BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Joseph R. Biden · 04.05.2006 · 2 görüntülenme
Irak'ın bütünlüğü, ancak merkezi yönetime bağlı üç büyük özerk bölgeden oluşacak bir federasyonla sağlanır. Bölgeler, kendi iç sorunlarından, merkezi yönetim ise dış Bosna 10 yıl önce etnik temizlikle paramparça olmuş ve bir ülke olarak yok olmanın eşiğine gelmişti. ABD, epey bir kararsızlığın ardından Dayton Anlaşmaları'yla meseleye dahil oldu. Bu anlaşmalar, paradoksal bir biçimde, ülkeyi etnik federasyonlara ayırarak, hatta Müslümanların, Hırvatların ve Sırpların kendi ordularına sahip olmasına imkân vererek, bütünlüğü korudu. 10 yıldır nispeten barış içinde yaşayan Bosnalılar, bugün merkezi hükümetlerini de güçlendiriyor. Şimdi Bush yönetimi, Irak'taki yanlışlarına rağmen, benzer bir fırsatla karşı karşıya. ABD, bu fırsatı yakalamak için 'Irak'ta kalmak' ile 'askerleri hemen çekmek' arasındaki tercihin ötesine geçmeli; askeri varlığımızı azaltırken, karmaşayı önleyen ve güvenlik hedeflerini koruyan bir üçüncü yol seçilmeli. Fikir şu: Irak'ın birliğini, merkeziyetçilikle değil, her etnik-dinsel gruba iç işlerini yürütme imkânı tanıyarak, merkezi hükümeti de ortak çıkarların kollanmasıyla görevlendirerek sağlamak. Reddemeyecekleri avantajlar tanıyarak Sünnileri de bu plana dahil edebiliriz. Başkan Bush Irak'ta zafer kazanacak bir stratejiye sahip değil. Daha ziyade yenilgiyi önleyip sorunu halefine miras bırakmayı umut ediyor. Bu arada rahatsızlığı artan Kongre hızlı bir çekilmeye karar verebilir. Böyle bir durumda bölgesel savaşa kapı açabilecek bir karmaşa ve iç savaş riski ortaya çıkar. Radikal değil gerçekçi ABD askerlerinin sayısı bu miktarda oldukça direnişçiler kazanamaz, biz de kaybetmeyiz. Fakat toplumlar arası şiddet, ana güvenlik tehdidi olarak, direnişin önüne geçti. Ücra bölgelere şiddet yanlısı milisler hükmediyor. Mezhep çatışmaları on binlerce insanın evini terk etmesine yol açtı. Irak'ın yeni ulusal birlik hükümeti de kötüye gidişi durduramayacak. Aslında, bu tuzaktan kurtulmanın yolu var. Bir merkezi hükümetle birlikte üç özerk bölge kurulmalı: Kürtler, Şiiler ve Sünniler kendi güvenliklerinden ve iç hukuklarından sorumlu olacak. Merkezi hükümet ise savunma, dış ilişkiler ve petrol gelirleriyle ilgilenecek. Karışık nüfus yapısıyla Bağdat federal bir bölge haline gelecek. Yerel yönetimlerin kurulması radikal bir fikir değil, zaten Irak anayasasında federal bir yapı öngörülüyor. Dahası, süreç zaten bölünme doğrultusunda işliyor. Her topluluk, federalizmi giderek daha fazla destekliyor. Sünniler Irak'ta tekrar iktidar olacaklarına inanıyorlardı, şimdi bunun gerçekleşmeyeceğini anladılar. Şiiler, hükümete hâkim olabileceklerini, ama Sünni isyanını da bastıramayacaklarını gördüler. Kürtler ise 15 yıldır tadını çıkardıkları özerklikten vazgeçmez. Kimileri güçlü bir bölgeciliğin mezhep çatışmalarını tetikleyeceğini söyleyecek. Fakat bugün olan da bu. Kimileri de bunun bölünmeye yol açacağını söyleyecek; ama, bölünme zaten yaşanıyor ve bunu önlemenin tek yolu güçlü bir federalizm. Sünnileri de bu sisteme katmak gerek. Sünniler, Kürtler ve Şiilerce yönetilmek veya iç savaşın kurbanı olmaktansa, kendi iç işlerini yürütmeyi tercih edecek. Sünnilere petrol yoksunu bölgelerinin ayakta kalması için de petrol gelirinden pay verilmeli. Ayrıca, BM şemsiyesi altında, Irak'ın sınırlarına ve federal sistemine saygı gösterilmesini öngören bölgesel bir konferans düzenlemeliyiz. Irak'ın komşularına bu sistemin kendileri için tehdit olmadığı, aksi takdirde bölgesel savaş gibi daha büyük bir tehlikeyle karşılaşacakları anlatılmalı. Bush Bağdat'ta güçlü bir merkezi hükümet kurmak için üç yılı boşa harcadı, bizi gerçek siyasi uzlaşmadan yoksun bıraktı. Bu plan, hayati önemde bir siyasi uzlaşma getirebilir, siyasi çözümün işlemesini sağlayacak ekonomik, askeri ve diplomatik araçları sağlayabilir. Güvenlik çıkarlarımızı korumanın ve hayatların boşa gitmemesinin yolu da bu. Joseph R. Biden Leslie H. Gelb(Demokrat Parti Delaware senatörü/Dış İlişkiler Konseyi eski başkanı, 1 Mayıs 2006)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.