BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
Gerçekten anlaşılabilir şey değil.Uygar ülkelerde genellikle çocuklar suç işlediğinde, yetkililer, basın, uzmanlar, psikologlar ciddiyetle bu konuyu ele alıp, çocukların neden suça itildiklerini, şiddete eğilim gösterdiklerini tartışırlar, gerekçelerini tesbit ederler ve çözüm önerileri geliştirirler. Bu iki çocuk belki de, yaptıkları şeyin yasalarda suç olduğunu bile bilmiyorlardır
Dünyanın hiç bir yerinde, en yüksek askeri organın iki küçük çocuğun yaptığı bir şey için bildiri yayınladığı görülmemiştir. Bu bir devlet adamı cidiyeti ile bağdaşmaz Hadi, diyelim ki, asker kendisini, bayrak için kanının son damlasını feda edecek yegane güç gibi görüyor. Sivillerin başka işi yok mu?
Başka konularda medyanın ısrarla görüş istediğinde bile utana sıkıla görüş beyan etmeyen Cumhurbaşkanı'na ne demeli? İki küçük çocuğun yaptığı iş için, üşenmiyor, açıklama yapıyor. Başbakan yurtdışından olaya müdahale ediyor zehir zemberek açıklamalar yapıyor . Başbakan yardımcısı "zavallılar" diyor. Diyor da,kendilerinin marifetleri sonucu savaş mağduru çocuklar oldukları için değil, bayrağı sağa sola vurdukları için. Ardından Baykal'ın, Ağar'ın açıklamaları geliyor.
Bu infial havasından sonra Mersin'de MHP'li faşistler, bir gün boyunca terör estiriyor. 8 Mart'ta basın açıklaması yapmak isteyenleri yerlerde süründürerek coplayan,gaz bombalarıyla saldıran güvenlik görevlileri, bir okulu basmak isteyen faşistleri "yapmayın" diye sözle ikna etmeye çalışıyor.
İki küçük çocuk bir devleti çıldırttı! Bir haftadır Türkiyede bir bayrak sallama çılgınlığı başladı!Kırgızistanda devrim yapıldı insanlar bayraklarla böyle çılgınlık yapmadılar. Şehir,kasaba,köy derken sanki anadoluda yeniden kurtuluş savaşı verılıyor.
Burada mesele niyettir, verilen karardır. Bahane bulmak, bahane üretmek en kolay iştitir. Onun için ayrıntıları tartışmak son derece yararsızdır. AB'ye, demokratikleşmeye ve barışa karşı kararlaştırıldığı açık olan yeni kirli konsepte karşı ne yapılacağı tartışılmalı, hazırlıklı olunmalıdır.
Hele Kürtlerin Türk bayrağına saygılı olunduğuna dair verilen demeçlerin de bir yararı yok. DEHAPlı yetkililerde artık şu suçluluk psikolojisi ile yapılan açıklamalardan vazgeçmeli! Çünkü niyet ortada. Dahası, Kürt halkı hiçde bu duygulara sahip değil. Kendini katleden, tüm barış çağrılarına rağmen inkar ve imhada ısrar eden bir devlete ve simgelerine nasıl saygı duysunki. Zorlama demeçler Kürt halkını incitiyor. Irkçıların hassasiyetlerine göre hareket etmek, sanki haklılarmış, buna karşı savunma yapılıyormuş gibi bir ortam oluşturuyor ki bu onlara güç veriyor.
Hem Türk ırkçıları, Kürde bir halk olarak, tüm değerleriyle hiç saygı duydular mı ki Kürt'ten saygı istiyorlar. Kürdün kimliğini, dilini, bayrağını, renklerini, kültürünü yok say, karşı çıkınca katlet sonra da saygı iste! Saygı özgürce, karşılıklı olur. Devlet terörü, dayatması, tehdidi, ırçı hezeyanı ile saygı sağlanmaz. Olsa olsa daha fazla kın ve nefret olur.
Fadli hikmet
26-03-05
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.