BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ehmedê Gûlîstanê · 12.04.2006 · 2 görüntülenme
Hüseyin Şen'in Anisina Bahoz Şavata arkadaşım, daha evel yazan arkadaşların ilgili yazılarına binayen, bir değerlendirme yapmış ve geç yayınlanmıştı. Ben de onun yazısına ek olabilecek bir yorumu mahzur karşılayacak anlayışınıza sığınarak Newroz.Com okurları ile paylaşmak istedim.Ben yoldaşlarımı övmeyeceğim. Övmek analiz etmelerine/edilmelerine helak getirir. Ama ben yoldaşlarımı seveceğim. Onlara feda bile olabilirim. Yeterki her söyledikleri söz ölçülü ve gerçekleştirilebilinir olsun. Bahoz yoldaşın, Hüseyin Şen için; " o bir kahramandan ziyade, fikir insanıydi" demesi çok yerinde bir tespit.Zira Kawa ilk başta, bir fikir insanlarinin birliği idi. Bu nedenle 1976- 1978 arasında muazzam yayginlik gösterdi. Yaş ortalaması 19-20 yaşında gençlerden oluşmalarına rağmen analizci, bağımsizlikçı idiler. Dünya ve Kürdistan ile muazam ilgili idiler.Bu özelikleri farklı gurupların ilgisinden de kaçmadı. bu nedenle Kawa ya ilgileri kadar destek ve kitleselleşmelerine doğru yol aldırıyordu. Hüseyin Şen de bu gençlerden biri idi.Bu özelikleri kitleselleştikçe kendiliğindenciliğe ve populizme kaydı. Kendisi olamadı.Ne tam bir savaş örgütü olabildi. Ne bir Tink-tank gurubu, ne de sivil iteatsizliği geliştirebildi.Sonraki kadroları yaşlandıkça okuma, araştırma ve derinleşme ve yazma konusundaki trendleri hep düştü. Devrim yapacak, yeni bir dünya kuracak kadar iddealleri büyüktü. Ancak kendilerini yaşlandıkça yenileyemedikleri için içlerinden bir kaç araştirmaci yazar, bir kaç sanatçı, bir kaç akademisyen o canlı eforlarıyla yaratamadık. Olanlar da yanlız ve ketum kaldık. En çok sömurgecilik, Revizyonizm ve bağımsızlık üzerinde yoğunlaştık ve doğru yaptık. Ancak bu kavramlardan da yeterince nasiplenmediğimizi gördük.Zira biz anti- sömürgeciliği sömürgecilerin dilinden yani Türkçe yaptık. Bu nedenle bugün biz anti -sömürgecilerin çocukları, Kürtçeyi unuttu. Bağımsızlıkçı idik, ancak ülke derken Türkiyenin Misaki milli sınırları aklımıza geldi. Ülkemizi "Anadolu, Türkiye" tanımlarının dışında yeterince tutamadık.. Bizim ruyalarımız avrupa, İstanbul, tahran, ankara, paris e dair oldu. Çocuklarımız kendilerinden kaçtı. Hep yabancılarla eş dost oldular. Enternasyonalislik uğruna evliliklerimiz bile globalleşti.Teknoloji ve diplomasinin dilini de yeterince öğrenemedik ve bağımsızlığımız uğruna kullanamadık. Zira hedefimizde devletleşmek vardı. Ama biz kendimizi yönetemeyecek kadar bêçare idik. Hiç bir alanda kendimize ve siyasetimize alan açmadik. Biz Hüseyin Şen yoldaşın gösterdiği eforu devam edemedik, atılımını sürdüremedik. Onların yarattığı bağimsizlık ruhu elbette bugün pek çok insanın zihninde yol gösteriyor . Ancak bu bir kollektif ruh ile Hüseyn'in arkadaşlarınca eksik yapılıyor ya da hiç yapılmıyor. Günül isterdiki bu sonuca varmayaydım. Ama!!!Belki de bu süreç zorunlu yaşanacaktı. Zira biz köylü idik ve henüz köyden kopmuş idik. Buluşmak istediğimiz de köylüler idi. Çünkü "temel güç köylüdür" tespitini yapmıştık. Köylüye karışanın "xesud" olacağını, iç kavgalarla zamanını öldüreceğini, köylülüğü çözüp moderniteye evirme yetisini popülistleştikçe yittireceğini hiç düşünemedik. Köylüyü padişah yaparsan önce köylülerini kurşuna dizeceğini hiç düşünemedik. O nedenle Metini, Bediri düşünürken ve onca kavgalarımızı tahlil ederken hep dar pencerede bakmaktan kurtulamadık. Kolayına kaçtık. Bolca ajanlar arayıp yoldaşlarımızı savunduğumuzu sandık. Oysaki yoldaşlar devrim ve bağımsızlık ruhu ve yepyeni bir dünya ufku ile savunulur. İTİ, MİTİ de olabilir. Ama bundan ziyade devrim projesi ve samimiyeti en önemlisidir. Böyle oldukça " intikamı alınmamışların mezar taşları devrik" olmaktan çıkar..Sevgili Bahoz'un dediğine katılıyorum. Evet Hüseyin Şen "Kahraman"dan ziyade "bir fikir insani idi" ve fikirleri onu eyleme geçiriyordu. O bir anti-sömürgeci ve bağımsızlıkçı aktivist idi. Keşke onun gibi yoldaşlarım olabilseydi. Her nedense kime çok isindıysam o erken gitti. Alaatin Kopan ( Silo), Ali Rıza Koşar, Hüseyin Şen, Metin Gök, Hüseyin Morsümbül, Bedri Yolcu. Galiba ben bu konuda en şansız arkadaşınızım. Zira benim Kawa da yoldaşlarım oldu. Ama hiç akrabalarım olmadı. Kawa "varım" diyorsa kendisinden başlayarak kürdistan devriminin kayıp ve kazanımlarının envanterini çıkarsın. Bu envanter üzerinde daha iyi bir yol alabilir. Mesela Ulusal Kurtuluş savaşında kaybettiği çocuk, genç, kadın, erkek, savaşçı, sivil, öğrenci ve de Fikir taşıyan ve etkili olan kesim, tabaka, gurup. O kadar çok alan var ki; ama her nedense biz öğrenmeden siyaset yapabildiğimiz için her şey bize daha rahat geliyor....Sorumluluk duyan her kawacı ezberini bozarak kendisini ve yaşadıklarını değerlendirebilirse çok daha rahat sonuçlar çıkarır ve onun üzerinden yol alabilir!Ama şu "suçlama" ve "savunma" pisikolojisinden ve köylü xesudluğundan uzak durarak.Tüm kawacı yoldaşlarıma saygılar, sevgilr.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.