Siyaset

IRAK : INTIHAR YERINE ISGAL

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

ABD Büyükelçisi Negroponte, Zarkavi\'nin adresini bilseydi muhtemelen seçimden bir hafta önce yayımladığı bildiriden ötürü kendisine bir teşekkür telgrafı çekerdi. Zarkavi, bildiride, demokrasiyi küfür ve sapkınlık olarak niteliyor, Şiilere karşı düşmanlığını ifade ediyordu. Bu çıkış, Amerikalıların işini hayli kolaylaştırdı. Zira bildiri Iraklıları işgale ya da intihara oy vermek arasında tercih yapmak zorunda bıraktı. İnsanlar da ehvenişer deyip işgali seçti. Dahası, bildiri kimilerini, Müslüman Alimler Heyeti\'nin de boykota çağırdığı seçimlere katılmaya sevk etti.

Zarkavi bir değil iki teşekkürü hak ediyor aslında. İlki yukarıda değindiğim nedenden ötürü, diğeri de direnişin imajına zarar vermesinden ötürü. Zarkavi\'nin ifadeleri dünya tarafından direniş içinde yer alan ve Şii, Sünni, Arap, Kürt ve Türkmen olmak üzere ülkedeki bütün ulusal unsurların katılacağı gerçek bir demokrasi isteyen beş temel grup arasındaki siyaseten geri kalmış tek bir grubun görüşü değil de, direnişin genel görüşü olarak algılandı.

Zarkavi\'nin bu mesajı bize geçen yıl Amerikan başkanlık seçimlerinden bir hafta önceki Usame bin Ladin\'in açıklamalarını hatırlattı. Ladin Amerikan halkına benzeri bir mesaj göndermiş, bu açıklama Bush\'un kampanyasını olumlu yönde etkilemişti. Oysa Bin Ladin\'in amacı tam tersiydi.

Irak\'ta tek ironi bu değil. Sonunda ülkenin kargaşa denizi yanı sıra kan gölüne boğulmasına yol açmasından korkulan bir ironiler dizisiyle karşı karşıyayız. Örneğin, Irak halkının, kendi \'hür\' iradesiyle temsilcilerini seçmesinde ısrar eden Amerikan yönetimi, Irak\'tan çekilmek için
bir takvim belirlemeyi bile reddediyor.

Evet hiç kimse Irak halkına yarım asırdır ilk defa kendi temsilcilerini seçme hakkı verilmesinin önemini inkâr etmiyor ancak sessiz kalınan nokta bütün işaretlerin, bu sevincin Iraklıların iradesinin iadesiyle hiçbir ilişkisi olmayan bir kutlamadan ibaret olduğuna kanıt oluşturması. Zira herkes biliyor ki bu irade halen Amerikan iradesinin rehini.

Asıl amaç, Irak\'taki Amerikan varlığını yasallaştırmak ve Amerikalıların kurduğu sisteme meşruluk vermek. Yoksa Amerikalıların dünyanın öbür ucundan Iraklılara özgür demokratik bir sistem hediye etmek ve ardından elde ettikleri kazanımdan hoşnut olarak çekip gitmek için geldiklerini, bu uğurda onca can ve mal kaybına katlandıklarını düşünmek basitlik ve aptallıktır. ABD\'yi ordularını, uçaklarını ve füzelerini acı çeken üçüncü dünyaya demokrasi ve özgürlük dağıtmak için gönderen bir \'hayırsever\' olarak görmek abesle iştigal.

Seçim öncesi kampanyada da dikkat çeken bir ironi vardı. Medya organlarında Ayetullah Sistani siyasi işlere karışmayan yüksek dini merci olarak sunuldu hep. Hal böyle olunca Sistani\'nin resmini taşıyan aday listelerini görünce şaşkına döndük. Sadece bu değil. Sistani\'nin güneyde federal bir Şii devleti kurulması düşüncesini desteklediğini dile getirenlere şahit olduk. Bu iki örnek Sistani\'nin siyasi pratiğin merkezinde olduğunu gösteriyordu.

Sistani\'nin adının kötüye kullanılmasından sorumlu olmadığı söylenebilir, ancak adının karıştığı konular göz ardı edilecek türden değil ve etrafındaki yardımcılarının ve sözcülerinin kendisine atfedilen yanlış bilgileri düzeltme imkânı var. Her iki konuda da hiçbir yalanlamanın gelmemesi, isnat edilenleri doğru kabul etmemizi ve şayia değil de birer gerçek olarak ele almamızı haklı kılmakta.

Bu bağlamda bir başka sürpriz ise Kürdistan\'daki seçim merkezleri dışında, Kürtlerin Irak devleti içinde kalması veya ayrılmasına ilişkin referandum. Bu olay bizim açımızdan sürpriz olsa da sadece Irak\'ta değil bütün Ortadoğu\'da tehlikeli sonuçlara yol açabilecek böylesine bir girişime karşı tutum belirlemeyen Kürt liderler açısından sürpriz olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Kürtler bölgede birkaç ülkeye dağılmış durumda. Türkiye\'de 10, İran\'da 4, Suriye\'de 1,5 milyon Kürt yaşıyor. Dolayısıyla Kürdistan\'ın bağımsızlığı Irak içinde Kürtlerin petrol zenginliği nedeniyle tutunduğu Kerkük kaynaklı bir çatışmanın fitilini yakabilir. Oysa Kerkük asıl itibarıyla Kürtlerden çok bir Türkmen ve Arap kenti.
Güneyde federasyon dosyasının açılması ve Kürdistan\'ın Irak\'tan ayrılması konusunun referandum yapılacak kadar aleni olarak dile getirilmesi gelecekle ilgili birçok soruyu beraberinde getirmekte.
Katılım oranı şaibeli

Son olarak seçimlerle ilgili yaşananlara bakalım. Özellikle de korku, kentlerin giriş çıkışa kapatılması, araç dolaşımının yasaklanması ve sokaklardaki güvenlik önlemlerinin artırılmasına karşın Iraklı yetkililer yüzde 72\'ye varan katılım oranları açıklama yarışında. Yetkililer neden sonra bu oranın abartılı olduğunu anladılar da yüzde 60\'a indirdiler. Anlaşılır nedenlerden dolayı ortak kanı, Kürt ve Şii nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde katılım oranının yüksek olduğu. Ancak Sünni bölgelerde boykotun güçlü olduğu konusunda da aynı kanaatteler. Bu durum seçimlerin nihayetinde etnik ve mezhebi yapı aldığını açıkça göstermekte ve şeffaflığına, hatta Irak halkını temsil etme meşruluğuna ilişkin kuşku uyandırmakta.
Kaldı ki açıklanan katılım oranının ne kadar doğru olduğu tartışmaya açık. Hal böyleyken Iraklı yetkililerin, keza Bush ve Blair\'in \'beklentilerin üstündeki\' katılım oranını \'kazanım\' olarak görerek sevinçlerini ilan etme yarışına girmesi dikkat çekici.
Seçimlerin yapılmış olması ve yakında açıklanacak sonuçlar,
Irak krizinde yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Umarız, ulusal meclis, Irak\'ın \'patlaması\'yla sonuçlanacak bir role soyunmaz.

(Londra\'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 2 Şubat 2005)
Radikal

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.