BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
*Ezidi kardeşlerimden, konunun anlaşılması için Melek-i Tavus yerine bu sözü yazmak zorunda kalmışlığıma anlayış göstermelerini rica ediyorum. Sadece Müslümanlar değil, Yahudiler ve Hristiyanlar da içte olmak üzere, milyonlarca insan kötü anlam yükleyerek böyle kullanmaktadır. Aşağıda görüleceği gibi kötü değil iyi olduğunu işlemeye çalıştım. Fakat, iyi anlamda da olsa böyle kullanmanın sizi inciteceğini düşürerek, bu defalık hoş karşılamanızı rica ediyorum.
H D
Şeytan kimdir? Neyi temsil eder? Şeytan'a uymak kötü bir şey midir gerçekten? Şeytan 'a uymak mı fenalık doğurur, uymamak mı?
Biraz açalım.
Bilinen tek tanrılı dinlerin yorum şöyledir.
Meleklerine, kendi suretinde yarattığı Ademe biat etmesini emreder. Fakat meleklerin en büyüğü, çamurdan(1) yaratılan Ademe itaat etmeyi ret eder.
Cenab-ı Allah, buyruğuna karşı gelen BU EN BÜYÜK MELEĞİNİ, meleklerin önderliğinden azletilip cennetten kovar.
Cehennem yaşamı Şeytana çok çileli gelmiş olmalı ki, Tanrı\'dan af dileyerek cennete kabulünü rica eder. Rab meleğine acır ve onu sonsuz bir yarışa sokar. İnsandan üstünlüğünü kanıtlama...
Nitekim yasak meyveyi Ademe yedirme işi, bu üstünlüğünü kanıtlama gayreti olarak sunulmaktadır! Adem ise bu aldatılmışlığına karşılığı cennetten atılır!(2).
Bu öyküde asıl görülmesi gereken şey nedir? Neden itaat reddedilmiştir?
Buradaki reddedişte, bir hak arama yok mudur?
Usta askerin, acemi ere tabii olması doğru olur mu? Öğretmenden, öğrenciye itaat etmesi istenir mi? İlk doğan, sonra doğandan küçük tutulur mu? Ağabey kardeşe itaate zorlanır mı? Açık ki Şeytan haklıdır ve hakkını aramıştır.
İşte bu nedenle Şeytan 'a uyma, bütün hak arayanların baş vurduğu yol olmuştur! Yani, adaletsizliğe baş kaldırış yoludur!
Elbette Allaha, nebiye, sultana, generale, polise, patrona ağaya, kısaca hakkı kim gasp ediyorsa, ona bir baş kaldırıştır!
Allahın meleği, yapılan adaletsizliğe sivil itaatsizlik yapmıştır. Hakkını aramış fakat cezalandırılmıştır.
Ya sonra?
Görülmektedir ki bu baş kaldırış, insanın, cennetten kovulan melekten daha üstün bir yaratık olmadığını kanıtlamaya yetmiştir...
Peki siz, siz hiç Şeytan 'a uydunuz mu? Kaç kez uydunuz? Bu uyumdan ne zarar gördünüz? Rakipleriniz ne zarar gördü
İşte sizi, bir oh olsun dedirtecek kadar gönül rahatlığına erme için bile olsa, Şeytan 'a uymaya davet ediyorum!
Bu işin ne büyük hazzı vardır, gelin bana sorun! Yalandır, Şeytan, kötülüğün körükleyeni değildir. Aksine, sadece hak aramayı temsil eden bir dürtüdür.
Hiç bir şeye tapmam, ama bazen bu meleğe uyarım! Fakat bu işin de bir kuralı vardır. Şeytan\'a uymak başkasını zarara uğratmama ilkesine dayanır. Çünkü Şeytan\'ın baş kaldırışı, kendisinin haksızlığa uğramasındandır! Amaç başkasına acı çektirmek değil, aksine sadece kendinizi ve haklarınızı korumaktır.
Şeytan\'a uymuşların kazanımları, günümüzde tüm insanlığın yararlandığı geniş, insan hakları manzumesini oluşturmuştur.
Şeytan\'a uyanlar olmazsa idi, şu an nelerden yoksun olmazdık bir düşünelim!
Yeryüzündeki dini kurumların (kilise, havra, cami i, semahaneler vb.) bütün dinlerde, Tanrıyı, ideolojisini ve yorumlarını temsil ettmekktedirler.
İslamiyet ve öncesi dinler, dünyanın durağan, düz bir tepsi gibi olduğunu savlarlar.
Günün birinde Şeytan, İtalyaya uğrayarak Galile o diye birini bulur ve ona der ki:
_Galile o, Allah ve onun bu dünyadaki temsilcileri ne derlerse desinler. Gözünü aç ve incele, dünya hem durağan, hem de düz değildir! demiştir.
