ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Mancel · 26.12.2008 · 1 görüntülenme
Bizimki de deveye neren eğri diye sormuşlar misali, yüzyıllardan beri süregiden işgal, ilhak, böl, parçala, ez, yak, yönet'in eğip bükmediği bir gerçekliğimiz kalmadı nerdeyse. Hamidiye Alayları da bunlardan birisi, çoğu kişi bunları sanki Kürdistan veya Kürd Alayları'ymış gibi algılamakta, ya da sanki bunlar bağımsız veya otonom şeylermiş, Kürd iradesini temsil ediyormuş, millî bir aidiyetle hareket ediyormuş gibi.
Bunlar, adı üzerinde, “Hamidiye“ Alayları. Ãkinci Abdülhamid tarafından kurulduğu için “Hamidiye“. Özetle bu alayları kurmasının esas amaçları olası Ermeni, Kürd ayaklanmalarını bastırmak, kontrol altında tutmak, Ruslara karşı savaştırmak, Kürdistan'da devletin askeri ve mülkî otoritesini kurmak, yanı sıra misyoner faaliyetlerini kontrol altında tutmak, Batı nüfuzuna engel olmak, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından kaynaklanan otorite boşluğundan dolayı biraz serbestleşen, merkezî otoriteyi temsil eden mahalli otoriteleri dinlememeye başlayan aşiretleri zapturapt altına almak vb. konulardır. Doğrusu 2. Abdülhamid dünyada ve bölgedeki gelişmelerden yola çıkıp öngörülerde bulunuyor ve oranın ufuklarında Kürdistan veya Ermenistan ya da ikisini birden görüyordu; aşiretlerin kendi aralarında birlikler oluşturması, Kürd-Ermeni işbirilikleri oluşması, Batılı güçler yerel güçler ilişkilenmesi ihtimalleri. Hamidiye Alayları bunlara tedbir olarak kuruldu. Kuruluş emri 1890.
Örneğin M.S.Lazarev Kürdistan ve Kürt Sorunu adlı kitabında (Jîna Nû) bu alayların kuruluş gerekçelerini şöyle koymaktadır:
[b]"Hamidiye alayları ile, Kürtleri Rusya karşısında güçlü bir askeri siper, İran'a karşı saldırı aracı durumuna getirme amacı yanında önemli amaçlarından biri de, Kürt 'başıbozukları'nın önünü almak, Kürtleri Türk idari makamlarının sıkı gözetimi altında durmaya alıştırmaktı. Bununla birlikte, Hıristiyan ulusal azınlıkların, özellikle de Ermenilerin yükselen özgürlük hareketlerine karşı kullanmak amacıyla kuruldu."[/b]
Bütün bunların yanı sıra Hamidiye Alayları'yla amaçlanan önemli bir şey de Kürd aşiret elitlerinin a) kendi aralarında birleşmelerini b) ulusal aidiyet bilinçlerinin gelişmesini, bunu işleyen Kürd modern-okumuş kesimi dinlemesini önlemektir.
Bunu yapmak için Nizamnameleri'nde aşiretlerin birleşip alay kurmaları yasaklanmıştır, aşiret küçük ise bölük kurar, fakat küçük aşiretler biraraya gelip alay kuramazlar. Bu şekilde kendi kontrolleri altında bile olsa aşiretlerin işbirliği ve birleşmeleri yasaklanmıştır.
