BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
Kürdistan ve Irak'ta yapılan 30 Ocak seçimleri, dünyada çok ender görünen ilgiye sahne oldu. Gezegenimizde ekonomik, siyasi ve stratejik çikarlari için kapışan güçlerden, Kürdistan toprakları üzerine ve Kürdistan zenginlikleri sayesinde devlet olabilen güçlere; Kürdistan ve Irak'ta esen özgürlük ruzgarından korkan kanlı diktatörlüklerden, primitif anti emperyalistlere kadar herkes bu seçimlere kanalize oldu.
Hâlâ seçimin resmi sonuçları bilinmemesine rağmen, yapılan resmi olmayan açıklamalardan çikarilacak sonuçlar:
Kürdler, Irak tarihi boyunca ilk defa kendini özgür bir ortamda, seçimler vasıtasıyla ifade ederek, kullanılan oyların %30 'unu alarak gelecek Irak Federal Parlamentosunda ciddi bir güç olarak kendilerini empoze ederler. Kürd halkının ulusal ve demokratik taleplerini seslendiren "Kürdistan İttifakı Listesi " bu seçimlerin en başarılı güçlerinden biridir.
İkinci başarılı güç ise Ayetullah Ali Sistanî 'nin fetva verdiği Şii Listesidir. Bu liste, Abdulaziz El Hakim 'in başinı çektigi Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi 'inden, El Dawa Partisine; Irak Hızbullah 'ından, Ahmed Çelebi'nin başinı çektigi Irak Ulasal Kongresine ve Mukteda El Sadr 'ın taraftarlarına kadar geniş ve bir o kadar da farklı çikar grupları ve siyasal eğilimleri kapsıyor. Görünen odur ki, bu liste kullanılan oyların yarısından fazlasını almış durumdadır..
3. liste ise Allawi ve Yawer 'in oluşturduğu listedir. Bu çevre Şii ve Sünni Araplara hitap etmek için kurulmasına rağmen, fazla performans gösteremedi. Eski Baasçıları yeniden aktif politikaya katmalarına rağmen, Sünnülerin boykot girişimlerine çözüm olamadılar..
Bu durumu toparlamak gerekirse, Irak 'ın kuruluşundan Saddamın kanlı diktatörlüğün yıkılışına kadar, iktidar mekanizmaların dışında tutulan Kürdler ve Şii araplar( Kürdler, kendi ulusal talepleriyle, Şiiler, dinsel talepleriyle) bu seçimin galipleridirler.
80 yıl boyunca iktidara oturan ve kanlı diktatörlüklerle Irak 'ı ve Kürdistan 'ı yöneten Sünni azınlık demokratik ortamlarda fazla yapacağı bir şey olmayınca, terör ve şiddetle yeniden eski iktidarını tessis etmek istiyor.
Toplam nüfusun %20 'sini oluşturan Sünnilerin seçimlere aktif katılmayışları bir çok çevreyi rahatsız etmeye başladı. AB yetkililerinden, Asya ülkelerine ve Arap devletleri, Sünnileri yeniden iktidara ortak etmek istiyorlar. Her ne hikmetse hiç kimse Kürdler kıyıma uğrarken, Şiiler çogunlugu teşkil etmelerine rağmen, iktidardan uzak tutulurken adeletten, eşitlikten söz etmiyordu!!!!
Aslında bir çok Arap devleti, bunları seçimlere angaje etmek için,ABD'in istemi üzerine bu çevrelerle ilişkiye geçti. Fakat bu çabalar başarılı olmadı..
Bu kadar "ilgi " çeken seçimlerden sonra oluşacak olan "Irak Parlamentosuna " bir o kadar umut bağlanmıştır. Belki dünyada bir parlamentoya bu kadar umutla bakan ve tüm sorunların çözümünün sihirli anahtarı olarak gören başka halklar olmamıştır...
Bu parlamentonun önünde esas olarak iki görev var:
1) Anayasa 'yı hazırlamak,
2) Yeni bir hükümeti oluşturmak için gereken, Başbakan, Cumhurbaşkanı ve yardımcılarını atamak. Ayrıca Parlamento Hükümetin kontrol edecektir... 11 ay içinde hazırlanacak olan Anayasa halk oylamasına sunulacaktır.
