Siyaset

İyi Tatiller!

Veysel MERÝÇ · 15.01.2006 · 2 görüntülenme

Sömürgecilerimizin birbirine benzediği gibi, sosyal-sömürgecilerimiz ve sol-milli hainlerimizde birbirine benzemektedir. Aynı kumaştan dokundukaları bir sır değildir. Mustafa Kemal, Şah Rıza Pehlevi, Saddam Hüseyin, Hafız Esat gibi sömürgeci diktatörler ne ise, Hikmet Mansur, Hamid Taqhvai, Doğu Perinçek, Dursun Karataş vs. sosyal-sömürgeciler ile Abdullah Öcalan, H. Fırat, Rahman Hüseyinzade ve Saleh Gedo vs. sol-milli hainlerimizde aynı rolü oynamış ve oynamaktadırlar.Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran sömürgeci devletler,  solyal-sömürgeci hareketler ve sol-milli hainlerimizin ortak görüşü “Irak, İran, Suriye ve Türkiye Ortadoğu’nun Yoguslavya’sına dönüşme eşiğindedirler. Görev Türkiye, İran, Irak ve Suriye toprak bütünlüğünü korumaktır“ gereğini yapmaktadırlar. Bunu da ancak Kürdleri kandırmakla yapabileceklerine hükmetmektedirler. Kendi müttefiklerine kılıç salamayı dayatmaktadırlar. Bunda başarılı olmak için de bol keseden “kardeşlik, enternasyonalizm, işçi komünizmi“ satmaktadırlar.„Ortak vatan, ortak düşman“ vs. torbalarında alıcısı olmadığımız müslüman mahelesinde salyangoz satar misali bizleri alıcı olmaya zorlamaktadırlar. Ama alıcı bulamıyorlar.Bu da onları daha da Kürd düşmanı siyaset yapmaya sevk ediyor. Sol, bu konu da ayrıca özel bir çaba veriyor. Kendi egemen sınıfların siyasetini sol adına ifade ederken baş vurmadıkları şaklabanlık bırakmıyorlar.Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran ülkelerin “Yoguslavya’ya dönüşmesi” bu sol kesimleri niye bu kadar korkutmaktadır? Bu korkunun sebebi nedir?Bunun bilinmesinden ve karşı tedbir almakta millet olarak büyük çıkarımız var. Çünkü bu ırkçı ve gerici mihraklar, halkımızın genç dinamiklerinin beynini çalmakta, kandırmakta, ülkesine ve milletine karşı yabancılaştırmakta, savaştırmakta ve imha etmektedirler.İzledikleri bu siyaset, sömürgeci devletler politıkasının sol adına icra edilmesidir. Bu mikrakların herbiri halkımızın katilleri konumundadır.Herkesin adam olmaya çalıştığı bir ortamda kendilerine sosyalist diyen Türk, Arap ve Acem patentli mihrakların adam olmaya niyetleri olmadığı anlaşılıyor. Dahası halkımızı katletmek için canla başla uşraş veriyorlar.İran “işçi komünizmi“ patronu Hamid Taghvai, Irak’ta olup bitten gelişmeleri “Bosna’da sahnelenen karanlık senaryonun tekrarı” diyerek “siyasal felaket” olarak değerlendirmekte ve  Irak´ta olup bitten tüm olumsuzluklari “ABD’nin ve müttefiklerinin politikalarının ve Irak’a askeri saldırının doğrudan sonucudur” hükmüne varmaktadır.Doğru ya(!) Saddam döneminde her şey gülük gülistanlıktı(!) Enfal, Halebçe, Feyli Kürdlerin katledilmesi iddiası Kürd milliyetçilerin bir uydurmasıydı(!) Ne olduysa şu “şeytan ABD”nin bölgeye gelmesiyle başladı. Ama “işçi komünizmi” patronu buna karşı nasıl davranılacağı konusunda pusulasız.Bildik tüm kitapları sayfa sayfa karıştırmış, ama buna benzer bir olay yaşanmamış. Sıkıntıları da burda ya.  