Siyaset

Irak Kürdistanı'nın işgali berbat bir fikir

Rojhat · 23.10.2007 · 2 görüntülenme

Irak Kürdistanı'nın işgali berbat bir fikir

Financial Times, "Türkiye Irak'a yönelik işgalin berbat bir fikir olduğunun farkına varmalı" diyor başyazısında. Ancak Başbakan Erdoğan’ın katlanılması güç bir baskı altında olduğunu; yapılması imkansız bir seçime zorlandığını da savunuyor gazete: "Irak Kürdistanı'nın işgali berbat bir fikir çünkü ilk olarak Türkiye'deki Kürt azınlıkla uzlaşma yolunda yapılan girişimleri sıfırlar. İkincisi 1995, 1997 ve 2001'deki operasyonlar PKK'yı Kandil'den çıkaramadı. Üçüncüsü, işgal Kuzey Irak'taki nispeten sakin ortamı yok ederken Suudi Arabistan ve İran'ı da işin içine karıştırmak suretiyle, Türk-Amerikan ilişkilerinin tabutuna bir çivi daha çakar. Erdoğan da bunun farkında... "Iraklı Kürtlerin kendi çıkarları uğruna bir kültü andıran PKK'yı dizginlemesi gerek. Amerikan ordusu da Irak genelinde imkanlarını ne kadar zorluyor olsa da hiç değilse en önemli ittifaklarından birisini muhafaza etmek için PKK'ya karşı harekete geçmek durumunda. Türkiye'de yapılacak Irak'a komşu ülkeler konferansı, görüş ayrılıklarının giderilmesi için tüm taraflara fırsat sağlayacak. Ancak bu, muhtemelen son fırsat olacaktır." Müdahalecilik ve kimlik arayışıLondra'daki Birkbeck Beşeri Bilimler Enstitüsü yöneticisi Stavoj Zizek, Kuzey Irak'a operasyon tartışmalarını müdahaleci yaklaşımlar ve Avrupa Birliği'nin kimlik bunalımı gibi daha geniş bir çerçevede ele almış. Zizek'e göre, Türkiye'nin müdahale niyetine muhalefet, batılı ülkelerde son yıllarda savunulan ahlaki gerekçelerle müdahaleci yaklaşımların aslında nasıl kof bir mutabakatla karşılandığını ortaya serdi. Zizek'e göre Türkiye, Batılıların konforlu mutabakat ortamını bozan bir diken gibi sivriliyor... Avrupa'nın yaşananlar ışığında, kendi tanımlarını yeniden yapması gerektiğini savunan Zizek; savlarını tartışmaya Fransa'nın İran konusunda sertleştirdiği söylemden yola çıkıyor."Fransa'da Bernard Kouchner'in dışişleri bakanlığına atanması meğer 'askeri hümanizm' ideolojisinin dönüşüymüş. Bu anlayışta sorun askeri oluşunda değil, hümanist olduğunu savunmasındadır. Zira bu doktrin, askeri müdahaleyi, evrensel insan hakları gibi açılardan insani kurtuluş olarak sunar. Böylece buna karşı çıkan hem düşmanın safında yer alır hem de medeni ülkeler topluluğuna ihanet etmiş olur. "Peki Kouchner İran bağlamında 'en kötüye hazırlamalıyız' derken "biz"den kastettiği kimdi? Bu bize kim dâhil, kim değil? "Biz" insan hakları adına hareket eden apolitik bir medeni insanlar topluluğu mu? "Türkiye'nin geçen haftaki tezkeresi buna beklenmedik ve daha da durumu karmaşıklaştıran bir yanıt oldu. "(Tavrına Suriye'den de destek alan) Türkiye; terörle savaş bayrağı altında bir sınır ötesi operasyon yapması olasılığı ile; sanki askeri hümanizm kulübünün tekelini elinde tutan ülkelerin partisine davetsiz bir misafir gibi daldı. "Durumu nahoş kılan Türkiye'nin 'öteki' olarak görülmesi değil, 'aynılık' iddiası... Ancak bu, Türkiye'nin ilk kez Batı'nın konforlu mutabakat ortamını bozan unsur olarak karşımıza çıkışı değil. Avrupa Birliği'nin bugün yaşadığı kriz de büyük oranda Türkiye'nin adaylığına dayanıyor. "Türkiye sorunu yani Avrupa'nın Türkiye konusunda ne yapacağını bilememesi, aslında Türkiye'den değil Avrupa’nın kendisinin ne olduğunu tanımlayamamasından kaynaklanıyor. Avrupa projesi bir kimlik arayışında... Belki de bugün tek şansımız standart olarak kabul edilen Avrupa mirasından kopuş sağlamak. Kendimizi eski Avrupa’nın çürüyen bedeninden koparıp yeni bir mirası yeşertmek..." Los Angeles Times Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte Kürt sorununun, Amerika’nın da sorunu haline geldiği yorumunda bulunuyor. Gazete, Türkiye’nin PKK terörünün önlenmesi konusunda Amerika’ya yönelttiği eleştirilerin de haklı olduğunun altını çiziyor:"Kürt terörünün önlenmesi konusundaki başarısızlık, Amerika ile Türkiye arasındaki 50 yıllık ittifakın sona ermesine yol açabilir. Amerika, en azından Kürt liderlere, kendi bölgelerini temizlemeleri konusunda baskı yapabilir veya PKK liderlerinin yakalanması için Amerikan Özel Güçlerinden bir kısmını görevlendirebilir. Gelişmeleri pasif biçimde izleyen Kürt liderler, eğer Amerika ile Türkiye’nin PKK’ya karşı ortak bir NATO operasyonu başlatmayı planladığını öğrenirlerse, acaba PKK’ya karşı harekete geçmekte daha istekli olurlar mı? Washington bu sorunun cevabını öğrenmelidir."Christian Science Monitor Irak’ın Şii, Sünni ve Kürtler arasında üçe bölünmesini, tarihsel gerekçelerle savunan bir makaleye yer veriyor. Ortadoğu uzmanı Brien Browne tarafından yazılan makalede, Ortadoğu ve Afrika’da, sınırların, dış güçler tarafından yapay biçimde çizildiği ifade ediliyor ve Irak’ın gerçek anlamda hiçbir zaman bir ulus olmadığı vurgulanıyor:"Amerikan ve koalisyon güçlerinin Irak’taki varlığından bağımsız olarak bölgede barış, ancak tarihsel güçlerin ortaya çıkmasıyla sağlanabilir. Aslında bu süreç, kuzeydeki Kürt bölgesinde zaten başlamış durumda. Irak’taki savaşın uzun vadeli çözümü, üç ayrı ulusal kimlik ve bağımsızlığa doğru adım atılmasına müdahale etmemekten geçmektedir. Zaten önlenmesi mümkün olmayan bu sürece, dış güçler karışmamalıdır."  

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.