BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Charles Krauthammer · 11.03.2006 · 2 görüntülenme
Irak'taki kan gölü arasında önemli bir siyasi gelişme gözden kaçıyor. Kürtler taraf değiştirmiş durumda. İlk seçimlerin ardından oluşan ilk parlamentoda Kürtler Şiilerle ittifaka girerek, İbrahim el Caferi liderliğindeki Şii-egemen hükümetin kurulmasına katkı sağlamıştı. Şimdiyse, Şii blokuna muhalif Sünni ve laik partilerin yanında yer alıyorlar. Bunun sonucunda da iki büyük rakip koalisyon ortaya çıkıyor. Birincisi, 275 sandalyenin 140'ına sahip ve kılpayı çoğunluk teşkil eden Kürt-Sünni-laik blok. İkincisiyse, her zaman iyi geçinmeyen yedi partiden menkul ve 130 sandalyeyle kıl payı azınlık teşkil eden Şii bloku. İşler bu kadar basit olsaydı, Irak yeni, laik eğilimli bir hükümete sahip olurdu. Fakat Irak anayasası, azınlıkları korumak ve partileri geniş tabanlı koalisyonlar oluşturmaya zorlamak için, hükümetin üçte iki çoğunlukla kurulmasını öngörüyor. Eğer ABD'de böyle bir zorunluluk olsaydı, şu an hâlâ 2000 seçimini sonuca bağlamaya çalışıyor olabilirdik. Irak'ta ise bunun sonucu şu an yaşanan kilitlenme hali; bu çıkmazdan dolayı bütün sistem dağılırsa, bir felaketle yüz yüze gelebiliriz. Veya Caferi'nin hükümetinden daha etkili, daha az sekter bir hükümetle de karşılaşabiliriz. İki kritik bakanlık Kilit soru, iki kritik bakanlığın (savunma ve içişleri) kimin elinde bulunacağı. Dünyanın büyük bölümünde olduğu gibi, Irak'ta da içişleri bakanlığı milli parkları kontrol etmiyor, polisi kontrol ediyor. Mevcut hükümette de polis Şiilerin denetiminde ve aşırı Şii milisler de sızmış durumda. Bu milislerin bazıları, Samarra'da bulunan Altın Cami'nin bombalanmasından sonra Sünnilere karşı intikam saldırıları düzenledi ve ülkenin her köşesinde meşru bir otorite uygulayan ulusal bir polis gücü projesini de baltalamış oldu. Afganistan'da mucizeler yaratan ABD Büyükelçisi Zalmay Halilzad'ın ana hedefi, İçişleri Bakanlığı'nı tarafsız bir şahsiyete, belki Baas Partisi'yle bağları olmayan laik bir Sünni'ye teslim ederek mezhepçilikten arındırmak. Benzer bir tercih orduyu kontrol eden Savunma Bakanlığı için de yapılabilir. Ordu cami saldırısının ve müteakip tepkilerin ardından büyük ölçüde kendine hakim oldu ve güvenilir bir ulusal kurum gibi hareket etti. Bu bakanlığın mezhepçilerin eline geçmemesi hayati önemde. Irak'ta siyasi başarı büyük oranda bu iki kuruma bağlı. Yorucu ve sonu gelmez gibi görünen bu pazarlıkların çok önemli olmasının nedeni de bu. En acil mesele başbakanlık. Şii blokunun kendi içinde yaptığı oylama, tek bir oy farkla Caferi'ye ikinci görev dönemi için aday olma imkânı sağladı. Caferi'yi öne çıkaran kritik oyun sahibi ise Amerikan karşıtı ve Tahran yanlısı radikal din adamı Mukteda Sadr'ın, Bağdat'ın Şii varoşlarında büyük güce sahip partisi. Sadr için işlerin kötüye gitmesine yol açacak zayıf ve yolsuzluğa batmış bir hükümet, güç kazanması için kusursuz bir başlangıç anlamına geliyor. Caferi'nin etkisizliği veya Sadr'a siyasi bağımlılığından Şii koalisyonun bütün bileşenlerinin memnun olduğu söylenemez. Bu zorlu ittifakta çatlaklar oluşmaya başladı bile. Fakat Caferi'nin karşısındaki en büyük güç Kürtler. Sadr'dan endişe ve Caferi'den hoşnutsuzluk duyuyorlar; zira Caferi'nin yönetimi altında her şey (kamu hizmetleri, asayiş, güven) kötüye gidiyor. Kürtlerin yaptığı hesap bir yanıyla sekter. Ne de olsa burası Irak. Caferi Kürtlerin Kerkük'teki (hak iddialarının önünü kesti, ayrıca Türkiye'ye (Kürtlerin tüm isteklerine karşı çıkan bir ülkeye), Kürtlerin onayı olmadan ve Kürt içermeyen bir heyetle gidip Kürtleri kızdırdı. Kürt-Sünni-laik blok, ulusal birlik hükümeti kuracak yeni bir başbakan istiyor. ABD'nin de tam bunu istediği düşünülürse, Kürtlerin saf değiştirmesi, kötü haberden başka bir şey duyulmayan bir dönemde çok iyi haber. Sünniler de bölündü Diğer iyi haber ise Şii blokunda göze çarpan bölünme; Şiilerin neredeyse çoğu daha teknokrat bir başbakandan yana ve Sadr'ın nüfuzundan da rahatsız. Buna ek olarak, Sünni direnişinde de ayrışmalar yaşanıyor; dinci olmayan ve iktidar isteyen eski Baasçılar ile Şii öldürmeyi dinsel bir spor gibi gören ve ülkenin geleceğine dair en ufak bir derdi olmayan Ebu Musab Zerkavi'nin yabancı mücahitleri birbirine diş biliyor. Bu yabancı mücahitlere savaş ilan eden ve onlarla çatışmaya giren birçok Sünni aşireti olduğu haberleri geliyor. Irak'ta güvenlik durumu hiç iç açıcı değil ve ülke kötü niyetli komşularla çevrili. Irak'ta tek başarı umudu, siyasette yatıyor, Kürtlerin saf değiştirmesi halihazırda yaşanan kilitlenmeye neden oldu ve ülke içindeki umutsuz ruh halini derinleştirdi. Fakat bu saf değiştirme, bir bakıma siyasi başarı için en iyi olasılığa giden yolu da açtı: Yani dört yıllık iktidarı sırasında Amerika'nın çekilmesine de nezaret edecek, etkin, geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümetinin kurulması. The Washington Post 10 Mart 2006)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.