Galile Şeytan 'a uymasa ve burnunu Allahın ve dini kurumların işine sokmaya kalkmasa idi, bizler hala dünyanın yuvarlaklığı ve kendi çevresinde döndüğü gerçeğini bilmiyor olacaktık! Bu bilginin kolaylıklarından da yararlanır olamayacaktık.
Mikroplar bulunmazdan önce hastalıklar, cin çarpması sanılırdı. Bu çarpılmadan kurtulmak için din adamlarına gidilir, bir sürü para karşılığında dualar yazdırılır ve muskalar yaptırılırdı.
Pasteur denen kimyacı, Şeytan 'a uyarak bakterilerin varlığını iddia etti. Hastalıkların cin çarpması sonucu değil, gözle görülemeyen küçük canlıların eseri olduğunu savladı.
Pasteur dini açıklamalara bağımlı kalmayı sürdürse idi, mikropların varlığından habersiz kalacak ve hala sıtma, veba, verem gibi çeşitli hastalıklarla telef oluyor olacaktık.
Şeytan, toplumsal sorunların çözümünde insanlara açarlar üretmesi için ilham perisi olmayı sürdürüyor.
Kölelere(3) Allah, İnsanları eşit yaratmadım. Kaderinize razı olun ve size bu durumda bile olsa yaşama hakkı verdiğim için Allahınıza şükrediniz derken; Şeytan:
_Kölelik Allah vergisi değildir, ayağa kalk hakkını ara demektedir!
Kadınlara, İlah ve yeryüzündeki vekilleri:Kadın eksiktir, erkeğine tabii olmalı ve onun hizmetinde olmalı diyorlar.
Şeytan: Eksiklik fikrine, çok eşliliğe ve dayağa karşı çık! Sen eşsin; eş, eşitlikten türer, eşine (eşitine) kendini ezdirme!
Köylüye işçiye, Ağaya-patrona kendini ucuza verme ve belli aralıklarla ücret artışı iste!
Vatandaşa, Yöneticilerden hesap sor, sadece oy vermekle kalma!
Aydına-öğrenciye, Ezilenden yana ol. Yiğitlik ülkücüler gibi sırtını güçlüye (devlete) vermek değildir. Aksine, asıl aşağılık budur! Bu güçlünün yanına geçerek kendini adamdan saydırma ' dır. Asıl yiğitlik devlete ve devleti olanlara karşı; devleti ve gücü olmayan yoksulun, kölenin, Kürtün, Filistinlinin, Kızılderilinin yanında yer almaktır!
Kürte, Ayağa kalk, baskıdan kurtul, anlın dik, çağdaş milletler arasında yerini almak için devletini kur!
Allah ise aynı kişilere: Bu kaderindir, otur ve çileni doldur. Başına gelene de şükret, beterin beteri var! diyor.
Allah, ne varsa ben yarattım. Bu niye böyledir deme, Allahın hikmetine sual olmaz der.
Allaha uyma 'yı, itaat bekleyen tüm kurumlar ve kişiler benimserler. Krallıklar, halifelikler, diktatörlükler, askeri-polisiye devletler, işverenler, ırkçılar ve mafya örgütleri.
Can alan, kol-bacak kesen sert ve dünyanın ilk yazılı yasalarını insanlığın başına bela eden Hamurrabi(4) de bunları Allahtan aldığını savlamaktadır.
Çünkü Allahtan gelen kaderdir, uygulanmaktan ve uymaktan başka yol bırakılmamaktadır. Bu nedenle bütün zalimler Allaha sığınmaktadırlar.
Firavunlar, bizzat kendilerinin Allah olduklarını ileri sürmediler mi? Roma imparatorları, zalim Nemrut, İran Şahları, İngiliz Krallığı vb. Hep kendilerini Tanrı veya yarı Tanrısal idareciler olarak sunmadılar mı?
Peygamberlerin hepsi ya sultan yada halife olarak uzun yıllar hükümranlıklarını sürdürmediler mi?
Tanrı adına zulmedenlerin suçu ve cezası olmuyor. Bu nedenle bütün caniler Allahla olduklarını öne sürerek, toplum vicdanında aklanabiliyorlar. Böylece zan altında kalmadan sınırsız eziyetler yapabiliyorlar!(5)
Zalimler, baş kaldıran tüm mazlumlara yapılan eziyetleri haklı gösterilebilmek için, onları Allahsız olmakla veya Şeytan 'a uymakla suçlamaktadırlar(6)
Görülmesi gereken bir yön de baş kaldıranların(7) bu tercihi bilinçle yapmamış olmalarıdır!
