BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 27.02.2006 · 2 görüntülenme
PNA-Diyarbakır/Ahmet BULUT :6 Temmuz 2005 tarihinde Diyarbakır Bağlar Semtinde ensesine sıkılan tek kurşunla öldürülen Hikmet Fidan davası ile ilgili ikinci duruşmada, tutuklu bulunan Fırat Karahan ve Veysi Akgönül’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.Duruşma sonrasında açıklama yapan Hikmet Fidan’ın oğlu Zınar Fidan, “Bu dava, halk ve insanlık karşıtı menfur bir cinayetin kaydı olduğu gibi aslında bir halkın özgürleşme idealini, geleceğini ipotek altına almaya çalışan, bu büyük ideali karartma-kirletme noktasına gelenlerin yargılandığı bir davadır. Dedi.Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıklardan Fırat Karahan, Veysi Akgönül, tutuksuz yargılanan Mustafa Kemal Ok hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan Süleyman Özbayhan ile avukatı Zeki Peker duruşmaya katılmazken, Avukat Mustafa Aladağ ile Avukat Abdurahim Gökdemir, Hikmet Fidan’ın oğlu Zınar Fidan duruşmaya müdahil olarak katıldı.Duruşmayı ayrıca HAK-PAR Genel Başkan Yardımcıları Bayram Bozyel, Hasan Dağtekin,HADEP eski Genel Başkan Yardımcısı Eyüp Karageçili, Av. Sabahattin Korkmaz, İbrahim Güçlü ve çok sayıda gazeteci izledi.Duraşmanın başlamamasıyla birlikte konuşan duruşma hakimi, İçişleri Bakanlığı’ndan 21.12.2005 tarihinde istenen PWD’nin silahlı terör örgütü olup olmadığına ilişkin yazının cevabını okudu. İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen cevabi yazıda, PWD’nin PKK terör örgütünden ayrılan bir gurup tarafından kurulduğu, şu ana kadar silahlı bir eyleminin olduğunu dair bulgunun bulunmadığı ve PWD’nin PKK tarafından sindirildiğinin, ayrıca güç kazanması durumunda PKK ye ve devlete karşı silah kullanabilecek bir terör örgütü olduğu tespitinin yapıldığı belirtildi.Söz alan,sanık Fırat Karahan’ın avukatı Zülfü Dündar, PWD’nin silahlı eylem yaptığına dair bir bulgunun bulunmadığını ve bu nedenle dava seyrinin değişmesi gerektiğini söyledi.PWD üyesi olmakla tutuksuz yargılanan Mustafa Kemal Ok ise mahkeme heyetinin, PWD ile ilişkisinin bulunup bulunmadığına dair sorusu karşısında böyle bir ilişkisinin bulunmadığını ifade etti.Daha sonra söz alan Müdahil Avukat Mustafa Aladağ, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporun gerçekleri yansıtmadığını ileri sürdü. Aladağ, “Irak Kürdistan’ında iki kişinin (Kani Yılmaz ve Sabru Tori’yi kastederek) öldürülmesine rağmen bizim taleplerimize yer verilmemektedir.” Dedi.Bunun üzerine dava hakiminin , “nedir talepleriniz” şeklinde sorduğu soruya Aladağ, Bir önceki duruşmada, Abdullah Öcalan’ın 2004 yılının başlarından itibaren 2004 yılının Ağustas ve Eylül aylarına kadar ki görüşme notlarının yetkili kurumlardan istenmesi talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin yerine getirilmediğini söyledi. Aladağ Öcalan’ın görüşme notlarının mahkeme heyeti tarafından istenerek dava dosyasına konulması talebini yeniledi.Hakim, bu talebin daha önce reddine karar verildiğin belirterek yeniden görüşülmesine gerek duyulmadığını söyledi.Son olarak söz alan sanık avukatları müvekkillerinin tahliyelerini talep etti.Kısa bir süre duruşmaya ara veren Mahkeme heyeti, daha sonra Fırat Karahan ile Veysi Akgönül’ün tutukluluk hallerinin devamına, tanık olarak dinlenmek üzere Murat Karagöz’ün adresinin tespit edilip, mahkemeye getirilmesi için Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına ve Fırat Karahan’ın Epilepsi hastası olup olmadığına ilişkin rapor alınmasına karar vererek, davayı 13 Nisan 2006 tarihine ertelediDuruşma sonrasında basın mensuplarına ailesi adına yazılı bir açıklama yapan Hikmet Fidan’ın oğlu Zınar Fidan, Dayanağı Hikmet FİDAN cinayeti olan bu davada yargılanan aslında sadece iddianameye ve mahkeme tutanaklarına konu olan ismi şu veya bu olan sanıklar değildir.Bu dava, Kürt halkının vicdanını ve iradesini yaşamı boyunca temsil liyakatini gösterebilmiş, ender kişiliklerden biri olan halkçı ve yurtsever Hikmet FİDAN'ı katledenlerin yargılanmasıdır.” Dedi.Açıklamada ayrıca davanın Kürt halkının özgürleşme idealini ipotek altına almaya çalışanların yargılandığı bir dava olduğu belirtilerek, şu görüşlere yer verildi; “Bu dava, halk ve insanlık karşıtı menfur bir cinayetin kaydı olduğu gibi aslında bir halkın özgürleşme idealini, geleceğini ipotek altına almaya çalışan, bu büyük ideali karartma-kirletme noktasına gelenlerin yargılandığı bir davadır.Bu dava, artık Kürt halkını temsil kabiliyetini, hümanitesini ve rasyonalitesini yitirmiş, şiddeti varoluş gerekçesi haline getirmiş, Hikmet FİDAN ve benzeri cinayetleri ile cinayet şebekesine dönüştüğünü gösteren bir yapının yozlaşmışlığının, insan dişiliğinin, sömürgenliğinin nişanesidir.Bu davanın bir önemli işlevi yargılamanın seyri ve verilecek nihai karardan öte bu menfur cinayete ve asli faillerine işaret eden, bunu gündemde tutan canlı bir gösterge olmasıdır. İnsani vasıflarını, ideallerini, kör şiddete, kana, kendi kardeşinin kanına tahvil eden bu cinayet şebekesi, tarihin, insanlığın ve Kürt halkının vicdan mahkemesinde mahkum olmuştur. Bu mahkumiyetin infazını da zaman bize ayrıca gösterecektir.” Kani Yılmaz ve Sabri Tori’nin öldürülmesi olayının kınandığı açıklamada; “Geçtiğimiz günlerde öldürülen Kani YILMAZ ve bir arkadaşının da, şiddeti varlık nedeni haline getiren cinayet şebekesince katledildiği açıktır. Kani YILMAZ'ın geçmişi, kim olduğu önemli değil bu noktada. Hikmet FİDAN, Kani YILMAZ cinayetleri ve diğer cinayetler, halk ve insanlık karşıtı olmanın göstergeleri, açık alametleridir. Bu vesileyle, cinayet serisinin son halkası olan Kani YILMAZ cinayetini ve faillerini kınıyor, lanetliyoruz. Diğer taraftan, önemli olan açığa çıkmış veya çıkmamış tüm bu cinayetlerin ifşa ettiğidir. İfşa olan ise gelinen süreçte konu ettiğimiz cinayet şebekesinin, -hangi gerekçe ardına saklanırsa saklansınlar- işlediği cinayetlerle kendini gösteren halkına, kendi bedenine şiddet uygulayan ve hınç besleyen iğrenç yüzüdür.”değerlendirmesi yapıldı27.02.06Akt: E. Savasçi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.