Bir de Martin van Bruinessen'den alıntı yapalım, aşiret elitinin okumuş kesimden ulusal aidiyetle ilgili fikirleri reddetmeleri hakkında:
[b]The establishment of the Hamidiye regiments (1892) allied parts of the (Sunni) Kurdish tribal elite even more strongly to the Sultan than they had been before. Until the early 1920s, most members of this stratum rejected the idea, unsuccesfully propagated by a handful of modern-educated men, that they belonged to any 'national' entity apart from that defined by loyalty to the Ottoman dynasty.[/b]
Şunu diyor: [b]Hamidiye Alayları'nın kurulmasi (Sünni) Kurd aşiret elitinden bazılarının Sultan'la ittifakını eskiden olduğundan daha da fazla güçlendirdi. 1920'li yılların başlarına kadar, bu tabakanın çoğu mensubu, bir avuç modern-eğitimli kişi tarafından propagandası yapılan, Osmanlı handedanına sadakatın tanımladığından ayrı bir ’millî' mevcudiyete ait oldukları fikrini reddediyordu.[/b]
İkinci Abdülhamîd tahttan indirildikten sonra, iktidâra yerleşen İttihad ve Terakkî, Hamîdiye Alaylarını lağvedip (1910), aşîret hafif süvâri alayları adıyla yeniden düzenledi ve sayılarını da azaltarak 24e indirdi (100'e kadar çıkmıştı, Arap aşiretler de katılmış, Halep'ten Libya'ya kadar yayılmışlardı).
1913'te, alaylar yeniden düzenlenerek, ihtiyat süvârî alayları adı altında, iki fırka hâlinde, merkezi Erzurum olan dokuzuncu kolorduya bağlandılar. Ermeni Jenosidi'nde (1915) kullanılmışsa bunlardan bazıları kullanılmıştır, her nedense bunlarla ilgili pek bilgi de ortalıkta görünmemektedir. Onun yerine Hamidiye Alayları denip geçilmektedir.
Mancel
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Kenan Fani · 17 yıl önce
Önce Kek Mancel'e alıntılayarak paylaştığı bilgiler için teşekkürler. [b]ihtiyat süvârî alayları adı altında, iki fırka hâlinde, merkezi Erzurum olan dokuzuncu kolorduya bağlandılar.[/b] Kek Mancel'in yazısından tekrar ettiğim bu ibare çok önemlidir. İki fırka, üç alay asker demektir. Eski askeri örgütlenme birimlerinden olan 'fırkalar' bugünkü tugayla tümen arası bir askeri birliğe tekabül etmektedir. Bir fırka üç alaydan oluşmaktaydı. O günün koşullarında bir alay hazarda (barış döneminde) 1000 kişiden, seferde (savaş hali) mevcut artırılarak 1200 kişiden oluşturulmaktaydı. Bir fırka toplam 6 alaya denk düştüğünden azami sayısı 1913 itibarıyla 6 alay gücünde 7200 askere denk düşmektedir. Bundan yaklaşık on yıl öncesine kadar çok garip bir şekilde Kürdistan Teali Cemiyeti soykırım suçlamasına maruz bırakılıyordu. Bu saçma düşünceyi perde arkasında durup el altından pompalayanlar Özcan Soysal, Demir Küçükaydın, İbrahim Seven gibi "Türkiye" partilerinden gelen türk komünistleri idi. İntername'deki tartışmalarda sürekli Kürdistan Teali Cemiyeti'nin 1919 yılında kurulduğunu öne çıkararak, Teali Cemiyeti'nin kuruluşundan 4 yıl önce gerçekleşmiş bir soyıkırıma nasıl katılmış olacağını alaycı ifadelerel sorgulamış ve önün geçmiştim. Şimdi işin aslını bilmeden Hamidiye suçlaması yapılıyor. Hamidiyelerin 1913 yılından itibaren aşiret önderliklerinin komutasından alınarak 9. Kolorduya bağlanması bu andan itibaren devletin askeri örgütlenmesi içinde yer alması ve komutasının ordu kademelerinde görevli muvazzaf subaylara devredilmiş olması demektir. Bu andan itibaren Hamidiyelerin komutasından ve eylemlerinden direkt bir şekilde sorumlu merci merkezi otoritedir, yani Osmanlı'nın kendisidir.. Esas dikkat edilmesi gereken husus şudur. 