Kürt Sorunda Çözüm: Yeni Osmancilik
Rojhat Badikî
·
08.12.2012 · 2 görüntülenme
‘’Eğer bu kez Kürtler savaşırlarsa bu Saddam’a karşı bir savaş olmayacak; Kürt –Arap savaşı olacaktır.’’ Bu cümle, Bağdat-Hewler çelişkilerinin yoğunlaştığı bir dönemde, Irak Başbakanı Nuri Maliki tarafından sarf edilmiştır. Geçenlerde, Türk başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ da buna benzer sözleri, Kurdistan halkına karşı kullanmıştı. Müslüman olmayan PKK’lilerin cezalandırılmalarının vacip olduğu anlamında sözler sarf etmiştı.
Mikrofonu önünde bulan her sömürgeci devletin, cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanı, askeri kurmay başkanları...vs le Kurdistan halkını tehdit edip hakaret etmekten çekinmiyor.
İran’ın eski ruhani lideri Humayni de Kürtlerin, özgürlük ve bağımsızlıkları için mücadele edenlerin öldürülmelerinin helal olduğu Kurdistan halkına karşı savaşanlara cennetin anahtarlarını dağıtıp ölenlerin, doğrudan cennette gideceğinin fetvasını vermişti. Halkının özgürlüğü vatanın bağımsızlığı için mücedele eden her Kurde karşı sömürgeci 4 devletin kullandığı dil uyguladığı metod aynidır.
Ama her nedense Kurdistan ve Türkiye’de bazıları ve kimi politik yapılanmalar ısrarla ‘’ Öküz altında buzağı’’ aramaktadırlar. Bu nedenir; her halde tarihi bilip tarihten ders almamadır. 1071’ te, Türk’ lerin bu coğrafya’ya adım attıklarından şimdiye kadar kan ve gözyaşı durmadı.
Türk stratejik araştırma merkezlerinde tartışılan kimi fikirler ne yazık ki bazı Kürt ‘’aydınları’’ tarafından yeni bir kurtuluş reçetesi gibi kendi orijinal fikirleri olarak piyasaya sürmekten çekinmezler. Türkiye’ nin hamiliği ve bunun etrafında yapılan tartışmalar, Türkiye’ nin bölgesel süper güç olma ekseninde( yeni Osmancılık olarak adlandırabiliriz) yürütülen tartışmalarda yedek güç olarak düşünülen Kürt’lerin, farklı bir misyonlarla, Türkiye’ nin süper güç olması durumunda Kürt-Kurdistan sorunun çözüleceği imajını yaymak, bıkmadan usanmadan bunu sürekli gündemde tutmak, TC’nin yararınadır. Kürt’lerin bu tür eylemlerden, Kürt yedek tekel olacağı bütün argümanlardan kaçınmaları gerekir.
Kürt’ lerin himaye edilip askeri güç olarak kullanılmasının yararlanı her zaman Türkler ve onun devleti olmuştur. Enver Paşa’nın Sarıkamışta büyük Turan ülkesi uğruna soğuklarda dondurtukları 125 bin askerin tümüne yakını Kurdistan evladı idi. Kıbrıs işgalinde ölenlerin çoğu da Kurdistan evladıydı. Şimdi bazı aydınlar Recep Tayyip Erdoğan’ın Turan hayallerine ulaşmak ihtirası için Kürt’leri yedek güç yapma çağrıları Kurdistan’ın kuzeyini aşıp diğer parçaları da kapsamaktadır. Kuzey yetmez, Doğu, Güney ve Güney-Batı Kurdistan’ da himayesine girsin!
Türkler ve onun devleti ile girilen her sözde ittifak-işbirliği Kürtlerin, Kurdistan halkının kataliam ve sürgünü ve Türklerin topraklarının sınırlarını genişletme ile sonuçlanmıştır. İttifak yada işbirliği eşit olanların, birbirlerinin haklarını tanıyan ona saygı duyanların; antlaşmasıdır. Eşit ve özgür olmayanların birliktenliği; ittifak-işbirliği olarak adlandırılamaz olsa olsa bunun adı kullanılma, boynunda zincirle efendinin çıkarları doğrultusunda ölme-öldürmedır.
Sonuç olarak; Ulusal kurtuluş mücadelelerinin tersine, Kürt kimlikli insanların Türkiye-Kurdistan ilişkilerinde yaşanılan sorunların çözümü için öne sürdükleri, çözüm argumantlarının, (Türk devletinin ‘’ demokratikleşmesi’’ yada güç olması bağlamında) Kürt sorunun çözülmesini bir yana bırakın, Türk devletinin Kurdistan’ daki sömürge statüsünün devamı yönünde güçlü kozlar vermektedir. Bu tavır Türk devletinin Kurdistan halkı üzerindeki zülm ve katliamlarını daha da katmerleştirirken, Kürt’lerin asimile edilmesi planlarına da zaman kazandırmaktadır.
Gazze Şeridi'ni ilk kez ziyaret eden Hamas'ın siyasi lideri Meşal, "Irmaktan denize, güneyden kuzeye kadar, Filistin bizimdir. Topraklarımızın bir santiminden bile ödün verilmeyecek. İsrail işgalinin meşru olduğunu asla kabul etmeyeceğiz. Ne kadar uzun zaman alırsa alsın, İsrail'in meşru bir tarafı olmayacak." dedi.
Kurdistan halkı ve Kurdistan ulusal davasının yaşadığı yüzyıllık talihsizlik; işgal altındaki Kurdistan toprağı, asimilasyon ve katliamlar altinda inleyen Kürt denilen mazlum bir halkı düşünmekten ziyade, Sömürgeci-Irkçı bir devletin nasıl bölgesel güç olacağına dair kafaların yorulmasıdır. Doğal olarak sınırları temel almayan bir çözüm, çözüm olamaz....!
08.12.12
Genève
Rojhat Badikî