Her şey örgütsüzlükle başladı.
Rojhat Badikî
·
30.03.2013 · 2 görüntülenme
Kurdistani örgütlerin dağıtılması Kurdistan ulusal bağımsızlık davası, TC’ nin ince bir nakış edası ile hazırladığı planların, uzun bir zaman dilimi içinde ustaca yaşama geçirmesinin ortaya çıkardığı örgütsüzlük; en çok bu gün kendini hissettiriyor. TC ve Öcalan’ın, Kurdistan halkının değerlerini ve ulusal davayı ayaklar altına almasının rahatlığı; örgütsüzlük ve dağınıklıktır. 12 Eylül süreci ile başlayan fırtınadan sonra Özal’ ın Havuç-Sopa politikaları ile başlayan failli belli infazlar ile Kurdistan halkına karşı estirilen terör doruğa ulaştırıldı. İktidara hazırlatılan RTE’ nin iktidara gelmesi ile Kurdistan halkına son vuruşlar yumuşatılarak ‘’ kardeşlik-Barış’’ politikaları( son vuruşlardan kast etmek istediğim; kollektif ve ulusal haklar) ile vurulmak isteniliyor.
Türk devletinin Kurdistan halkına karşı Türk Metrepolleri ve Kurdistan’ da uyguladı şiddet ve yok etme politikalarından, Barış ve Kardeşlik politiklarına geçerek, Kurdistan halkı ve Türk halkı arasındaki ayrışma ve Türk devletine karşı gelişen kin ve nefreti yumuşatmak amacı ile Beyaz Soykırım politikalarına geçiş yaptı. Ekonomik, sosyal, kültürel...vs alanlarda Türk sömürgeci sistemine entegre ( asimile) olan Kürt kesimler, Türk devletinin bu politikalarının alt yapısı olmaya dünden razıydı buna Öcalan ve diğer Türkiyeci kesimlerin katılım ve destekleri de eklenince, Kurdistan’ da keskin bir yol ayrımının olması kaçınılmaz bir duruma geldi.
Bu noktadan sonra Kurdistan’ da radikal bir şekilde kesin bir yol ayrımı, geçmiş ile geleceğin arasına kalın bir çizginin çizilmesi kaçınılmaz bir duruma gelmiştır.
PKK ve PSK’ nın dışında, alternatif Kurdistani örgüt ve partilerin olması durumda bu gün faklı gündemli mücadelemiz olacaktı. TC ve Öcalan bu denli gönül rahatlığı ile ‘’Newroz’’ teslimiyetini Kurdistan halkına dayatma cesaretini gösteremezdi. PKK ve PSK’ nin dışındaki ( Geline aşamada PKK’ nin durumu ortada, PSK ise Burkaycılık ve Türkiyecilik dışında bir iddiası yoktur) örgüt ve partilerin; planlı ve sistemli bir şekilde, örgüt ve partiler içine sızdırılan elemanlarının yardımları etkisiz hale getirilmesinin ardından 2. Lausanne Kurdistan halkına dayatılıyor. PKK ve PSK dışındaki örgütlerin, sessiz sedasız tarihe karışmalarının diğer bir nedeni de budur demek abartı olmayacaktır.
Erdoğan ve Öcalan’ın din kardeşliğine soyunmalarının nedeni sömrgeci Türk devletinin kurum ve kuruluşlarının Kurdistan’ da iflas etmesinden kaynaklanıyor. CHP tecrit, MHP Kurdistan’ da local, TC’ nin kolluk kuvvetleri, Asker-Polis-Mit-Jandarma ise, Kurdistan halkının belleğinde düşman ve katliam ve talanların sembolleri olarak belleklere kazınmış Türk bayrağı ise bir çaput bezi olarak görülmüştür. Newroz teslimiyetinden sonra Türk basının ısrarla Türk Polis ve Askerini şirin gösterme, Türk bayrağını Kurdistan halkına dayatmalarının nedeni de budur.
Öcalan-Mit görüşmelerinin temel hedeflerinden biri de Sömürgeci Türk devletinin sembol ve kolluk kuvvetlerinin Kurdistan’ da yeniden konumlandırılması manevralarıdır.
Klasik sömürgeciliğin temel dayanakları olan Kolluk kuvvetleri ve Sömürgeciliğin egemenlik sembollü olan bayrağın israrla Kurdistan halkına BDP aracılığı dayatmasının amacı, Kurdistan’ daki Türk sömürgeciliğin dayanaklarına ulusal ve uluslararası alanda meşruiyet kazandırma operasyonlarıdır.
TC’ nin Öcalan aracılığı ile Kurdistan halkına dayattığı teslimiyet planlarını etkisiz kılmanın bir çok yolları olmakla birlikte iki şey temeldir; teşhir ile birlikte yoğun bir tartışma süreci, yeniden örgütlenmenin yemini oluşturma ve mücadeleye zemin oluşturmadır . Bunun için eski örgütleri diriltmenin dışında yeni alternatiflere yönelmek gerekir. Eski örgütlerin kalıntıları üzerinde yeniden örgütlenmek ve mücadele alanına inmek riskli olmanın yanında oldukça tehlikeli bir girişimde olacaktır. Bir anlamda mücadeleyi yeniden, TC’ nin kucağına itme olacaktır. Çünkü başta KAWA olmak üzere diğer örgüt ve partilerin neden nasıl, hangi kuşatma ve işbirliği ile etkisizleştiği konusunda somut bir muhasebe yapabilmiş değildir. Bu yönde bir muhasebe olmadığı sürece bu kuşku ve töhmet hiç bir zaman ortadan kalkmayacak aksine sürekli gündemde olacaktır.
Kol kırıl yen içinde kalır mantığı, Kurdistan ulusal davası için bir tuzaktır.
Sonuç itibarı keskin bir kopuşun yaşanacağı yeni süreçle birlikte, provakasyon, çatışma ve kaos’un egemen olabileceği yeni döneme giriyoruz. Barış ve çözüme yönelik düşmanla görüşme ve diyalogların olması gayet normal. Düşmanla görüşmenin yol ve yöntemleri açık ve nettir. Mit Öcalan görüşmeleri, ilk etapta silahların susması gibi bir sürecin başlattacağı intibasını yarattıysada sonradan bunun bir tuzak olduğu gerçekliği ortaya çıktı. Açıktır ki, silahların susması, Kurdistan halkı için bir soluklanma, sonuçları muhasebe etme imkanı sunacaktı. Durumun böyle olmadığı, beyaz jenosidın bütün hızı ile devam edeceği, Öcalan ve Türkiyeciliğe entegre olanların, Bağımsız Kurdistan olgusununa set çekmek yedekte tutulacakları belirginleşti.
Özgür çok yönlü, çok alternatifli mücadeleyi organize etmek için, yoğun ve yorucu bir döneme girdik.
30.03. 2013
Rojhat Badikî