Çünkü “karanlık senaryo“ dedikleri gelişmelere ilişkin elde hazir bir recete yok. Olmayınca kitabi ‘işçi komünizmi’ patronu iresizliğini ilan edıvermiş. “Irak’ta ...Devrilecek bir devlet yoktur. Örgütlenecek ve önderlik edilecek bir devrim yoktur.” O zaman geriye ne kalır?  Fırsatan istifade iyi bir tatil yapmak. İyi tatiller.Onlar, bunu da yapmiyorlar. Kim bilir belki tatil yapmayıda bilmiyorlar. Oysa bunu yapsalar belki dünya’da olup bittenleri kavramada zorluk çekmezler.“Devrimci olmayan toplum” dedikleri Irak toplumu ve tek bir fakrikanın olmadığı Kürdistan için “işçi komünizmi” öngörmenin ne kadar komik olduğunu görürler.„Hedefimiz Irak’ta sosyalizmi kurmaktır ve karanlık senaryoya karşı doğru yanıtımız bizi sosyalist Irak’a yöneltecektir.” (Hamid Taghvai, İran Komünist-İşçi Partisi lideri) Bunu nasıl yapacağını bilemiyoruz ama, “devrimci olmayan toplum” olarak değerlendirdiği Irak toplumunda “işçi komünizmi” öngörenlerin nerelerde gezindiğini görmek zor değildir.Kürdistan ve Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran ülkelerde varolanı veya olup bittenleri değil, subjektif niyetlerini konuşturmakla çok iş yaptıklarını sanıyorlar. Sömürgeci güçler adına bir çok şey kotardıkları ortadayken çok iş yaptıklarıda doğru ya.Her ne demekse bol keseden ‘işçi komünizmi’ hayaletini dayatıp yüzyıldır coğrafyamıza dayatılan statükoyu korumak için her yola başvuruyorlar.Düşünebiliyor musunuz? Irak Arap halkının yüzde yüzüne yakınının Saddam artıkları ve Şii fanatikleri olduğu bir toplumsal yapıda önerilen “sosyalist cumhuriyet” olmaktadır.Bu adamlar nerede yaşıyor diyeceğiz, ama nerede yaşadıkları bir yana hangi ruh haliyle yaşadıklarını sormak daha doğru olur kanısındayım. İçine girdikleri bu psikolojik ruh hali bu misyon sahiplerinin nerede gezindiklerini açıklamiyor mu?Yakın bir takibe alındıklarında ezen ulus ‘sol’larının günümüzün ırkçı ve gericileri olduğunu görmek zor olmasa gerek. Bunun sebebini anlamak gerek. Hepsinin ortak yanları tadavisi olmayan korkunç bir hastalığa yakalandıklarıdır. Bu hastalığın adı ise Kürd ve Yahudi düşmanlığıdir.Siz onların yüksek perdeden enternasyonalizm, kardeşlik, eşitlik gibi argümanları bol bol kullanmasına bakmayın. Onların kara-yüzlerinin örtüsü olmanın dışında bu kavramların bir anlamı olmamaktadır. Dikkat edilsin. Türk, Arap ve Acem “sol”unun Filistin sorununa yaklaşımlarıyla Kürdistan sorununa yaklaşımlarını alın karşılaştırın. Çifte standart yaklaşımın sırıtığını görmekten zorlanmayacaksınız. Bu ulus “sol”larının yazılarını alın inceleyin.  „Filistinlilerin derhal işgal altındaki topraklara geri dönülmesi ve Filistin devletinin kurulması” ezberini göreceksiniz.Ama aynı ezen ulus “sol”ları her ne hikmetse Kürd mülteciler ve Kürdistan sorunu karşısında kendi sömürgeci egemenlerinin yaklaşımlarını dilendirdiklerini ibretle göreceksiniz. Siz şimdiye kadar bu ezen ulus “sol”larının Kerkük Averelerine ilişkin kalem oynatıklarını işitiniz mi? Oynatılan kalemlerde de kendi sömürgeci egemenlerinin yaklaşımlarının döküldüğünü neyle izah etmek gerekir?Sabah akşam bir avuç Filistinliye devlet kurduranlar, mesele Kürdler olunca hep bir ağızdan avazları çıktığı kadar “olmaz” dediklerini nasıl değerlendirmek gerekir?Dahası bu ezen ulus “sol”ları, bu çifte standartı savundukları sosyalizmin hangi ilkesiyle bağdaşlaştırdıklarıda ayrıca bir muama. Bunun tipik örneğini İran “işçi komünizmi” patronu Hamid Taqhvai sunmaktadır.“Filistin ve Ortadoğu sorunu yalnızca İsrail’in bütün işgal altındaki topraklardan geri çekilmesi, bütün mültecilerin yurtlarına geri dönmeleri haklarının tanınması, İsrail ve bölgedeki öteki devletlerle eşit haklara sahip bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasıyla çözülebilir.” Bu mantık sadece İran ‘işçi komünizmi’ patronu Hamid Taqhvai ile sınırlı değildir. Arap ve Türk sol hareketin tüm liderlerinin kalemlerinde düküldüğü bir gerçek.Buna karşın Kürdistan sorunu sözkonusu olunca “aman etnik çatışma çıkmasın, mazallah bu İran, Irak, Suriye ve Türkiye’yi böler” diyenlerde yine bu zevattır.Kürd önderliğini feodal gerici ilan edenler, çağdışı Filistin önderliğini baştacı ederler. Aynı partinin bir başka sorumlusu Kürdistan  sorunu konusunda şu incileri döker.“Genelde nasyonalist hareketler özeldeyse bu hareketin iki partisi olan Irak Kürdistan Demokrat Partisi ve Yurtsever Birlik etnisist güçlerdirler. Tam da bu nedenden dolayı Irak’ı etnik çatışmalar sahnesine dönüştürmek için büyük bir potansiyele sahipler.” (Mohsen Ebrahimi, İran Komünist-İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi.)Bu, bir korkunun ifadesidir. Dahası kendi efendilerinin korkusunun sol yorumudur. Yükselen Kürd milliyetçiliği karşısında duyulan korkudur. Onlar için potansiyel tehlikedir. Sömürgeci ülke birliğini zora sokmaktadır. Ne pahasına olursa olsun bunun tasviyesine çalışılır. Aslında tasviye edilmek istenen KUKM’dir. Anlayacağınız ezen ulus “sol”ların adam olmaya hiç niyetleri yoktur.Bunu yapabilmeleri için önce samimi olmaları gerekir. Bu da şovenizmi aşmayı gerektirir. Bu zevatın yapamayacağı bir şey varsa o da budur. Peki o zaman ne olur? Herkes Mersin yolunu tutarken bunlar tersine yol almaya mahkumdurlar.Türkiye’de olduğu gibi Irak, Suriye ve İran solu’da sosyal şoven bir karekter taşımaktadır.Hamit Taqvai’yi Doğu Perinçek, Mohsen Ebrahimi’yi H. Fırat olarak görebilirsiniz.KUKM’ni engelemek için bu ırkçı ve  şoven ezen ulus “sol”ları ile kendi ülke ve milletine yabancılaşmış sol-milli hainlerimiz daima “Türkiye, Suriye, Irak ve İran toprak bütünlüğü”nün bekçileri rolünü oynamayı görev edinmişlerdir. Buna enternasyonalızm olarak tanımlamışlardır.Oysa bu mantığın sosyal-sömürgeci ve ihanetçi bir mantık olduğu gerçeği ortadadır.13 Ocak 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.