Siyaset

Irak denkleminde Türkiye'ye yer yok

MUHAMMED NUREDDÝN · 31.12.2006 · 2 görüntülenme

Türkiye, Irak'ta eskiden sahip olduğu merkezi rolü kaybetti. Sünni kozunu kullanarak Irak'a müdahale etmesi Türkiye'nin aleyhine sonuçlar doğurur; Baker raporu da Kürt devletinin kurulmamasını tavsiye ederken, Ankara'nın Irak'ta söyleyecek sözü kalmamış gibi görünüyor Baker-Hamilton raporu, temel mevzusu olan Irak'ın yanı sıra diğer bölge ülkeleriyle farklı uluslararası çevrelerden de büyük ilgi gördü. Rapora bu kadar önem verilmesi, James Baker ve Lee Hamilton'ın resmi olarak görevlendirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca bu iki ismin uluslararası siyasette köklü bir geçmişi var ve Irak Çalışma Grubu bünyesinde hazırladıkları rapor çok sayıda üst düzey Amerikalı yetkiliyle yaptıkları görüşmeler sonrasında hazırlandı. Rapordaki önemli noktaysa, başkalarının değil, Amerikalıların Irak'taki şartlara nasıl baktığıdır. Zira, Irak'ı işgal eden ve krizi çıkaranlar Amerikalılar olduğu için, çıkış yolu bulma sorumluluğu da onların üzerindedir.Baker-Hamilton raporu, temel mevzusu olan Irak'ın yanı sıra diğer bölge ülkeleriyle farklı uluslararası çevrelerden de büyük ilgi gördü. Rapora bu kadar önem verilmesi, James Baker ve Lee Hamilton'ın resmi olarak görevlendirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca bu iki ismin uluslararası siyasette köklü bir geçmişi var ve Irak Çalışma Grubu bünyesinde hazırladıkları rapor çok sayıda üst düzey Amerikalı yetkiliyle yaptıkları görüşmeler sonrasında hazırlandı. Rapordaki önemli noktaysa, başkalarının değil, Amerikalıların Irak'taki şartlara nasıl baktığıdır. Zira, Irak'ı işgal eden ve krizi çıkaranlar Amerikalılar olduğu için, çıkış yolu bulma sorumluluğu da onların üzerindedir.Laik devlet Sünni rolü istemez Herkes rapordaki en önemli noktanın, Irak'ta Suriye'yle İran'ın merkezi rol oynadığının kabul edilmesi ve bu iki devletle iletişim kurulmaksızın çözümün gerçekleşmeyeceğini itiraf etmesi olduğunu ifade etti. Bu itiraf, Suriye ve İran'ın Irak ve bölgeden tecrit edilmesi girişiminin peşini bırakmayan, hatta Irak işgali sonrası Suriye'ye karşı neredeyse bir saldırı başlatmak üzere olan ABD Başkanı George W. Bush'un politikalarının başarısızlığının kabulü anlamına geliyor. Bugün Bush'un Amerika'sı inadından vazgeçiyor ve öncelikle Amerikan çıkarlarını gözeten bu komisyon kanalıyla trajedisinden çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Öte yandan, çok az kimse Türkiye'nin Baker-Hamilton raporundaki yeri üzerinde durdu. Dünya medyası rapordan söz ederken Türkiye'ye hiç değinmedi; hatta Türkiye oyunun tamamen dışında görüldü. Peki bu yaklaşım doğru mu? Evet doğru. Çünkü Irak'taki ABD işgaliyle Türkiye, elindeki kozların çoğunu kaybetti ve pratikte Irak'a doğrudan etki edebilecek güçlerin dışında kaldı. Türkiye bu gerileyiş sonrası tekrar Irak'a dönmek için birçok hamle yapmaya çalışsa da yeni denklemler bunu engelledi. Baker-Hamilton raporu, Türkiye'nin bugün Irak denkleminden çıktığını teyit ediyor. Şöyle ki Türkiye'nin en önemli 'ithal ürünü' olan askerleri dışında hiçbir