Siyaset

İran ABD seçimlerine yem olacak

Patrick Cockburn · 16.02.2007 · 2 görüntülenme

Savaşı kaybeden Bush'un, Iraklı Şiileri de karşısına almasına yol açabilecek biçimde Şii İran'ı tehdit etmesi göründüğü kadar aptalca bir taktik değil. Bush'un asıl derdi, Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray'ı tekrar ele geçirebilmesi için Amerikalı seçmene yeni bir şeytan takdim etmek  İran hükümetinin, geçen pazar Bağdat'ta bir diplomatının kaçırılmasının ardında ABD'nin olduğuna inanmasında şaşılacak bir şey yok. İranlılar diplomatlarının, Irak'ta genellikle ABD ordusuyla birlikte çalıştığı bilinen bir Irak komando birliğine bağlı 30 üniformalı adam tarafından kaçırıldığını söylüyor. ABD, Irak'ta görev yapan İranlıların diplomatik dokunulmazlıklarının umurunda olmadığını, geçen ay Kürt kenti Erbil'de 5 İranlı görevliyi tutuklayarak zaten göstermişti.  Beyaz Saray da daha önce ABD güçlerine, tehdit olarak görülen İranlıların öldürülmesi veya yakalanması yetkisi vermişti. Washington'ın İran'la gerilimi nasıl da gayretle artırmaya çalıştığına tanıklık etmek çarpıcı. ABD yönetiminin söylemi, 2002 ve 2003'te, Saddam Hüseyin'in dünyayı tehdit eden kitle imha silahlarına sahip olduğunu iddia ederken kullandığı sert tona dönüşmüş durumda.  'Şeytan yaratma' uzmanı 2003'teki ABD işgalinden bu yana Irak'ı takip eden hiçbir ciddi gözlemci, İran'ın Sünni direnişini desteklediğine veya Şii milislerin yükselişinde başrol oynadığına zerre kadar inanmıyor. Saddam'ın devrilmesinden İran'ın kazanç sağlayacağı gün gibi ortadaydı. Saddam neticede Tahran'ın can düşmanıydı ve İranlılar Saddam'ın gittiğini görmekten memnun oldu. Saddam'ın Sünni ağırlıklı rejiminin sona ermesinin bir başka kaçınılmaz sonucu, nüfusun yüzde 60'ını oluşturan Iraklı Şiilerin Bağdat'ta iktidarı ele almasıydı. Bunu öngören ve böyle bir sonuçtan kaçınmak isteyen Baba George Bush, 1991'de Kuveyt'te kazandığı zaferin ardından ABD ordusunu Bağdat'a göndermeyi reddetmişti. Oğul Bush İran'la sürtüşmekle, hatta belki de savaşa girmekle ne elde etmeyi umuyor? Irak dahilinde bu büyük bir aptallık siyaseti, zira İran karşıtı olduğu kadar Şii karşıtı bir tutum olarak da görülecek. Iraklı Şiiler ABD'nin iktidarı ellerinden alma planı yaptığından kuşkulu. Geçen yıldan bu yana ilk kez Şiilerin çoğunluğu ABD öncülüğündeki güçlere yapılan silahlı saldırıları destekliyor. İran'la gerilimi artırmaktan Washington'ın elde edeceği bazı faydalar var. Bush yönetimi, Irak'taki bütün kötülüklerden sorumlu şeytanlar yaratmak konusunda uzmanlaşmış durumda. İlk başta Saddam Hüseyin vardı, ardından şeytanın adı Kaide lideri Ebu Musab Zerkavi oldu. İkisi de geçen yıl öldürüldü, fakat savaş şiddetlenmeye devam etti. Şimdi de İran yeni şeytanmış gibi pazarlanıyor. Birçok ABD ve Britanya askerinin ölümüne yol açan yol kenarı bombalarının İran menşeili olduğu iddia ediliyor; halbuki bu basit, ama ölümcül aygıtların taşıdığı teknoloji genellikle bir alet çantasında bile bulunabilir. Öte yandan Irak'ta silahtan bol bir şey yok. Her Irak ailesinin, Saddam Hüseyin döneminde bile silahı vardı. 1990'larda Saddam, ağır silahları toplamak amacıyla bir 'geri ver, parayı al' programı uygulamıştı. Güneybatı Irak'taki bir aşiret, elindeki üç tankı uygun fiyat karşılığı geri vermeyi teklif etmişti. Fiyat düşük çıkınca tankları tekrar aşiret cephaneliğine dahil etmişlerdi. Bir yandan Bağdat'taki İran yanlısı Şii hükümetini destekleyip bir yandan da Irak ve Ortadoğu'da İran karşıtı bir politika izlemek ABD'yi çok zorlayacaktır. Şu da tuhaf ki, Bush kadar güçlü biçimde İran karşıtı olan tek parti Baas'tan başkası değil. Baasçılar uzun süredir muhalefetlerini, hükümetin İran kuklası olan Şii çoğunluk tarafından ele geçirildiği fikri üzerinden yürütüyor. Bununla birlikte, Ortadoğu'nun bütününde yeni İran karşıtı politikanın hitap ettiği odaklar da yok değil. İran ve Şii karşıtı hissiyat yaygın. Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'deki Sünni Arap liderler, geçen yaz Lübnan savaşında Şii Hizbullah'ın kazandığı başarıdan dolayı telaşa kapıldı, zira kendi sakillikleri ve acizlikleri teşhir oldu. Bu liderler, Şii ve İran karşıtı hissiyatın kışkırtılması noktasında ABD'nin yanında yerlerini almaktan memnuniyet duyacaktır. Bir Irak uzmanı bana şaşkınlıkla şunları söylüyordu: "Bush İran'a savaş açsa bile bunun kendisini nereye götüreceğini düşünüyor? Irak bataklığında debelenmeye devam edecek ve İranlılar teslim olmayacak. Başkan sonuçta sadece savaşı yayacak."  Amerikan medyası yine ikiyüzlü Bu sorunun cevabı muhtemelen şu: Bush yönetiminin İran karşıtı kumarı Irak siyasetinden ziyade Amerikan siyasetiyle ilgili. Amerikalı seçmene yeni bir şeytan takdim ediliyor. İran, ABD'nin hem Irak hem de Lübnan'daki başarısızlığıınn arkasındaki gizli el olarak çiziliyor. Kitle imha silahları konusunda ikiyüzlü bir tavır sergileyen ABD medyası, İran tehdidinin abartılması konusunda da aynı ölçüde ikiyüzlü davranıyor. Bush yönetimi Washington'daki iktidarı elinde tutmakta, Bağdat'taki iktidarı elinde tutmaktan daha fazla ilgilendiğini daima gösterdi. Savaş alanındaki onca başarısızlığa rağmen Cumhuriyetçiler 2004'te hem başkanlığı hem de Kongre'yi kazanmayı başardı. 2008'de Beyaz Saray'ı tekrar ele geçirmek için en iyi şansları İran'la çatışmaya girip dikkatleri Irak fiyaskosundan başka yere çevirmek olabilir pekâlâ.   (İnternet gazetesi, 12 Şubat 2007)radikalAkt:F.D

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.