Siyaset

İhanetin Belgesi

usuv ali · 09.05.2006 · 2 görüntülenme

Aşağıdaki sözler “Kürd ulusal demokratik çalışma gurubunun” 06 Mayıs 2006 tarihinde Mersinde yaptığı toplantıda, konuşmacılardan birinin yaptığı konuşmadan “virgülüne dokunmadan” aşağıya alıntı yapıldı. Konuşmanın tamamı dört sayfadan oluşuyor. Sahte kahramanlık nutuklarnı yazıdan çıkarttım. İlk bakışta bunu doğru görmeyenler olabilir. Ama bu adamın söyledikleri dil sürçmesi bir cümle veya bir paragraf değil ki sadece o cümleyi veya paragrafı buraya yazıp veya konuşmanın tamamını buraya yazıp, yorumumu yapıp, yaptığı hatayı buraya yazayım. Adam konuşmanın tamamını “aralarına dikkat çekici lafları koyarak” tamamen Kürt halkını umutsuzluğa, çaresizliğe, yılgınlığa, teslimiyetçiliğe ve oyalamaya davet ediyor. Türkiye’nin kanunlarına itaat etmenin bir mecburiyet olduğunu söylüyor. İyide T.C nin yasalarında Kürtlerin hakları yazılı değil ki Kürtler hukuka uygun hareket etsin. İhanet adamın paçalarından akıyor. KUDÇG’nun yaptığı toplantıların tamamını bu adamın yaptığı konuşmalar gibi anlamak gerekir. Çünkü bunlar Diyarbakırda bir şey yapmadan sadece konuşmak için bir araya gelmeyi hedeflemişler. bunuda karara bağlamışlar, kendilerini bağlamışlar. bağlı bir şekilde laf üretiyorlar.  esas amaçlarıda Kürd halkının saf, temiz, zeki ve bir şeyler yapmak isteyen ama ne yapacağını bilmeyen insanlarını tuzaklarına düşürüp, potalarında eritip, işe yaramaz bir insan yapmaktır. Kürd halkı: TC’nin mevcut düzeninin yılmaz, sarsılmaz ve arkadan destekli bu dilbaz Haciyatmazlarını görüp, buna benzer insan ve oluşumlari mahkum etmek zorundadır. Şayet bu yapılmazsa başarı nasıl elde edilecek. Nalet olsun Kürd halkını esir gibi yaşatmak isteyen satılmış yaratık Kürtlere. Kimiside zamanında TC’den beslenmiş tombul birer domuzcuk olmuş. Ankarada Gaziosman paşalada kendilerine birer saltanat sarayları kurmuşlar. Bu tombul domuzcuk Kürtlerede nalet olsun. Bu nalet Kürt hem Kürtlerden hem Türklerden kendine çevre yapmış, arada bir Fedarasyondan bahsediyor. Ama piyasaya çıkıp, fedarasyon için bir varlık göstermiyor. Aslında bu tipde TC’nin elamanı, lakin TC onu yedekte tutuyor. Gerektiğinde piyasaya sürecek. Burada kimi kastettiğimi aşağı yukarı herkes biliyor. Bilmeyenler varsa araştırsınlar. İsimlerini buraya bilerek yazmayacağım. Onlardan korktuğum için değil. Zaten bu türleri gereken yerlerde isimlerinide söyliyerek eleştiriyorum. Buraya yazmadığımın nedeni okurlarımı bunlar ve bunlara benzeyen Kürtleri araştırıp, kürt halkına duyurmalarını istediğim için adlarını yazmıyorum, kürt halkının araştırmacı olmasını istiyorum. Nasılki ben araştırıp, buluyorsam sizde araştırın. İlerdeki yazılarımda bunların isimlerinide yazacağım. Sizlerde bu tür insanları izleyin ve onlar için yorumlar yapın.lütfen şu sözleri dikkatle tekrar tekrak okuyun, Adam diyor: neyi istemediğimiz bellidir, o da kendi kaderini tayin hakkıdır. ama neyi istediğimiz konusunda ise bugün ancak hukuksal ve siyasal bir ilke de bir araya gelebiliyoruz.Yani ne “özgür vatandaşlık' hedefi ne de “Federasyon” veya “Bağımsız Devlet” siyasal hedefi toplumumuzun dinamik ulusal güçlerinin ortak paydası durumunda değildir. kısa bir yorum, siz uzun yorumlayın: adam diyor ne kendi kaderini tayin hakkı, ne özgür vatandaşlık, ne federasyon hiç birşey isteyecek durumda değiliz. dilimin altında çok söz var ama aldığım terbiye söylemeye müsayıt değil. sadece C A Ş.......................diyeceğim. Mustafa Barzani de böyle demişti. İŞTE HAYİNLİĞİN BELGESİ OLAN KONUŞMA :Ne “özgür vatandaşlık' hedefi ne de “Federasyon” veya “Bağımsız Devlet” hedefi toplumumuzun dinamik ulusal güçlerinin ortak paydası durumunda değildirKürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu'nun Değerli Üyeleri Değerli ArkadaşlarBilindiği gibi Kendi kaderini tayin etmek her halükarda siyasal iktidarı ve iradeyi kendi eline