şeyi kalmadı. Zira rapor, Türkiye'nin bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını engellemek için Kuzey Irak'a ordusunu gönderebileceği uyarısı yapıyor. Baker-Hamilton raporunun Türkiye için çizdiği 'tablo'yu şu açılardan ele almak mümkün: Öncelikle, Türkiye Sünni bir ülke ve bu kozu kullanmasının kendisi aleyhine sonuçları olabilir. Bu tanımlama ilk defa bu şekilde yapılıyor. Fakat Ankara'ya Sünni kimliği üzerinden biçilecek bir rol, dış politikasını din veya mezhebe dayalı bir biçimde çizmeyen laik bir devlet olması nedeniyle Türkiye içinde rahatsızlık yarattı. Ayrıca, Irak'ta Sünni temelde hareket ederse, Türkiye'nin başarısız olacağı kesin. Zira ne Sünni Kürtler ne de yarısından fazlası Şii olan Türkmenler Türkiye'nin yanında yer alır. Sünni Araplarsa, Türkiye'nin üzerlerinde hiçbir etki gücüne sahip olamayacağı köktenci Kaide'yle Baasçı kalıntılar arasında dağılmış halde. Geriye kalan Sünnilerse, en belirginleri Türkiye destekçisi sayılamayacak Tarık El Haşimi olmak üzere, çok küçük bir gruptan oluşuyor. Yani, Türkiye Sünni penceresinden etkili bir rol oynayamaz. Zira Sünnilerin dayandığı merci Ankara'da değil, başka yerlerde. İkincisi, Kürtlerin bağımsız bir devlet kurma yönünde mesafe kat etmeleri durumunda, Türkiye Kuzey Irak'a askeri müdahale yapabilir. Baker-Hamilton raporuysa, Türkiye'yi Irak Kürdistanı'yla barışçıl bir yaklaşımla ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirmeye davet ediyor. Bu öneri de, şu ana kadar Irak'ın Kürt Devlet Başkanı Celal Talabani ve Kuzel Irak Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'yle ilişkiye geçmeyi reddetmiş Türkiye'nin resmi politikasıyla çelişiyor. Öte yandan, rapor Kürdistan'ın muhtemel bağımsızlığını engelleyecek biçimde Irak'ın bütünlüğü üzerinde durduğu için Türkiye rahat görünüyor. Ayrıca, raporun Kerkük'te referandumun ertelenmesi ve nihai geleceği belirlenmeden önce Kerkük'te 10 yıllık geçici bir yönetim kurulması çağrısından dolayı da mutlu. Türkiye, raporun Kuzey Irak'taki PKK unsurlarına karşı yeterli önlem alınmadığına işaret etmesinden dolayı da rahat. Türkiye PKK unsurlarının yok edilmesini istiyor ancak Bush yönetimi hâlâ örgüte karşı harekete geçmeye karşı çıkıyor. Raporda Irak'ın geleceği arayışında Türkiye'ye pratik olarak katılma izni verilen tek nokta, komşu ve başka ülkelerden oluşacak bir komisyon kurulması çağrısıdır. Enfal olayı eski rolün göstergesi Görülen o ki Türkiye Irak'taki ABD işgalinden bugüne kadar, yıllar boyunca Irak'ta sahip olduğu etkin rolü kaybetti. Saddam Hüseyin'in mahkemesi sırasında Türkiye'nin Kürtlere yönelik Enfal olayına ortak olduğu iddiası da, Türkiye'nin önceki rolünün göstergelerinden başka bir şey değildir. Sonuçta, Baker-Hamilton raporu Türkiye'nin Irak konusundaki öneminin azaldığını gösteriyor; ancak Ankara'nın, Beyaz Saray'da kana susamış bir grubun Irak'ta çıkardığı kanlı sorunun nasıl çözüleceğine dair bakış açısını da teyit ediyor.(Katar gazetesi Şark, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 24 Aralık 2006)RadikalAkt: Firat Dîcle

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.