BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Hasan H. YIDIRIM · 31.07.2006 · 1 görüntülenme
„Avukatsız Halk Kürdler“! batılı bir yazarın tespiti. Abartı yok. Durum tespiti. 50 milyonluk Kürd milletinin uluslararası satatükosuzluğunun tanımlanması. Durum bu olunca uluslararası kurum ve kuruluşlar gibi karar mekanizmalarında kaderimize ilişkin düşmanlarımız sözsahibi olmaktadır. Kaderi tartışılan Kürdler olmasına karşın kendileri sözsahibi olamamaktadırlar. Bu işin dış boyutu. Birde işin iç boyutu var. Dış boyuta müdahale etme güç ve olanaklarımız yok diyelim. Peki iç boyuta yaşanan rezalete ne demeli? Tam bir vurdum duymazlık, sorumsuzluk, kepazelik.Biz Kürdler acayip bir milletiz. Düşmanın gemisinde tayfa olmayı kurtuluş bilmişiz. Düşmanın senbollerine, değerlerine sahiplenmeyi siyaset, sömürgeci eşikte kendimizi döğümlemeyi iş edinmişiz. Bunu yaşam biçimi seçmişiz, akılı politıka demişiz.Bu, bizde bir ahlak oluşturmuş. Bizi bizden, değerlerimizden uzaklaştırmıştır. Değerlerimize sahiplenme reflekslerimizi dumura uğratmıştır. Bunun binlerce emaresi var. Ben sadece üç somut olay, yani Şemdin Sakık, Cevdet Soysal ve Hikmet Fidan davaları karşısında vurdum duymazlığımıza dikkat çekmek istiyorum.Şemdin, Cevdet ve Hikmet, düşmanın ilallah dediği üç yiğit Kürd insanı. Düşmanın yenemediği bu yiğit insanlarımızı biz tepside düşmana sunduk. Şemdin ve Cevdet düşmanın eline geçer. Dünya ile irtibatları kesilir. Kürd aydınları ve siyasal güçleri buna seyirci kalmıştir. Kendilerine sahiplenilmemiş, bir avukat dahi gönderilmemiştir. Gidenler vekaletini almayı göze almamıştır. İhtiyaçları karşılanmamıştır. Ailelerinin çığlıkları işitmemezlikten gelinmiştir.Aynı vurdum duymazlık, sorumsuzluk, neme lazımcılık Hikmet Fidan davasında yaşanıyor. En son avukatıda davadan çekildi. Duruma bakılırsa hiç kimsenin oralı olduğu yok. Siyasi örgütlerimiz „işlerine bakıyorlar”(!) Ne işlere bakıyorlar onuda bilmiyoruz ya. Onları geçtik. Kürdistan’daki Sivil Toplum Örgütlerine, Barolara bakıyoruz. Onlarda işlerine bakıyor. Namuslu, onurlu, yiğit ve kurkusuz bir aydın, bir avukat ortalıkta görünmüyor. Anlı şanlı Kürd siyasileri, aydınları, avukatları nerde? Nerde oldukları ortadadır. Hikmet Fidan gibi bir yurtseverin cenaze töreninde değildiler. Hele davasının görüldüğü mahkemenin semtine bile uğramadılar. Fakat Özgür-Der denilen kontra odağın kontra elemanı Metin Demir için yapılan basın toplantılarında “hukuk adına” gerdan kırdılar. Güney Kürdistan hükümetine karşı yıpratma uğraşı verdiler. Onlar, sevgili Bawer Çiyazan arkadaşın dediği gibi „başkalarının gemisinde tayfa“dırlar. Hikmet Fidan gibi yiğit bir Kürd insanının hukukunu savunacak bir avukat çıkmayacak mı? Teröristlerin ve ihanetçilerin “hukuku”nu savunmak için birbirleriyle yarışanların onlarcası ayakaltında dolaşırken, Kürd milletinin şehidi Hikmet Fidan’ın hukukunu savunacak kimsenin olmaması Kürdler için büyük bir ayıptır. Hiç kimse bu ayıbın altında kalkamaz. Hani düşünüyorumda gerçekten milli reflekslerimize ne oldu? Hani kutsal bir davanın verenleriydik. Yoldaş, arkadaş, millidaşlarımız için canımızı verirdik. Hani düşenden yanaydık. Hani yiğit, korkusuz, kahramandık. Ne oldu bize?Şemdin’e avukat tutabilseydik, sahiplenseydik bugünkü konuma düşermiydi bilemem, ama bildiğim TC’nin, Türk sol’unun ve Apocuların „Şemdin ihaneti“ hükmüne karşı sessiz kalışımızla onların suç ortağı olduk. Şemdin’i elbirliği ile „hain“leştirdik.Şemdin’i unutuk/unutalım diyelim. Peki Cevdet ve Hikmet’e karşı millet olarak görevlerimiz yok mu? Hangimiz sorumluluğumuzun gereğini yaptık? Biz bu duruma neden ve nasıl düştük?Herkesin yeniden düşünme zamanıdır.1 Ağustos 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.