Siyaset

K. Kürdistan’da yeni sömürgeci yaşam

bahoz þavata · 27.12.2006 · 1 görüntülenme

K. Kürdistan’da yeni sömürgeci yaşam

 Kuzey Kürdistan, Kürt Hükümetlerinin tasfiye edildiği 19. yüzyılda yeni Türk egemenlik biçimi ile tanıştı. Dolaylı siyasal bağımlılık yerini merkezi bağımlılığa bıraktı.Ülkenin parçalanmaya yüz tutulduğu 1920’ler de; önemli insan ve toprak kayıplarına rağmen Kürt halkı dünya savaşının bitiminden memnundu ve umutluydu. Rus ve Ermeni tehdidinden kurtulmuş, genelde “ittifak yaptığı” yeni devlet oluşumundan beklentileri vardı.1923’te yeni kurulan TC Devleti’nin, Lozan Antlaşması sonrası, kabul ettiği 1924 Anayasası nedeniyle Kürt milli kimliğini inkar etmesi, kandırılmış olan Kürt halkını, milli haklarını edinmek için 1938’lere kadar süren bölgesel isyanlara sürükledi. Milli isyanlarda, yenilen Kürt halkının kayıpları oldukça ağırdı. Yengi sonrası, askeri işgalini K. Kürdistan’da pekiştiren Türk devleti, ülkede kurumsal işgalini geliştirdi. TC tarafından Kürt halkı öncelikle Türkleştirilmek için hızla asimilasyon ve entegrasyona uygun politikalara maruz kaldı. Ekonomik alanda sömürgeleştirilmenin bir uzantısı olarak Kürdistan’ın yer altı kaynakları öncelikle işletildi. Kürdistan ekonomisi, Türk metropollerindeki özel sermaye kesimlerinin ve devletin kontrolündeki -KİT- ekonomik kurumlara bağımlı hale getirildi. Fakat K. Kürdistan, en büyük değişimi, 1980 sonrası gelişen serbest rekabetçi ekonomi politikaları ve yine hızla yükselen KMM’ ne bağlı olarak, son yirmi yıl içinde sıcak savaş konjönktörü üzerinden yeni sosyal, ekonomik ve siyasal değişimlere zorlanarak yaşadı. Bir çok iktisatçı ya da sosyal bilimci için sıcak savaşım altındaki bir sömürge coğrafyasını analiz etmek zorlaşır. Üstelik aynı dönemde bu ekonomik yaşam dahi yeni küresel bir politikaya tabi kalmıştır.  Böylesi hallerde her şeyin hızla alt üst olduğu bir süreç oluşur. Nitekim K. Kürdistan da böylesi bir değişimi sunmakta. K. Kürdistan’daki sömürgeciliği iki ana parametreye; serbest rekabetçi ekonomi ve savaş ekonomisi konjönktörüne bağlı kalarak analiz etmek belki de bize, Kürdistan’da gelişen değişimleri tanımamıza daha da yardımcı olacaktır. 1. Serbest Rekabetçi politikalar ile değişen sömürge yaşamı:Klasik anlamda gelişen Türk sömürgeciliği bu dönemde daha değişik içerik ve biçemler edindi. Küresel sömürü araçları ile daha yoğun buluşan Türk ekonomisi, K. Kürdistan ekonomisini de yeniden biçimlendirdi. Devlet (1983-Özal Hükümeti ve sonrası) serbest rekabetçi ekonomiye bağlı kalarak özelleştirme programları çerçevesinde ekonomiden elini eteğini çekmeye başladı. Türkiye’nin, AB Gümrük Anlaşmaları ile yabancı sermayeye kapıları açması, Türk Parasını Koruma Kanunu değiştirmesi, gümrük sınırlamalarını kaldırması ve dünya ticaretinin gereği olan yükümlülükleri benimsemesi Türk ekonomisini küresel ekonominin parçası haline getirdiği gibi, bu değişimler, zamanla K. Kürdistan’ı tam bir milletler arası küresel sömürge pazarı haline getirdi. Yirmi yıl zaman zarfında tamamıyla özel sektörün Kürdistan pazarına hakim olması, devlet teşekkülü Kamu İktisadi  Teşebbüslerinin önemli kesiminin tasfiye edilmesi ve yerli üretim mallarının üretiminin desteklenmeyerek serbest ekonomi politikalarla geriletilmesi üzerine K. Kürdistan’da büyük bir değişim yaşandı. Kürdistan tam bir küresel pazar haline geldi. İşletme olarak küçük sanayie dayalı küçük sanayi çarşıları dışında herhangi bir yatırıma gidilmedi. Ancak devlet için kendisini tehdit eden anti-sömürgeci bölge olmaktan çıkmış; Antep, Maraş, Malatya, Elazığ gibi şehirlerde özel büyük yatırımlara yol verildi.  