BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ferid Eseserd · 20.02.2007 · 1 görüntülenme
Türkmen Cephesi’nin Kerkük meselesi ile ilgili bazı görüşleri şaşırtıcıdır. Türkmen Cephesi’nin İngiltere temsilcisi Asıf Sert Türkmeni Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki- Moon’a gönderdiği mektupta, Kerkük’teki Türkmen ve hatta Arapların da tehdit altında oldukları ve ayrıca Kürtlerin zor kullanarak Türkmenleri Kerkük’ten çıkarmaya çalıştıkları ve onlara baskı uyguladıkları iddia ediliyor. Mektubun başka bir bölümünde ise Irak Geçiş Dönemi Yönetim kanununun (c) fırkasının 53.maddesi göre Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi’ne değil de Irak’a bağlı olması talep ediliyor. Türkmen Cephesi propagandalarında Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmasıyla sözde Kürtlerin Türkmenler üzerinde etkili olacağı ve Türkmen haklarının gasp edileceği iddiasında bulunuyorlar. Eğer bu sakat görüş ölçü olarak ele alınırsa, aksi de herhalde şu olmalıdır: Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi dışında kalmasıyla Türkmen haklarının elde edilemeyeceği garantisi anlamına gelmektedir. Çünkü hiç kimse Türkmenlerin 20 milyon Araptan alabileceği hakların 4 milyon Kürtten alabileceği haklardan daha fazlasını alacağı garantisini veremez. Hepsinden daha şaşırtıcı olanı da Mektupta Araplaştırma politikasına göz yumuluyor ve kentin demografik yapısının değiştirilmesi günahının vebali Arapların boynuna atılacağına Kürtlerin boynuna atılıyor ve Araplaştırma politikası çerçevesinde Kerkük’e yerleştirilen Arapların asimle edildiği görüşü savunuluyor. Bundan hiç şüphe yok ki Türkmen Cephesi’nin izlediği politika eski rejimin devrilmesi sonrası süreçteki gelişmelerle uyuşmadığı görülmektedir. Nedeni de, Türkmen Cephesi’nin izlediği tüm politikaların Anayasa’nın 140.maddesinin uygulanmasına karşı temelinde geliştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı demokratik gelişmeler önünde engel teşkil ederken, Baas partisi, terörist gruplar, Kerkük’e yerleştirilen Araplar ile federal ve demokratik Irak’a karşı olan tüm gruplarla ilan edilmeyen bir ittifak içerisindedir. Böyle olmaz sa Türkmen Cephesi’nin Tikrit’te düzenlenen Saddam’ın cenaze törenine Kerkük il meclisinden iki üyeninde içinde yer aldığı bir heyet göndermesinin anlamı nedir? Böyle olmaz sa Bakuba’daki Türkmen Cephesi temsilcisinin kendisini saklamak zorunda kaldığı ve buradaki ofislerinin kapatılmasına neden olan direnişçi grupların konferansında eski rejimin devrilmesi sonrası sürece karşı sert ve yerinde olmayan açıklamalar yapması ne anlama geliyor ? Baas rejimi döneminde, Türkmen Cephesi ilegal bir grup olarak Türkmenlerin çıkarlarını savunacak hiçbir katkısı olmadı. Aslında eski rejimin devrilmesiyle Türkmen Cephesi’nin kendini toparlayabilmesi, Türkmenlere iyi bir hizmet sunabilmesi ve Kürtlerle ilşki geliştirmesi açısından ellerine iyi bir fırsat geçti. Ancak görüldüğü gibi tam aksi oldu. Türkmen Cephesi bu fırsatı değerlendirip Türkmenlere hizmet sunacağına, eski rejimin devrilmesi sonrası süreçte gelişen tüm olumlu yönleri rededen bir politika izlemeye başladı ve aynı zamanda Kürt ve Türkmenlerin birbirlerine yardım etmesiyle Kerkük sorununun çözümü için de pozitif bir faktör olamadı. Eğer Türkmen Cephesi olmasaydı hiç kuşkusuz Kürt ve Türkmenlerin birbirlerine yakınlaşması için daha uygun şartlar oluşturulabilirdi ve Kerkük sorunu da dahil diğer bir çok bölge sorunu da Kürt ve Türkmenlerin beraber haraket etmesiyle çözüme kavuşturulabilirdi. Bundan ziyada gelecekteki Kürt ve Türkmen ilişkileri açısından da güçlü bir zemin oluşturulabilirdi. Bölge sorunlarının çözüme kavuşturulması konusunda Kürtlere yardımcı olmamak Türkmen çıkarlarına olumsuz etki yapacağı gibi Türkmen Cephesi’nin de bundan bir çıkarı olmayacağı bir gerçektir. Türkmen çıkarlarını zedeleyen faktörlerin azaltılması için bu süreçte Türkmen Cephesi bazı değişikliklerin yapılabilmesi konusunda karar verebilirse Türkmen Cephesi’ne yeni bir sima kazandırabilir. Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi Sorumlusu Pukmedia
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.