Siyaset

İsrail'e destek ABD'yi Irak'ta vuracak

Rajan Menon · 11.08.2006 · 1 görüntülenme

Daha da kötüsü, ABD-Şii ortaklığındaki çözülme kaçınılmaz olarak Iraklı Kürtlerin hesaplarını da etkileyecek ve onları belki de bağımsızlık ilan etme yönünde cesaret-lendirecek. Böyle bir durumdaysa Türkiye, Irak'taki iç savaşı bölgesel bir savaşa dönüştürecek biçimde Kuzey Irak'a müdahale edebilir ki, Washington'ın sorunları böylece hayal edilmesi güç biçimde daha da içinden çıkılmaz hal alır. O zaman Bush yönetiminin söylemi ne olursa olsun, ABD, Irak'ta pılısını pırtısını toplayıp askerlerini eve çağırmak zorunda kalır. ABD'nin İsrail'in Lübnan saldırısını desteklemesi Irak'ta bir felakete yol açabilir. Başta radikal Mukteda Sadr, Iraklı Şii liderler Hizbullah'la dayanışma yarışına girdi. Şiilerle arasının açılması Irak'ın parçalanmasına yol açmadan ABD, İsrail'i ateşkese ikna etmeli İsrail ve Hizbullah birbirlerine öldürücü darbeler indirmeyi sürdürürken, Bush yönetiminin Lübnan'daki savaşın yaratacağı şok dalgalarının Iraklı Şiilerle ortaklığını enkaza çevirip, Irak'ın parçalanmasını kaçınılmaz hale getirmesi ihtimaline karşı kendisini hazırlaması gerekebilir. Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi Şii olan Irak'ta da, İsrail'in Lübnan bombardımanına yönelik derin bir öfke var. Mehdi Ordusu'nu yöneten başına buyruk Şii molla Mukteda Sadr, İsrail bombardımanından ve Washington'ın bu operasyona verdiği aşırı destekten uluorta şikâyet eden ilk Iraklı lider oldu. Sadr bu sert tavrını sürdürüyor. Geçen cuma Bağdat sokaklarına dökülen Sadr yandaşı binlerce Şii, Hizbullah'la dayanışma sloganları atıp İsrail ve ABD'yi lanetledi. Sadr desteğini artırmak istiyor Sadr, Hizbullah'la dini dayanışmanın ötesindeki niyetlerle hareket ediyor. Dini dayanışmanın yanı sıra, ılımlı Şii liderleri, özellikle de Başbakan Nuri Maliki'yi ve belki de Büyük Ayetullah Ali Sistani'yi ekarte etmek istiyor; Lübnan'daki bombardımanın zaten güçlü olan siyasi desteğini daha da artırabileceğini biliyor. Maliki ve Sistani de Sadr'ın gayet farkında oldukları bu niyetinin gerçekleşmesine izin verecek değil. Bu iki lider, tehlikeli bir demagog olarak gördükleri Sadr'ın aksine Amerika'nın Irak'taki askeri varlığının devamından yana. Ancak Sadr'ın başta Şiiler olmak üzere kitleleri kışkırtmaya dayanan hamlesi onlara aynı yolu izlemekten başka bir seçenek bırakmıyor. Bu yüzden, hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde Sadr'ın açıklamalarının hemen ardından Başbakan Maliki aceleyle İsrail'in Lübnan saldırılarını kınadı. Önde gelen diğer Şii din adamlarıyla Şiilerin en büyük siyasi partileri Dava ve Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi de Lübnan'la dayanışma açıklamaları yapıp İsrail'i sertçe eleştirdi. En etkili Şii lider Sistani ise biraz geciktikten sonra İsrail'in 'aşikâr saldırganlığını' ve 'rezil zulmünü' yerden yere vurup, ABD'nin ismini zikretmeden Lübnanlıların çilesine 'göz yuman' dünyayı suçladı. 30 Temmuz'da Kana'daki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısında yarısının çocuk olduğu söylenen en az 28 kişi ölünce, Sistani bir fetvayla 'İsrailli düşman'ın işlediği bu 'alçakça suçu' kınadı. Acil ateşkes çağrısı yapıp, Müslümanların 'bunun gerçekleşmesini engelleyenleri mazur görmeyeceği' uyarısında bulundu. Sistani'nin dile getirmediği ancak fetvayı okuyanların rahatlıkla anladığı, Güney Lübnan'daki Hizbullah mevkilerini yok etmesi için İsrail'e biraz daha zaman tanımak isteyen ABD'nin söz konusu ateşkese karşı çıktığıydı. Şii liderlerin tek tek İsrail karşıtı söylemlerini artıracakları rekabet dolu bir sürecin başlayıp başlamayacağı henüz belli değil. Ancak bu gerçekleşirse ABD'nin Şiilerle ilişkilerinde öyle bir gedik açılır ki, kalıcı sonuçlar doğabilir. Zira, Şii liderler Bush yönetimiyle ters düşmeden İsrail'in Lübnan savaşını kınamayı sürdüremez. Çünkü Arapların gözünde İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını haftalardır sürdürmesini sağlayan Amerika'nın temin ettiği silahlar ve verdiği koşulsuz siyasi destek. Şiilerle ABD arasında kapanmayacak bir çatlağın oluşması aslında çok kolay da değil. Ancak İsrail'in Lübnan'daki savaşı uzar ve İran ortalığı karıştırmaya başlarsa, ki Irak'taki Şii partiler üzerinde önemli etkisi olduğu için bunu yapabilir, o zaman söz konusu çatlağın oluşması kesinlikle ihtimal dahilinde. Daha geçen hafta ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı General John P. Abizaid, Irak'taki mezhep çatışmasının her gün daha da kötüye gittiğine dair Senato önünde ifade verirken, ABD Şiilerin desteğini kaybetmeyi çok zor telafi eder. Zira, ABD'nin karşısında düşman olarak radikal Sadr'ın bulunması yeteri kadar kötü; Irak'ı bir arada tutmak için mutlaka ihtiyaç duyduğu Maliki ve Sistani gibi ılımlı Şii liderlerin desteğini kaybetmekse apayrı. Amerikan güçleri Irak'ta kalmaya devam edebilir, fakat en azından ılımlı Şiilerin desteği de kaybedilirse zaten neredeyse imkânsız olan ulus inşa etme görevi gerçekten imkânsız hale gelebilir. Türkiye dahil olursa savaş çıkar Daha da kötüsü, ABD-Şii ortaklığındaki çözülme kaçınılmaz olarak Iraklı Kürtlerin hesaplarını da etkileyecek ve onları belki de bağımsızlık ilan etme yönünde cesaret-lendirecek. Böyle bir durumdaysa Türkiye, Irak'taki iç savaşı bölgesel bir savaşa dönüştürecek biçimde Kuzey Irak'a müdahale edebilir ki, Washington'ın sorunları böylece hayal edilmesi güç biçimde daha da içinden çıkılmaz hal alır. O zaman Bush yönetiminin söylemi ne olursa olsun, ABD, Irak'ta pılısını pırtısını toplayıp askerlerini eve çağırmak zorunda kalır. İyi haber ise Lübnan'da derhal ateşkes sağlayarak bu kötü senaryodan kaçınmak için hâla zaman bulunduğu. Ateşkes Irak'ı bu muhtemel sorunlardan kurtarmak bir yana, aynı zamanda Lübnan'daki kıyımı bitirecek ve Hizbullah'ın Iraklı Şiiler arasında da kahraman konumuna gelmesini engelleyecek. Los Angeles Times(Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde profesör, 9 Ağustos 2006 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.