1915 yılı 1. Dünya savaşı'nın en kızgın devam ettiği bir yıldır ve savaş 1. yılına girmiştir. Savaşın Osmanlı için anlamı büyüktür. Çünkü veliinimeti Alam İmparatorluğu savaşa tutuşmuştur. Osmanlı savaş hazırlığı içindedir. En büyük tehlike sınırdaşı olan Rusya'dan beklenmektedir. Önceki tecrübelerinden ermenilerin durumuna vakıf olan Osmanlı savaşa girişen her askeri güç gibi cephe gerisini ve ikmal hatlarını güvenlik altında tutmak zorundadır. Buna bir de Almanya'nın Azerbaycan petrol yataklarına ulaşabilmesi için mevcut güzergahı "güvenli" hale getirme isteği eklenince ortaya soykırım çıkmıştır. 1915 yılı itibarıyla; Enver Paşa'nın 1916'dan itibaren Ruslara karşı süreceği ve 250 bini Allahu Ekber dağlarında mevta olan sayısı 600 bin civarındaki Osmanlı ordu birlikleri, ayrıca Cemal Paşa'nın bilahare Hicaz, Yemen, Filistin ve Suriye'nin savunması için emrine verilen yaklaşık 500 bin kişilik kuvvet, ilaveten jandarma birlikleri, silahlandırılmış sivil memurlar, paramiliter yapıya sahip Teşkilat-ı Mahsusa o gün için Diyarbakır, Mardin, Halep, Urfa, Bitlis, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Muş vilayetlerinde konuşlanmış olup tahkimat oluşturmakta, askeri tatbikatlar yapmaktadır. Bütün bu orduların sevk ve idaresi Adana'da karargahı bulunan Yıldırım orduları komutanlığınca yürütülmekte, Yıldırım ordularının komutanlığı görevinde ise daha sonra Çanakkale'ye geçecek olan Liman von Sanders adlı Alman genereli bulunmaktadır. Görünürde Enver Paşa Osmanlı'nın Harbiye Nazırı iken bugünün genelkurmay bakanlığına denk düşen Harbiye nezaretini fiilen Liman von Sanders yürütmektedir. Osmanlılar Alman kurmaylarının sevk ve idaresi altındadır. Silahların sahipleri olanlar aynı zamanda ordunun yönetiminde tartışmasız belirleyici konumundadırlar. Ermeni Soykırımı'nın devam etmekte olan savaş ve bu nedenle Kürdistan'a yığılmış bulunan askerlerin mevcudiyeti temelinde değerlendirilmesi gerekir. Ermeni Soykırımı'nı yöreye o gün egemen olan askeri ve siyasi atmosferden ayırarak ele aldığınız zaman gerçek suçluları gizlemek ve ilgisiz suçlulular peydahlamak kolaylaşır. Hafif silahlı güçleriyle birlikte düşünüldüğünde 1 milyon 200 bin civarında askerin varlığı önünde 'iki fırka Hamidiye' Ermeni Soykırımı'nın suçlusu olarak lanse edilebiliyorsa, suç sorumluluğunu asker sayısıyla oranlayarak üleştirmeleri meraklılarına salık verilebilir. Ancak bu da yetmeyecektir, Kek Mancel'in aktarısından da anlaşılacağı gibi Soykırım yıllarında artık merkezi otoritenin emrine ve ordu hiyerarşisine bağlanmış Hamidiyelerin varlığı sözkonusudur. Selam ve sevgiler.
