BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
EREN KESKÝN · 25.08.2006 · 1 görüntülenme
İsrail ve Hizbullah çatışması üzerineBugünlerde, dünyada ve Türkiye'de en çok konuşulan konu, "İsrail-Hizbullah savaşı" ..."Savaş Karşıtı" tüm gösterilerde çoğunlukla İsrail politikaları eleştiriliyor, hatta bu gösterilerin hemen hepsinde "Kahrolsun İsrail" sloganları altında çok açık bir antisemitizm yapılıyor.Bugün, sokaklara asılmış sosyalist bir derginin afişlerini gördüm. Bu afişlerde, "Irak, lübnan, Filistin akan bizim kanımız... Sessiz kalma" yazıyordu. Sözkonusu afiş, bence Türkiye'de sağcısı ve solcusuyla hatta Hizbullah tarafından altına imza atılacak bir sloganı barındırıyor...Ben şahsen, Türkiye'de tam da bu afişin içeriğini taşıyan İsrail-Hizbullah çatışmasına karşı geliştirilen hiçbir eyleme katılmıyor, hiçbir metni de imzalamıyorum.Hizbullah'ın insanlığın yarattığı tüm değerlerin karşısında yeralan, sivilleri kendi amaçları uğruna bir anda yok sayıp feda edebilen, "direniş" adına insanları kafalarını kesmek suretiyle öldüren, İstanbul'da sinagogları bombalayan, Kürdistan'da Özel Harp Dairesiyle işbirliği yaparak sivil insanları katleden, insanları canlı haldeyken toprağa gömebilecek kadar insanlık karşıtı bir örgüt olduğunu düşünüyorum.Ben bir insan hakları savunucusuyum ve şiddet karşıtıyım.Bu anlamda, İsrailde dahil hiçbir devlettin sivillere yönelik şiddet politikalarını savunmam mümkün değil...Ancak, İsrail-Hizbullah çatışmasında, tek suçlunun İsrail olduğunu söylemek bana hiç de anlamlı gelmiyor. Bu tavrı, Hizbullah'ın yedeğine düşmek olarak değerlendiriyorum.Son günlerde, bu çatışmaya ilişkin çok acı görüntüler yayınlanıyor medyada... lübnan'da İsrail bombalarından ölen çocukların görüntüleri insanlara üzüntü veriyor. Ancak, İsrail'de çocuklar ölmüyor mu?.Hizbullah, sivillerin yaşadıkları yerlere füzeler yerleştirirken ya da İsrail'de sivillere yönelik bombalı eylemler yaparken, neden onun uyguladığı şiddet hiçbir savaş karşıtı metinde yer almıyor.Bana göre, sağcılar ve solcular "Kahrolsun İsrail" sloganı altında yürürlerken, aynı Türk militarizminin karşısında oldukları gibi, "ortak bir cepheye" savrulmuyorlar mı?Şiddet karşıtı olmak kolay değil. İnsanlar, kendilerini birtakım ideolojilerin ve bu ideolojileri benimseyen örgütlerin tarafında hissedebilirler. Böyle bile olsa şiddet karşısında objektif bir tavır sergilenmelidirler. Kendinizi, tarafında hissettiklerinizde şiddet uygulandıklarında, bu şiddete karşı çıkabiliyorsanız, şiddet karşıtısınız demektir.Bu konuda, son günlerde birçok metin yayınlandı. Türkiye'de bir devlet kuran, ancak bu devleti kurarken Kürtleri ve birçok ulusal kimliği yok sayan Kemalist ideolojinin özlü sözlerinden biri olan "Yurtta Barış, Dünyada Barış" başlığını taşıyan bildiri, benim en çok dikkatimi çeken oldu.Kendilerini muhalefet cephesinde tanımlayan aydınların dahi hâlâ Kemalist verilerden yaralanıyor olması doğrusu bana çok ironik geldi.Bu arada hatırlatmak isterim ki, çocuklar sadece lübnan'da ölmüyorlar. 12 Ağustos'ta Adana'da, polisin açtığı ateş sonucunda Ferhan Abik isimli bir Kürt çocuk yaşamını yitirdi.Ne yazık ki, "Yurtta Barış" hâlâ sağlanamadı.Ne yazık ki, Türk militarizminin kırmızı noktaları bu toplumu sağcısı ve solcusuyla öyle biçimlemiş ki, karşı çıkışlarımız bir türlü doğru yola ulaşmıyor.Birgün Gazetesi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.