almak demektir. Dolaysıyla neyi istemediğimiz bellidir. ama neyi istediğimiz konusunda ise bugün ancak hukuksal ve siyasal bir ilke de bir araya gelebiliyoruz. Bu hukuksal ve siyasal ilke somut bir siyasal iktidar hedefini elbetteki ifade etmemektedir ancak hepimizin de bildiği gibi somut bir siyasal iktidar hedefinde de malesesf toplumumuz geniş bir siyasal birlik yaratabilecek durumda henüz değildir. Yani ne “özgür vatandaşlık' hedefi ne de “Federasyon” veya “Bağımsız Devlet” siyasal hedefi toplumumuzun dinamik ulusal güçlerinin ortak paydası durumunda değildir. Bu konuyu daha fazla uzatmadan ikinci önemli konuya, yani inisiyatifimizin örgütsel yapılanmasına ilişkin Diyarbakır BEYANNAMESİ'ne değinmek istiyorum. Bu konuda da şu temel tesbit yer almaktadır 17-18 Aralık Beyannamesinde; “Kürt Ulusal Demokratik Birlik çalışmaları, dar anlamda bir siyasi oluşum yaratma amacına hizmet etmekten öte, yakın düşünen Kürt Yurtsever Şahsiyetleri ve siyasi dinamikleriyle birlikte birliğin örülmesine ve diyalogu geliştirmeye hizmet etmeyi amaç olarak önüne koyar.” Bu konuda da görüldüğü gibi olmaması gereken konusunda NET bir tesbit vardır. Yani bu inisiyatif bir PARTİ ve özellikle de yasal bir PARTİ olmamayı kendisine hedef olarak tesbit etmiştir. Nasıl bir örgütsel yapıya sahip olması gerektiği konusunda ise somut bir biçimden öte ULUSAL BİRLİK VİZYONUNA uygun bir yapı gibi genel bir tesbit yaparak bunun alacağı biçimi sürece ve bu konuda yapılacak tartışmalara bırakmıştır. Ve biz, işte bunu tartışma süreci içindeyiz. Bu nedenle de bu birliğin yaratılmasını sağlayabilecek her biçim tartışmaya açık bir konudur ancak hem kendi ulusumuzun deneyimlerinden hem de bu konuda Dünya deneyimlerinden de görülebileceği gibi, HAZIR veya MUTLAK bir biçim veya REÇETE malesef YOKTUR! Olmaması da doğaldır!...Bu inisiyatif kendisini tanıtma ve tanımlama sürecindedir. Bu inisiyatifin alacağı örgütsel biçim, AÇIK, MEŞRU, ŞİDDET KULLANMAYI REDDEDEN ve DEMOKRATİK OLMAYI ESAS alan bir inisiyatif olarak, toplumumuzun ulusal dinamiklerinin tüm bileşenleri ile varmamız gereken bir sonuç olacaktır. Çünkü her örgüt bir hukuk ve temsil sorunudur. Sonuç olarak bu konuda da henüz bir reçetemiz olmadığını en azından bir reçete hakkında mutabakatımızın olmadığını bilmemiiz gerekiyor ve olmayan şeyleri de varmış gibi gündemleştirmenin, hele hele Çalışma Grubumuzun görüşüymüş gibi gündeme taşımanın vizyonumuz ile fazlaca uyumlu olmadığına inanıyorum. Değerli Arkadaşlar, ULUSAL BİRLİK kavramına uygun bir yapılanmanın arayışı ve tarihinin yeni olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle de en az yakın tarihimizde onlarca defa denenmiş ama henüz yaratılamamış ULUSAL BİRLİK'in bir kaç ay içinde ete kemiğe bürünmüş bir güç ve temsil organı yaratmasını beklemek yanılgı olur.Bu noktada gündemimize ilişkin değinmek istediğim iki konu var. Bunlardan ilki, program ve tüzük konusunda bizim yapmamız gerekendir. Bana göre bu konuda yapılması gereken bunların tartışma taslağını hazırlayacak, gelecek bölge toplantıları da dahil olmak üzere genel olarak toplumumuzda bu taslakları tartışmaya açacak ve nihayet, Diyarbakır toplantısı gibi ama ondan daha güçlü temsil gücüne sahip toplantıda bu taslakların karara bağlanması olmalıdır. İzlememiz gerekem yol, metod bu olmalıdır.Zaten Diyarbakır toplantısı ve Diyarbakır Beyannamesi bize bundan fazla yetki vermemiştir. O nedenle de bana göre bu toplantımızda yapmamız gereken program ve tüzük komisyonu oluşturup bu komisyonların hazırlayacakları taslakları tartışmaya açmaktır. Yoksa, bu toplantımızda bir program ve tüzük hazırlamak değildir. Bu tartışma sürecinde doğal olarak bizim çalışmalarımızda gerek perspektif gerekse örgütsel hukuk ve örgütsel biçim açısından geçerli olan Diyarbakır Beyannamesi'nin önümüze koyduklarıdır.Usuv Ali

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.