Mancel · 17 yıl önce
Kek Kenan, Ellerine sağlık, katkın için teşekkürler. Bu alaylara muvazzaf subayların katılması saptaman da çok doğru ve yerinde; aslında ekleyeceğim konulardan biriydi, ancak o konudaki notumu bulamadım, zira bir Türk (TCci) kaynaktan vermek istedim alıntıyı. Bulunca ekleyeceğim, bu arada da saptamanın yerinde olduğunu, katıldığımı belirteyim dedim; ayrıca konuya vakıf olmana sevindim, buna çok ihtiyacımız var. Çünkü: [b]Çar hawir me diz in, keleş in, tev dane dijmin Me ji hev diqetînin bir bir, heyf û mixabin ... Meydan e ji bo hirç û çeqel , gur zûrezûr e[/b] Selam ve saygılarımla Mancel
HeK · 17 yıl önce
bilmedigimiz bir sey soylemen lazim 1-hamidiye kurd ulusal tavrini temsil etmiyor-evet etmiyor peki ne -kim kurd ulusunu temsil ediyor-tartistigin donem icin soruyorum? 2-kurd ulusu o esnada hangi dinamiklerin kontrolunde? 3-veya var mi ulus diyebilecegimiz bir sey ortada? yoksa sadece olan biten bir etnik grup mu? 4-hazir elin degmisken kurd aydinlarinin o donemde bu donem de bir ayaginin kurdlukte otekinin de turk(o donem icin osmaanlilik) ta oldugunu hatirlatman iyi olur. serif pasa daan tutalim dr abdullah cevded (br kurd adi ile yazan) e kadar, nehri seyhlerinin osmaanliya karsi isyani nicin durdurduguna kadar cikabiliriz. muslumanligin nasil onemli bir kimlik ogesi oldugunu birakalim o gunu bugunku tork istatistiklerine de yansidigini goz onune alirsaak-8bkz son gunlerde yayinlanan kurdler ne istiyor fasaryalarina -kurd sitelerinde var). nicin kopulamiyor? engel olan ne? beden mi zihin mi, bir yerlerde yapilan ortaakkligin kirli izleri mi? iyi tarih iyi sorularla baslar. is boyle olunca su bu kurd ulusunu temsil etmiyor demek ne demek? onlar temsil etmiyorsa kim temssil ediyor ve nasil ediyor? hic kimse temsil etmiyor ise bunun adi nedir? enseyi karartmayalim tamam da alni da acik tutalim! HeK
Qoseri · 17 yıl önce
ortadogunun dunya guclerine karsi bir pakt gucu hala olusmamiz.ornegin ab su anda 27 ulke her irkin temsil gucu var.bu temsil gucu bir pakt haline dunusmus.ama ne yazikki ortadogu hala o kulturden uzak.ab sevyesine gelebilmesi icin.din fakturunu bir kenara birakmasi lazim.teknoloji guce erismesi.ve bu gucu her ulusa tavsiye etme mekanizmasinin olusmasi. yani bir ulkenin tum ulkeler icin olmasi tum ulkelerin bir ulke icin var olmasi.tipki avrupa orneginde oldugu gibi. bir bucuk ermeni halkinin katledilmesinden sonra iki miliyon da kafkas asili anadolu mezopotamya topraklarina yerlestirildi.
Mancel · 17 yıl önce
Değerli HEK, maalesef giriş ve sonuç cümlen problemli; [b]“bilmedigimiz bir sey soylemen lazim“[/b] diyorsun, her halde her ne kadar [b]“..diğimiz“[/b] diyorsan da kendini kastediyorsundur, aksi takdirde çoğuluna pek anlam veremeyeceğim. O durumda da iki nokta var: a) ben bir mesaj asarken, [b]HEK biliyor mu bilmiyor mu[/b] diye bir ölçü koymam, b) nereden bileyim, biliyor mu bilmiyor mu? [b]“enseyi karartmayalim tamam da alni da acik tutalim!