Siyaset

Irak uçurumun eşiğinde

The New York Times · 04.03.2006 · 2 görüntülenme

 Irak tehlikeli bir şekilde iç savaşa doğru gidiyor. Ülkenin acı dolu tarihine dair bir şeyler bilen, bir asırdan az bir süre önceki Britanya sömürge yönetiminin ayrı parçalarını kabaca birleştiren herkes, böyle bir sonucu hep beklemekteydi. İç savaş korkusu 1991'de dönemin ABD yönetiminin elini kolunu bağlamış, Amerikan birliklerini geri çekip Saddam Hüseyin'i iktidarda bırakmasına yol açmıştı. Mevcut yönetimin 2003'teki işgaline muhalefetin önemli bir nedeni de aynı korkuydu. Ancak işgali eleştirenlerin birçoğu (bu gazete de dahil), iç savaşın çok büyük tehlikeler içerdiğini, bu yüzden de bir kez Irak'a girdikten sonra Amerikan birliklerinin adil bir barışa ikna edici bir yol açılana dek orada kalmakla yükümlü olduğuna inanıyordu. İç savaşın tek alternatifi, hep söylendiği gibi, Şiiler, Sünni Araplar ve Kürtlerin kuracağı bir ulusal birlik hükümeti. Karşılıklı kuşku besleyen bu gruplar birlikte çalışmayı başaramadıkça, ABD Iraklıların kendileri için kurmayı reddettiği istikrarlı bir demokrasiyi onlar adına kurmak gibi imkânsız bir görevle yüz yüze kalacak. Böyle bir hükümeti bir araya getirme şansı, geçen hafta Sünni ağırlıklı Samarra kentindeki büyük bir Şii mabedinin bombalanmasıyla giderek azalıyor; Irak'taki iki ana mezhep arasında içten içe kaynayan husumetin fitilini tam anlamıyla tutuşturan bir saldırıydı bu. Öfke ve güvensizlik, yeni bir hükümetin kurulmasına dair dar kafalı manevralarla doruğa çıkmış durumda. Gaddar milisler Milyonlarca öfkeli Şii için bütün Sünni Araplar aniden Samarra bombacılarından ayırt edilmez hale geldi. Zayıf iradeli ve gevşek disiplinli Irak güvenlik güçlerinin kutsal mekânlarını koruyamadığını gören Şiiler, onun yerine Şii siyasi partilerin yönettiği gaddar milislerden medet umar oldu. Onlar da derhal Sünni camilerine, mollalarına ve korku içindeki sivillere karşı bir bombalama ve cinayet furyasına girişti. Bu kanlı misillemeler bugüne kadar yüzlerce insanın hayatına mal oldu. Sünnilerin, Şii önderliğindeki hükümetin hayatlarını, ailelerini, mülklerini ve camilerini, önde gelen hükümet partileriyle bağlantılı milislerin giriştiği terör furyasından korumak için kılını bile kıpırdatmayacağı yönündeki korkularını da doğrulamış oldu. Irak'ı bugün giderek pençesine alan bu çok tehlikeli durumu ne tek başına Sünni teröristler ne de pazarlığa dayalı parlamenter siyasette yer alıp almayacakları konusunda her gün karar değiştiren Sünni siyasetçiler yaratabilir. Suçun büyüğü, kibirli ve intikam almayı düşünen Şii siyasi liderlerinde bulunmalı, zira son bir yıl içinde anayasal sözlerini tutmadılar ve parti milislerini güvenlik güçleri ve içişleri bakanlığında kilit mevkilere getirdiler. Geniş tabanlı bir birlik hükümeti kurulmasına bugün bile direnmeyi sürdürüyorlar. Caferi'yi getirmek hataydı Bu manzaranın en büyük sorumluluları arasında, ikinci kez başbakanlığa aday gösterilen ve halihazırda bu görevi yürüten İbrahim el Caferi, onun Amerikan karşıtlığıyla bilinen müttefiki konumundaki din adamı, siyasetçi ve milis Mukteda Sadr ve Irak'ın en güçlü Şii partisi Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi'nin lideri Abdülaziz el Hekim de var. Eğer Irak kendisini tüketen bu nefret ortamından kurtarılabilecekse, en azından bu önde gelen Şii liderlerin şimdi ayağa kalkması ve tarzlarını değiştirmesi gerekiyor. Kürt liderler, geniş tabanlı çoğulcu bir hükümeti kabul etmemesi halinde Caferi'ye verdikleri desteği geri çekeceklerini açıklayarak yardımcı olabilir. Ve Sünni liderler de, nüfusun azınlığını teşkil ettiklerini ve önemli olmakla birlikte, ikincil bir rol oynamaya alışmaları gerektiğini kabul ederek böyle bir hükümette yer almalı. Sınırı aşabilir İç savaş patlak verirse, bundan en başta masum Şii ve Sünni siviller zarar görecek, fakat bunun etkileri Irak sınırlarının çok ötesine taşacak. Şii güney, İran'ın siyasi yörüngesine daha fazla girecek ve kuzeydeki Kürtler, muhtemelen Türkiye'yi de meselenin parçası haline getirecek biçimde bağımsızlık talebinde bulanacak. Petrol yoksunu Sünni bölgesi ise, küresel çapta faaliyet gösteren teröristlerin üssü haline gelebilecek. Irak'ın seçilmiş liderleri hâlâ ülkelerini kurtarabilir. Bunu yapmak istediklerini şimdi kanıtlamak zorundalar. Zaman hızla daralıyor. (Başyazı, 1 Mart 2006)The New York Times 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.