Siyaset

'Herkes kendi dilinde kendini ifade etmeli' - SÖYLEŞİ

Haci · 08.11.2006 · 1 görüntülenme

İSTANBUL- Itallya'da günlük yayın yapan Il Manifesto gazetesi çalışanı gazeteci Orsola Casagrande, Türkiye'de farklı kültürlerin bir arada yaşamasını büyük bir zenginlik olarak değerlendirdi. Türkiye yönetiminin de bunu bu şekilde algılaması gerektiğini vurgulayan Casagrande, "Herkes kendi dilinde kendini ifade etmeli, bunun için her türlü yayın organına sahip olmalıdır" dedi.Uzun yıllar Kuzey İrlanda'da muhabirlik yapan İtalyan gazeteci Orsola Casagrande, Türkiye'den yurtdışına haber akışının olmadığını söyledi. Yaygın medyada çıkan haberlerin bir çoğunun olayları olduğundan farklı yansıttığına dikkat çeken Casagrande, "Herkes kendi dilinde kendini ifade etmeli, bunun için her türlü yayın organına sahip olmalı" dedi. Tutuklu gazeteciler ile dayanışma dileklerini ifade eden Casagrande ile Türkiye'deki yaygın medyanın olayları işleyişini, gazetecilerin sorunlarını, yerel dil ve lehçelerde yayın hakkını konuştuk.*Türkiye'deki yaygın medyanın ülkede yaşanan sorunları ele alış tarzını, işleyişini nasıl buluyorsunuz? Türkiye'den yurtdışına haber akışı yok. Çıkan haberlerin çoğu da olayları olduğundan farklı yansıtıyor. Örneğin Diyarbakır olayları patlak verdiğinde bizim Avrupa'dan herhangi bir haber ya da yayın yapma şansımız yoktu. Çünkü yurtdışına bu konuyla ilgili haber çıkmıyordu. Yaygın medya konuya yeterince yer vermiyordu. Ancak olaylar yatıştıktan bir kaç gün sonra haber çıktı. Bu haberlerde ise olaylar kriz yaratmak isteyen, kaos isteyen 3-5 kişinin dışarından gelerek dükkanları taşlaması şeklinde işleniyordu. Sanki ortada bir militanlık sorunu varmış gibi sunuluyordu. Tabi ki bunlar rağbet görmedi. Biz konuyla ilgili doğru haberleri bir tek sizin sitenizden ve bölgeden insanlarla direk iletişime geçerek aldık.*Avrupa'da gazetecilik yapan biri olarak Türkiye'deki gazetecilerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hiçbir zaman Türkiye'deki gazeteciliğin Avrupa'daki gazetecilikten ne kadar farklı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Türkiye'deki gazetecilerin özellikle Kürtlerle ilgili çalışmalar yapan gazetecilerin büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu gördüm. Türkiye'deki gazeteciler sadece siyasi sorunlarla karşı karşıya değil. Ekonomi çevreleriyle de pek çok sorunlar yaşıyorlar. 56 belediye başkanı ROJ TV'nin yayınlarına devam etmesi için Danimarka Başbakanı Rasmussen'e yazdıkları mektuptan dolayı yargılanıyor. Burada gazetecilik Avrupa'ya oranla gerçekten daha zor.*Yeni Terörle Mücadele Yasası ve Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi nedeniyle şuan 19 gazeteci tutuklu bulunuyor...Her şeyden önce hapisteki gazetecilere dayanışma dileklerimi sunmak istiyorum. Türkiye'de durum giderek zorlanacak gibi görünüyor. 