Tüm bölge güçleri şu veya bu şekilde Irak 'ın ve Kürdistan 'ın iç sorunlarına karışıyorlar. Kendileri, sorunların bir tarafı olarak hareket etmeye çalisiyorlar.. Açık askeri saldırı dışında tüm ekonomik, diplomatik ve siyasal etkilerini kullanarak oradaki gelişmeleri yönlendirmek istiyorlar. Tabii ki bu güçlerin bölgedeki ajanlarının yıkıcı faaliyetleri sürekli olmuş ve bir dizi tahribatları da yaratmış ve yaratmaya devam ediyor... Bu güçlerin başinda, Türkiye, İran ve Suriye gibi Kürdistan'ı işgal eden ve sömürgeleştiren devletler geliyor. Bunlar tek bir amacı var: Kürdlerin yollunu tıkamak, kazanımlarını yoketmektir..
Irak Parlamentosunun esas görevi Anayasa 'yi yazmaktır.
Sorun burada başlıyor. Kim nasıl bir Anayasa istiyor?
Şiilerin listesinde yer alan kadroların büyük çogunlugu şeriat temelinde bir sistemden yanalar. Ama yine Şiilerin listesinde Batılı yanlısı, laik bir devleti savunanlarda var. Şiiler seçim programlarını oluşturken, bu çevreler arasında alabildiğine sert tartışmaların yaşandığı biliniyor...
Bu sorunların çözülmesinde "ailenin reisi " Ali Sistani belirleyici rol oynadı.
Ayetullah Sistani, daha önce yaptığı açıklamalarda Şiilerin iktidarı almasını istemişti.
Sistanî en temel hususlarda açık bir şekilde politik alana müdahale ediyor. BM Güvenlik Konseyi 'nin kararı öncesi anti Kürd girişimi ve seçimleri Fetwa ile yönlendirmesi, açık bir şekilde politikaya karışmadır. Sistani ve yandaşları, İran 'da uygulanan "velayet-i feqihi "mi uygulayacaklar yaksa başka bir şeyimi? Hepimiz beraber göreceğiz.
Devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılması talep eden ve Kürdistan 'da uygulayan ve bunu kırmızı çizgisi olarak kabul eden Kürdlerle, Şeriatçılar arasındaki devletin alabileceği biçim konusunda ciddi sorunlar bekleniyor....
Çözümleri sıralamak gerekirse:
Kürdlerin federasyon hakkını, Kerkük ve diğer Kürdistan Bölgelerinin Kürdistan Hükümetine bağlanmasını ve Geçici İdare Yasasının Kürdlere ilişkin formüle ettiği tüm maddelerini kabul ettikleri takdirde:
1)Kürdler, Allawi ve Yawer çevresiyle parlamentoda bir blok oluşturabilir... Bu çevreye Ahmed Çelebi ve Şiilerin içindeki diğer laik çevrelerde katıldığı zaman dinci kesimler azınlığa düşer.... Allawi ve Yawer çevresinin %15 veya %20 alması durumunda bu durum daha kolaylaşir...
Eğer Şiilerin listesinde bir bölünme olmasa, diğer listede Kürdlerin taleplerini kabul etmese,
2) O zaman Kürdler, laik bir Kürdistan ve şeriatla yönetilen bir Arabistan seçeneğini sunar ve doğrudan Şiilerle bunun yol ve yordamını arar..
3)Araplar kendi aralarında birlik oluşturup, Kürdlerin haklarını ve istemlerini reddederlerse ve böyle bir Anayasa'yi halk oylamasında sunarlarsa
4) Kürdler, 3 Kürdistan Eyaletinde Geçici İdare Yasasının kendilerine verdiği veto hakkını kullanarak Anayasa' ya karşi red kampanyasını yürütürler ve Anayasa'yi reddederler.
Kürdlerin tüm çabalari başarısızlıkla, sonuçlanırsa durumu iyi hesaplamamışlarsa ve " yanlış hesapları Bağdat 'tan geri dönerse, o zaman Henry Kissinger ve general Gardner 'in söyledikleri Bağımsız Kürdistan'ı ilan etmek lazım.... Birileriyle zorla birlikte yaşanmaz ki...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.