Diğer yandan sömürgeci devlet, Kürdistan’da mecbur kalınan ya da zorunlu ihtiyaç arz eden alanlara yöneldi. Nitekim bu alanlarda da yer altı kaynakları: Petrol, Bakır, Krom vs. işletmeler ve su kaynakları üzerine kurulu hidrolik barajlar dışında herhangi bir yatırıma gidilmedi. Kürdistan’a bir şey bırakmayan nitelikleri ile bu yatırımlar da; talancı, “Sünger Yatırımlar” olarak değerlendirilebilir. - GAP İdaresi verilerine göre, 1990-2005 arasında kamu kaynaklarından ayrılan pay yılda ortalama yüzde 6,9. Bugün proje kapsamında 8 hidroelektrik santral tamamlanmış. Türkiye’de kullanılan elektriğin % 47' si bu santrallerde üretiliyor. Bölgede üretilen petrol Türkiye’nin yıllık tüketiminin % 18’ni karşılıyor. Bu yaklaşım, Kürt ekonomisini ayakta tutan hayvancılık, ziraatçılığı ortadan kaldırdı. Pazarda yerli üretim adına çok marjinal orjin mallar dışında yerli mal bulmak artık imkansız hale geldi. Kürdistan’da bu iktisadi değişim, beraberinde sosyal alanda da yeni değişimleri yaşattı. Artık ürettiği malın hiçbir kazancını göremeyen kırsal alanlar hızla boşalmaya başladı. Bu boşalım, Türk Devletinin emniyet nedenleri ile yaptığı köy boşaltmaları dışında başlı başına bir olguydu. Nitekim kırlarda boşalan Kürt halkı, Türkiye’nin her yanına dağıldı. Edirne’den Hatay’a, Muğla’dan Trabzon’a göçler oldu. Ekonomik nedenler ile başlayan bu göç olayında az bir nüfusun, özellikle Kürdistan’ın gelişmiş ve iş hacmi olan şehirlerine göçü oldu. (Antep, Malatya, Urfa, Elazığ ve “Çukurova” gibi şehirler bu göçten nasiplenen şehirler.) Bu şekilde göç eden nüfusun son yirmi yılda yaklaşık iki buçuk milyon olduğu tahmin ediliyor. Kırın en yoksulları ise ya köylerinde kaldı veya özellikle en yakın şehirlere yöneldi. Düşünün bir kere 1990 da nüfusu 275 bin olan Diyarbakır ili, bu gün 1,471 bine yükselmiş durumda. Türkiye’de işsizlik oranı %  10,9 iken, yine Diyarbakır ilinde  %  63 çıkmış. K. Kürdistan’da 1990 da toplam nüfus içindeki şehirlerin nüfus payı % 40 iken, günümüzde % 63‘e fırlamış durumda.  G. Kürdistan’ın özgürleşmesi ve ekonomik alandaki atakları Kuzey Kürdistan’ın ekonomik alanda yüzünü güldüren tek teselli kaynağı oldu. Gerek kaçak gerekse doğrudan yaratılan iş imkanları ile bölgeye yoğun iş akışı oldu. G. Kürdistan, K. Kürtlerinin ekonomik kurtuluş hayallerini süsleyen bir alana dönüştü. Fakat bu fırsattan da öncelikle Türk firmalara taşeronluk ve acentacılık yapan inşaat ve ticari sektörlerde yer alan işbirlikçi Kürt iş adamları faydalanmaya başladı. Her ne şekilde olursa olsun bu gelişim, bölge işsizliğinin giderilmesine de önemli katkılarda bulunmaya devam ediyor. 2. Milli savaş nedeniyle değişen sömürge yaşamı: “İlçenin temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup, terör nedeni ile gerilemiş ve ciddi bir gelir kaynağı olmaktan çıkmıştır. Halen devlet memurluğu, koruculuk ve küçük esnaflık temel geçim kaynaklarıdır. İlçede her hangi bir sanayii tesisi bulunmadığı gibi ciddi anlamda sanatkar kesimde mevcut değildir.” (Çukurca İlçesinin ekonomik tablosunu İlçe Kaymakamlığı böyle özetliyor.)1984 de başlayan KMKM’nin silahlı savaşımı, gerilla savaşımına ve bu savaşımın lojistik karakteri olan kırlara yaslandığı için sömürgeci devlet, karşı önlemleri almakta gecikmedi. 