11 Eylül sonrası başta ABD, İngiltere, Fransa olmak üzere pek çok ülke yeni terörle mücadele yasaları öne sürdüler. Bu yasaların altında yatan temel amaç, kendi vatandaşlarının özgürlüklerini sınırlandırmak. Türkiye'deki durum da bu. Türkiye Kürt sorunuyla yüzleşene kadar bu böyle devam edecek. Baskılar artacak, özgürlükler denetlenecek. Aslında bana göre Kürt sorunuyla yüzleşmede en doğru zaman. Çünkü biliyorsunuz yakın zamanda İngiltere İrlanda sorunuyla yüzleşmek zorunda kaldı. Aynı şekilde İspanya Bask sorunuyla yüzleşmek zorunda kaldı. Buralarda istenen şey barıştı. Barışın gerçekleşmesi için de diyalog şart. Artık uzun yıllar Avrupa'da süren bu sorunlar tartışılıyor. Aynı şey Türkiye için de geçerli.*AB ile müzakere sürecinde yerel dil ve lehçelerde yayına geçildi ama çok kısıtlı. Kürtler yaygın medya organlarında da seslerini çok fazla duyuramıyor...Türkiye'deki Kürt nüfusu ülkenin yaklaşık 3'te birine takabül ediyor. Bir ülkenin 3'te birlik nüfusunu dışlamak mantıklı birşey değil. Herkes elbette kendi dilinde kendini ifade etmeli, bunun için her türlü yayın organına sahip olmalı. Türkiye'ye dışarıdan baktığımızda bizim görebildiğimiz gayet büyük bir zenginlik. Farklı dilden farklı kültürden bu kadar çok insanın bir arada yaşamasını büyük bir zenginlik olarak değerlendiriyorum. Türkiye de bunu böyle algılamalı. Kendisi için bir tehdit olarak görmemeli. Kendi zenginliği olarak barındırıp, bağrına basmalı. Örneğin, Avrupa'nın güzelliği burada yatıyor. Farklı kökenler, farklı diller ortaya çok kültürlülük çıkarmış ve bu farklı kültürlerin hepsi Avrupa'nın genel kültürüne çok şey katıyor. Avrupa'yı farklı kılan da ileriye götüren de bu çok kültürlülük.*Tutuklu gazetecilere dayanışma dilekleriniz belirttiniz. Bu yeterli mi? Avrupalı gazetecilerin AB'ye üye olmak isteyen Türkiye'deki meslektaşları için neler yapması gerekiyor?Tabi ki dayanışma dileklerini belirtmek yeterli değil. Çözüm için Türkiye'deki tutuklu gazetecilerin durumunu, gazetecilerin yaşadıkların sorunları Avrupa'da duyurmak bizim temel görevimiz olmalı. Buradaki yaşananları çeşitli kanallardan, örneğin kampanyalar yaparak, kendi çalıştığımız gazetelerde yer vererek, tüm Avrupa'ya duyurmalıyız. AB ülkeleri de bu şekilde davranmalı, duyarlı olmalı. Yoksa sorunlar çözülmez. Eğer bugün burada bu sorunları tartışabiliyorsak bunu gazetecilere, sanatçılara, aydınlara, bu konular üzerine kafa yoran herkesin katkısına borçluyuz. Onların sayesinde en azından tartışabiliyor, konuşabiliyoruz.Orsola Casagrande kimdir? 1968'de Venedik'te doğdu. 1990'dan bu yana İtalya'da yayın yapan günlük gazete Il Manifesto'da çalışıyor. 90'ların başında gazetenin Kuzey İrlanda muhabiriydi. İrlanda'nın bağımsızlığı üzerine bir çok makalenin yanı sıra Sinn Fein Lideri Gerry Adams, Ronan Bennett ve Joseph O'Connor gibi yazarların kitaplarını çevirdi. Göçmen sorunu ve edebiyatı üzerine de çalışmaları bulunan Casagrande, özellikle İngiltere'deki maden işçilerinin mücadelesi üzerine yazılar kaleme aldı. Bir süre gazetenin Londra muhabirliğini yaptı. Balkanlar, Türkiye ve AB üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Bir çok kez Türkiye'yi ziyaret eden ve özellikle Kürt sorunu üzerine makaleler yazan Casagrande'nin, "Avrupalı Müslümanlar: Tariq Ramadan'la Bir Söyleşi" başlıklı bir kitabı bulunuyor.DIHA

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.