Böyle gelmiş böyle gider düşüncesi Tanrıyı (egemen olanları), yani düzen sahiplerini, diğer bir deyimle devlet gücünü ellerinde bulunanları; böyle gitmemeli fikri de Şeytan 'ı, (egemen olmayanları) yani devlet gücünü elinde bulundurmayanları simgeler!
Şeytan değişimi simgeler ve değiştirmeyi amaçlar.
Değiştirme fikri, iktidarı kaybetme endişesi yaratmakta ve yönetimdekileri çılgına çevirmektedir. Durumun değişmesi yönünde mücadele yürütenlerin haklılığını ve potansiyel gücünü (ilerde örgütleyerek peşlerine takacakları kitlenin büyüklüğünü) bildiklerinden, düşünceleri yayılmadan (kitleselleşmeden), onları yok etmek için yapmayacakları zulüm yoktur.
Araştırmak, görünüre aldanmayıp gizli sebebi bulmaya çalışmak, deşelemek, karıştırmak, kurcalamak değiştirme faaliyetleridir. Her şeye bir neden arama, değişimin ilk adımıdır.
Şeytan 'a uyma, bütün tekniksel ve toplumsal ilerlemelerin, devrimlerin ve hak arama direnişlerin başlama noktasıdır.
Burada devletini kurmak için uğraşan Kürtlere karşı savaşanlara, onlar dillerini yasaklamaya çalışan Türk-Arap-Fars devletlerine destek veren Allah inananlarına sormalı:
Siz neden Kürt halkının hakları söz konusu olunca Müslümanlığınızı es geçiyorsunuz? Bu mazlumları savunacağınız yerde, neden zalim devletleri destekliyorsunuz?
Bir topluluğu zor ile Türk-Arap-Fars yapmak ve dillerini yasaklamak zulüm değil midir? Allahın bu kullarına zulüm etmek caiz midir? Allah bunları Kürt olarak yaratmadı mı? Yoksa işkence İslami bir gereklilik midir? Yoksa Allahın zulmedenden yana olduğuna siz de mi katılıyorsunuz? O zaman mazlumun yanına geçmek (Şeytana uymak) için daha çok sebebiniz var demektir!
Böyle olunca, benim Şeytan 'a uymaya davetim, bir kat daha da gerekçeli ve gerekli olmuyor mu?
Buyur siz söyleyin!
Hasan Dere
26/04/05
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dipnotlar:
(1)Hak dinler, Şeytan 'ın nurdan yaratıldığını savlamaktadır. Nur, aslı ateş olan güneşin ışığıdır. Bu nedenle Şeytan, ateş ve cehennem arasında ilişki kurulur. Bazı dinlerde ateşin; Musevi, Hristiyan ve İslam dinleri ise cehennemin ve cehennem ateşinin bekçisi olarak lanse ederler.
Cehennem ile özdeşleştirilen ateş gerçekten bir tehlike olmakla beraber, aslında cenneti cennet yapan öznedir. Ateş yani güneş olmasaydı, cennet bahçesinde başta insan olmak üzere hayvanlar, meyveler, tarım ürünleri kısaca yaşam olabilir miydi?
Ateş yaşamın gerçek yaratıcıcıdır. Ateşin olmadığı bir gezegende canlılık olanaksızdır. Şeytan ateşin sönmemesi için başında bekleyeni ise, canlılara Tanrıdan daha fazla gerekli demektir!
(2) Tek Tanınlı dinlerin, ikinci kitabı olan ve Allah tarafından Hz Musaya indirildiği savlanan hak kitap Tevrat-ı Şerif (İsrail dilinde Tora, Eski Ahit (yahut Birinci İncil). ikinci babında Ademi, yerin toprağından yaratıp, burnundan hayat nefesini üflediğini, böylece yaşayan bir can ettiğini anlattığı surelerinden sonra; şarka bir bahçe yaptığını, Ademi içine koyduğu bu bahçeyi çevreleyen dört ırmağın son ikisinin Fırat ve Dicle olduğunu yazmaktadır. (Kitab-ı Mukaddes; Birleşmiş Kitabı Mukaddes Cemiyetleri yayını1993 sayfa 2, 14. sure)
Yani Adem Mezrabotan 'lıdır (Mezopotamyalı), yani Kürdistanlıdır. Kürtler burada yaratılmış bir halktır, Yurtları Kürdistan da burasıdır. Demek oluyor ki Kürtler Ademin torunlarıdırlar. Başka bir deyişle cennetin çocuklarıdırlar. Cennetten kovulunca Ademden (Kürtlerden) insanlık, dünyanın diğer bölgelerine yayılmış-dağılmış oldular!
Şimdi bu bir tür, Kürt güneş teorisi oluyorsa da ben demiyorum, Allah Tevrat(Tora)ta diyor! Ve Türkler de bana ilham veriyor. Ünlü şairlerinin(?) dediği gibi Kabahat bende değil; ilham edende!