26 Mart 1985 tarihinde geçici olarak görev yapılan ve köy koruculuğu adıyla yerli işbirlikçi aşiretlere dayanan askeri kurum oluşturuldu. Sayıları çeşitli dönemlerde 77 bini aşan “Geçici ve Gönüllü Köy Korucuları”, idari bakımdan işbirlikçi aşiret reislerinin idari olarak bölgedeki askeri Jandarma Bölük Komutanı’nın emir ve komutası altındadır. Kürdistan’da her yetişkinin ortalama altı kişiye sahip bir aile yapılanması olduğu öngörülürse yaklaşık 462 bin kişinin geçimi Koruculuk sektörü ile oluşan yapıdan temin edildiği görülür. Bu sektörde geçinen nüfusun oranı kırda yaşayan Kürt halkının yaklaşık onda biri. Örgütlülüğü bakımından devlet memurluğu dışında birincil önemde örgütlü ciddi bir ekonomik sektördür. Yine bu kesimlerin çoğu hala kırsal alandadır. Kırsal alanda en büyük gelir önceliğini hala bu sektör korumaktadır. Bu sektörün oluşumu peşi sıra, gerillanın lojistik desteğinin kalmaması için kırsal alanda çeşitli aralıklarla yirmi yıl içinde yaklaşık olarak 3400 yerleşim alanı zorla boşaltıldı, köylülere yayla yasakları getirildi, kontrollü yiyecek ikamesi kırlarda geliştirildi. Haliyle kırlardan şehirlere yaklaşık olarak üç milyona yakın insan göç etmek zorunda kaldı. Göçertilen en yoksul kesimler, Kürdistan şehirlerinde yeni varoş ve gecekondu semtleri yarattı. On binleri aşan sokak çocuğu Kürt şehirlerinde oluştu. Kaçakçılık, Hırsız çeteleri, Baliciler ve Kadın ticareti genel sosyal çöküntü tabloları olarak görüldü. Şehirlerde oluşan işsizler, mevsimlik işçiliğe el atmak zorunda kalıyor. Her yıl iki milyona yakın insan Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve yakın metropolleşen iş hacmi olan kentlere mevsimlik işçi olarak göç ediyor. Yine yapılan hesaplara göre son yirmi yıl içinde 400 bin insanın yurt dışına kaçak yollar ile göç ettiği görülmekte. Kaçakçılık, hala en önemli geçim kaynağı olmaya devam ediyor. K. Kürdistan’da yapılan kaçakçılık, verili rakamlara göre hala dünyada birinci sırada. Özellikle yaz mevsiminde bu iş alanında yoğunluk göze çarpıyor. İran, Suriye, Irak, Gürcistan ve Ermenistan’a yapılan kaçakçılığın büyük bir geçim kaynağına dönüştüğü artık bir sır değil. Bu gelişimin bir sonucu olarak Türkiye genelinde yıllık kişi başına gelir beş bin dolarlarda görünürken, Kürdistan’da kişi başına gelir 430 dolar olarak hesaplanmakta. Bu rakamlar şehir varoşlarında “Diyarbakır Belediyesi'nin girişimiyle kurulan ve kentteki 34 sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği “Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği'nin” “Yerel Gündem 21” ile birlikte yürüttüğü araştırmaya göre, Fatih paşa ve Gür doğan Mahallesi hane ortalama gelir düzeyi sadece 272.9 YTL, yani günlük hane geliri 9 YTL civarında, diğer bir ifadeyle 6.4 dolar. İki mahalledeki hane halkı ortalama nüfusu ise altı kişiyi aşıyor. Bu durumda 15 bin kişiyle birebir yapılan araştırmada, kişi başına düşen günlük gelir 1 doların bile altında kalıyor.”  Yine kalkınmışlık bakımından Kürdistan şehirlerinin Türkiye’nin resmi şehir sıralamasındaki yerinin sıralaması şu şekildedir: 20 – Gaziantep, 36 - Elazığ, 41 – Malatya, 48 - K.Maraş, 52 – Tunceli, 53 – Sivas, 58 – Erzincan, 60 – Erzurum, 63 – Diyarbakır, 65 – Adıyaman, 66 – Bayburt, 67 – Kars, 68 – Şanlıurfa, 69 – Iğdır, 70 – Batman,72 – Mardin, 73 – Siirt, 74 – Ardahan, 75 – Van, 76 – Bingöl, 77 – Hâkkari, 78 – Şırnak, 79 – Bitlis, 80 – Ağrı, 81 - Muş(Kaynak: DPT Araştırması 2003)Ayrıca Şırnak, Bingöl, Kilis, Hakkari, Iğdır, Tunceli ve Ardahan illerinin her birinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı ise  % 0.1’dir. Haliyle bu geri bırakılmışlıkla oluşan yaşam beraberinde sosyal yaşamın diğer alanlarına sirayet ediyor. Şehir yaşamı ile kır yaşamı arasında farklılık nedeniyle daha önce kırda yaşamış olan ve şehirlere göç eden bu insanların kırda gizlemiş oldukları feodal trajedileri gün yüzüne çıkarıyor. Berdel, Kuma, Töre evlilikleri ve Büyük aile yaşamı birlikteliği altında saklı tutulan trajik ve kriminolojik olaylar. Kürdistan şehirlerinde Tecavüzler, İntiharlar, Kaçışlar gündelik olaylar