdistan sorununa bakış açısı neyse bugünkü dini bütün Türk müslümanın bakış açısı aynidır. Türk iktidar cephesinde değişen bir şey yok. İktidar da kimin oluşu da önemli değil, Müslüman, Demokrat Liberal yada Solcu, isim değişiyor ama Zihniyet ayni: Kurdistan' ın sömürge statüsü ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının değişmemesi için ne gerekiyorsa, onun yapılmasıdır.

TC bekçilerinin tavrını anlıyoruz, kendi düşünce yapısı içersinde, savunduğu dava açısında, içsel bir bütünlük arz ediyor, TC' nin yüksek çıkarlarını korumak, ortak amaçları!

Peki ama ezilen, sömürülen, aç-yoksul Kürt insanın oyları ve TBMM' nin özel imtiyazları ile palazlanan Kürt kökenli milletvekillerinin derdi ne? TC, tarafından sürekli aşağılanan, dövülen, horlanan, yerlerde sürüklenen BDP milletvekillerinin Türkiyelilik aşkı nereden kaynaklanıyor.

Apar-topar, yaka-paça adi bir mahkum gibi içeri atılıp10 yıl cezaevinde yatırılan eski DEP milletvekillerinin dışarıya çıkışlarının ardı, Kurdistan' da yaptıkları gezilerde TC dizilen methiyeleri nasıl açıklamak gerekir. TC' ye duyulan aşk, onur ve şahsiyetten önce mi gelir? Anladık, bireylerin kendine özgü tasarufları bireyi bağlar ve bir tercih meselesidır. Ama kamuoyu adına, bir toplum adına hareket edenin, aşkı için bireysel tasarufta bulunma hakkı yoktur. İsrar ediyorsa, toplum adına giydiği gömleği üstünden çıkarır, onun adına konuşma hakkını red eder sonra da istediğ şekilde yaşar. Kendi yaşam tarzın, kendi ilişkilerini bireysel tasaruf hakkını istediği şekilde kullanır.

Bir yandan sömürgeci Türk devletinin destek değneği diğer yandan Kurdistan halkının savunuculuğu! Hasip Kaplan değilmiydi '' Biz olmadan bayrağınız burada özgür dalgalanamaz '' diyen.

Asıl trajedi Gülten Hanımın ''Bir daha Kürtleri bu parlamentodan kovarsanız, Kürtler bir daha bu parlamentoya gelip gelmemeyi düşünürler. '' Yani Kürt' ler adına politika yapanlar defalarca, enselerinden tutulup kapı dışarı edildiler. Sokaklarda polislere dövültürüldüler, hakarete uğratırıldılar. Birde durup dururken bunca aşağılanmanın yanında TC' ye akıl vermeyi de ihmal etmiyorsunuz.

10 yıl cezaevine atılan DEP milletvekillerinin izinden gidiyorsunuz. Onlar 10 yıl yattıp çıktıktan sonra, evlerinde soluk bile almadan Kurdistan turuna gönderildiler. 10 cezaevine yatırılan, KCK davasından dolayı yine içeri alınan Hatip Dicle, 2004 yılında çıktığı Kurdistan gezisinde :Türkiye'de son 5 yılda çok şey değişti. Devlet de çok değişti. İnkar politikaları terk edildi. Kardeş Türk halkına Kürt kardeşlerinin mesajını iletiyoruz: Mustafa Kemal'in kurduğu cumhuriyetçi, laik ve sosyal hukuk devletini kabul ediyoruz. Türkiyelilik üst kimliğiyle Kürt sorunu çözülebilir. Cumhuriyetin kuruluşunda Türk-Kürt harcı vardır.

Cezaevinde Kürt halkının şahsında Sakharov ödülünü alan Leyla hanım: Bölge gezimizle bir kez daha açığa çıkmıştır kî; bölge insanı, özgün dil ve kültürel haklarının Türkiyelilik üst kimliğinde ifade edilebileceğini düşünmekte ve toplumda eşit - özgür birer yurttaş olarak, coğrafi ve siyasal bütünlüğün daha da güçleneceğine inanmaktadır. Türkiye Cumhuriyetini sembolîze eden tüm değerlere bağlı ve saygılı bir duruş sergiliyoruz, biz Türkiyeliyiz.

Kemalizm ve TC' nin kuruluş felsefesini '' Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler! Cümleleri ile ifade eden Mahmud Esat Bozkurtan günümüze neler değişti de, halen Kurdistan halkına çözüm adresi olarak Ankara ve TBMM' si gösteriliyor?

O halde Gülten Kışınak, Leyla Zana ve Hatip Dicle' ye yada sistemin kurucus ve Önderi A. Öcalan' a şu soru sorma hakkımız var; Kemalizm yada Türkiyeliliğin tüm sembollerine saygılı iseniz kimin adına neyin mücadelesini veriyorsunuz?

Neden, TBMM' sinden atılmanızdan şikayetçisiniz? Atılmanız Kurdistan halkı açısından iyi ve hayra vesile olur ve belki de, manipülatörlük göreviniz son bulur, Kurdistan ulusal mücadelesi de sağlıklı bir rota doğru evrilir!

05.12.12
Rojhat Badikî

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.