(3) Birçok peygamberin köleleri bulunduğu anımsanırsa, onların da bu sistemi Allah yarattı düşüncesi ile benimsemiş oldukları ve olduğu gibi uyguladıkları anımsanmalı.
(4) Babil kralının adı yöre dillerinden kaynaklanıyor olmalı. Bu söz bazı dillerde Khammurabi diye yazılır. Hecelersek Khamm-û-Rab-i, Kürtçede kom (birlik, yığın) yani kamu (topluluk, toplum) demektir; ra bu günkü söylemle ro güneş. Diğer bir anlamda kral yada Allah. Zaten Rab Arap dilinde de Allah anlamında da kullanılmasına rağmen sözün aslı Aram i dillerinde bilge, bilgili öğreten anlamından üretildiği bilinmektedir. Allah ta bir bilen, her şeyi bilen olduğuna göre... Eski Kürt inançlarından güneşe tapma da anımsanırsa. Kamu Rabi, yani toplumun güneşi, toplumun Allahı anlamına geldiği kendiliğinden anlaşılır oluyor!
Köleliği, Tanrının kanunları (şeriatın da aynı yasaları sahiplendiğini anımsayınız) diye yutturmaya çalışan bu zatın, Allaha sığınmasını anlamamak için ahmak olmak gerekmez mi?
(5) Ülkücüler ve devlet yetkilileri bu kolaylıklarından bolca yararlanmaktadırlar. Eroin ticareti yapan, arsa ve çek-senet mafyacılığı yapan MHPliler; işkenceci devlet memurları, infazcı generaller ve devlet yetkilileri dinci kisveyle muhaliflerini temizlemeyi sürdürmüyorlar mı?
Kimse devlet adına bile olsa, uyuşturucu satıcılılığının, mafyacılığın, can almanın bir fenalık ve suç olduğunu anımsamamak istemiyor bile!
(6) Alevilerin sünnet olmadıkları, kestiklerinin yenmezliği, rafız i oldukları savları...
PKK teröristlerinin sünnetsiz ve, Ermeni oldukları iddiaları...
Siyasi ve ekonomik eşitliği savunmak dışında bir özelliği olmayan solcu gençleri Allahsızlar-gavurlar olarak suçlamaları...
Bütün bunlar, onlara yapılan saldırıları kolaylaştırmak ve katledilişlerini haklı göstermek için değil midir?
Nitekim Çorum, Malatya, K Maraş ve Sivasta Aleviler kolayca yakılabiliyor veya öldürülebiliyorlar.
Bir eve dalarak, içerdeki solcu gençleri kurşuna dizen ve etraflarına bir el bile sıkılmamış silahlar serpiştiren, cani polislerler alkışlanmaktadırlar.
PKK bir Kürt Partisidir. Kürtlerin en doğal hakları olan, kendi dillerinde eğitim ve yayın hakkını savunduğu ve kendi yurtlarına (buna Kürt devleti kurmak da dahil) sahip çıkmayı amaçladığı bilindiği halde; Müslümanlar gözünde hoş görülmeyen Ermeniler olarak tanıtılmaktadır. Bu da gaz ve benzin bombaları ile kavrularak katledilmelerini kolaylaştırmaktadır.
İşte, bu Allaha sığınma kutsallığı nedeni ile tüm suçlar aklanabiliyor ve kimse; (Yahu Allah insanların bir kesimini Kürt ve Kürtçe ile yarattı ise bırakın öyle kalsınlar, Allah istese idi herkesi Türk olarak yaratamaz mı idi? Karga kargaca ötsün, bülbül bülbülce. İkisinin de kuş olması aynı dili kullanmasını gerektirmez!) diye düşünemiyor!
(7) Bu baş kaldıranlar (Şeytan 'a Uyanlar) hiçte az değiller doğrusu: Aslında en başta şu kendini peygamber ilen edenler gelmektedirler. Çünkü onlar da Şeytan 'a uyarak, eski Tanrılara baş kaldırmışlardır. Musa, döneminin Allahı olan Firavuna, İbrahim Nemruda, İsa Romalı İmparatorlara vd...
Allahın Halifeliğini devralan Osmanlıya baş kaldıran Dada loğlu, Köroğlu, Baba İshak, Pir Sultan, Ege Efeleri, İnce Memed Şeytan 'a uyanlar olarak, çağ dışı geri ve baskıcı sistemlere karşı, değişilik isteme ve yapma cesareti göstermişlerdir.!
M Kemal devletinin asimilasyon ve sindirme hareketine karşı direnen Kürt önderler Seyit Rıza, Saidi Nur si ve diğerleri...
Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya ve diğer devrimciler...
Allaha, padişaha, halifeye, dine ve kanunlara karşı gelerek Şeytan`a uymakla suçlanmışlardır.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.