“[/b] sözüyle zimnî suçlama yapıyorsun, haksızlıklık oluyor, kendim dahil bu forumda yazan hiç kimsenin bu sözü hakettiğini sanmıyorum. Bu zincir Hamidiye Alayları ve jenosidle varsa ilgisi, dolayısıyla bu sözü hakkeden (ben veya başkası) olmuş diye düşünüyorsan da lütfen buraya değil ilgili veya yeni yerlerde aç, uygun bulursam katılır, bulmazsam katılmam. Bana girmek istemediğim tartışmaların farz edilmesini istemem. Bu iki cümle arasına serpiştirdiğin konu veya sorulara gelirsek, kuşkusuz çoğu kişi gibi ben de sorulara cevaplar arar, öğrenmeye, danışmaya ihtiyaç duyar bir durumdayım. Yani her sorunun kapsamlı cevabı bende de yok. Ancak fikrim oldukça belirtiyor, saptamalarım oldukça paylaşıyorum. Şunu da belirteyim, diyelim ki senin soru bombardımanının altından çıkamadım, cevap veremedim, şimdi bu senin bir şey kanıtladığın anlamına mı geliyor? Sen neden hesap sorar pozisyonda olacaksın da ben hesap veren pozisyonunda? Soruların zımnî suçlamalar gibi geliyor bana, onların yerine bazı sorulara kendin de cevaplar arayarak katılırsan daha geliştirici, aydınlatıcı olur diye düşünüyorum. Sorulara gelirsek, bunların bir kısmıyla ilgili görüşlerim bu ve önceki yazılarımda öz olarak vardır. Örneğin o dönemde Kürd halkının henüz uluslaşmamış olduğu (şimdiki bile problemli), Kuzey Kürdidstan Kürd halkının ortak bir iradesi, bu iradenin temsil edildiği bir kurum veya örgütün olmadığı şeklindeki düşüncemi yine senin sorularına yanıt verirken belirtmiştim. Yok buna katılmıyorsan, tersinden ortak bir iradeyle katıldığını jenosidden sorumlu olduğunu düşünüyorsan, sen de o zaman o pozisyonda gir tartışmaya, dayanaklarını aç, tartışma gelişsin, tezler arasında gelişsin ama kişiler arasında değil. Aslında Hamidiye Alayları ve ardıllarıyla ilgili bu bilgiler de bunun olmadığını doğrulamaktadır. Osmanlı sistemi ümmet sistemiydi, millî hareketlenme ve fikirler Batı kaynaklı, dolayısıyla bunlar Batıdan doğuya seyrederken Balkanlara, Trakyaya, Egeye falan nüfuz etmesi, nüfuz derecesi ile Kürdistana etkisi oldukça farklı. İlaveten ümmet dine dayanırdı ve din de en fazla bizim tarafta hakimdi. Mirlikler tasfiye edilmiş, daha küçük birimler olan aşiretler bırakılmış ve onlar da Hamidiye Alayları Nizamnamesi'nde açıkça görüldüğü gibi ayrı kalmaya mahkum edilmişlerdi (iç dinamiklerindeki bölünmeye ilaveten). O dönemde millî aidiyet fikrini taşıyıp, yaymaya çalışan aydın, eğitimli kesim alıntıda belirtildiği gibi bir avuç. [b]“beden mi zihin mi, bir yerlerde yapilan ortakligin kirli izleri mi?[/b] iyi tarih iyi sorularla baslar“ diyorsun. Doğrudur iyi sorular yol göstericidir. Buyurun sorularınızın peşine düşün de cevaplarından ben de yararlanayım, müteşekkir olayım. Bu arada müsaade et de ben de kendi sorularımın peşine düşeyim, benim iyi sorularımı da ben kendim saptayayım. Ben “Hamidiye Alayları“ a) yoktu b) ardılı olan alayların koldorduya bağlı, muvazzaf subay yerleştirilmiş olduğunu, vb nedenlerden dolayı ortak Kürd iradesini temsil etmediğini, bu bağlamda araştırmaları geliştirmeyi önüme koyarken, sen de buyur; [b]“bir yerlerde yapilan ortakligin kirli izleri“ni[/b] araştır, bul da, eğer o ortaklık ortak bir Kürd iradesi adına yapılmışsa, yüzümüze çarp, seni alkışlayalım, özür dileyelim. Onu yap, ama sağa sola, mesajlarımın altına imalı, zimnî suçlamalı sorular asma, işte o zaman ben de [b]’her bijî, mêr e'[/b] diyeyim. Selamlar Mancel