olarak sosyal yaşamın ayrılmaz parçası haline geliyor. Sonuç olarak:Sonuçları bakımından ekonomisini serbest piyasa ekonomisine açan Türkiye için Kürdistan’dan Türkiye’ye işsizlik nedeni ile oluşan göç, olumlu bir gelişme. Bu durum, Türkiye’de ki asgari ücret ile çalışan kesimleri işinden olma kaygıları ile baskı altına almakta ve özel sermaye kesimlerinin işine gelmektedir. Diğer yandan Kürt göçü, Kürtlerin, Türkleştirilmesi için oluşturulan devletin asimilasyon ve entegrasyon politikasına ayrıca uygun düşmektedir. Göç ile Türk yoğunluklu yerleşim yerine göç eden Kürt nüfusun absorbe edilmesi, asimle ve entegre edilmesi daha kolay oluyor..Diğer bir sonuç, sıcak savaş ortamı nedeni ile Kürdistan’da oluşan artı-paranın da kendi güvencesi için Türkiye’ye kaçması ve yönelmesi olayıdır. Özellikle devlet desteği ile ülkede palazlanan taşeronlar, lojistik ticari yapılar, Korucu Ağaları bu konumda olan –Kürdistan’dan sermaye kaçıran-kesimlerdir. Açıkçası sömürgecilerin Kürdistan’da yaptığı zorunlu harcamalar ile biriken sermayenin tekrar Türkiye’ye kaçması, devlet için ikinci bir kazanç oluyor.Bu yapının korunması için devlet özel politikaları sürekli Kürt sermaye kesimleri üzerinde kullanıyor. “Terörü destekleyenler” adı altında çoğu zaman yayınlanan listelerde Kürt iş adamları devlet tarafından baskı altına alınır. Öyle ki, zaten parmakla sayılan yurtsever ünlü iş adamından bahsetmek artık pek mümkün görünmüyor. (Türkiye’nin birliği ve bekasını” düşünen iş adamlarını bu listenin dışında görüyorum.) Yine Kürdistan şehir merkezlerindeki Esnaf ve Ticaret Odaları, artık  TUSİAD, TOB gibi sömürgeci Türk Özel sektör kuruluşların uzantısıdır. Özel koruma ve baskı altına alınmışlardır. Nitekim ülkeye dair politik argümanları da bu durumlarına uygunluk arz eder.Kürdistan’daki küresel sömürgeci ekonomik tablo, yeni iktisadi, sosyal ve siyasi yapılaşmayı da beraberinde oluşturmaya başlamıştır. Özellikle Türkiye’nin AB ile bütünleşmesi projesi çerçevesi içinde oluşan sosyal alt yapı projeleri gerçekleştiriliyor. Bu projeler, bölgesel geri kalmışlığı giderme amaçlı düşünülmüş olmasına rağmen. Devlet bu projeleri, kendi sömürgeci amacı doğrultusunda yönlendirmekte ve uygulamaktadır. “Geri Kalmış İlleri Kalkındırma Projesi”, tamamıyla göstermelik bir proje. En az 10 en çok 30 işçi çalıştırabilecek işletmelere yapılacak destekleri olan projeler olarak düzenlenmiş olmasına rağmen ne bu kadar işçiyi besleyecek sermaye sahibini ne de bu projelere Türk Bakanlıklarından izin alabilirsiniz. Bu projeler, tamamı ile propoganda amaçlı, göstermelik ve Dünya Bankasından Türk devletinin kendisine kredi bulmak amacı ile düzenlenmiştir. AB’den temin edilen krediler, ekseri insan yetiştirme; iş ve meslek edindirme amaçları doğrultusunda oluşan krediler olmasına rağmen devlet bu projeleri de Kürt halkının asimilasyonu için eğitim alanına seferber etmektedir. Ayrıca siyasi kesimlerin oluşturdukları çeşitli sivil dernekler Göç, Köye dönüş, Kadın, Koruculuk vb. sorunlara el atmaya başladı. Bu ikinci yapılar, daha çok demokratik siyasi amaçlar çerçevesinde oluşmalarına rağmen milli kimliklerini pek koruyan bir konumda değildirler. Bu makaleden de anlaşılacağı üzere Kürdistan’daki Kürt sorunu ile Türkiye metropollerindeki Kürt sorunu mukayese edildiğinde ne gibi farklılıkların olduğu görülecektir. “Sarı ayakkabılarımı verir misin” makalesi ile başladığımız bu yazı dizisini Kürdistan’ın bu yeni sömürge şartlarında ortaya çıkan politik yönelimlerini ele alarak tamamlayacağım. Yeni yılınızı ve Kurban bayramınızı kutlarım. Sevgilerimle...     

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.