BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 14.04.2006 · 2 görüntülenme
Halebce anıtı yakılmadan 3 gün önce bir kaç arkadaşla birlikte, Uluslararası alanda 2. Hiroşima olarak bilinen ve Kurdistan’ın güneyi denilince ilk akla gelen Helebçe’deydik. Helebçe anıtını ziyaret ettikten sonra şehitler mezarına da gitmek istedik. Helebçe küçük bir yer olmasına rağmen şehitliği ziyeret etmek için bir kaç kişiye sormak zorunda kaldık. Helebçe olayı meydana gelmeden Kurdistan’ın çeşitli üniversitelerinde okuyan öğrencilerin, bir-kaç hafta önce yayınladıklari bildirilerle Helepçe’de gösteri düzenleyecekleri bilinmekteydi. Helebçe Bir anda bütün dünyanın gündemine giren olaylar meydana geldi. Kurdistan bölgesinin iki idaresi yaptıkları açıklamalarda olayın islami ve dış güçlerin bir provakasyonları olarak nitelendirildi, ama hiç kimse 1991 Serhidanı öncesi Iran’ da Avrupaya gitme hazırlıkları içersinde ve elma bahçelerinde gündelikçi olarak çalışanların 7-8 yıl içersinde nasıl Dolar Milyoneri olduklarının hesabını veremedi yada bu yönde soru soramadı. 1998’ın sonunda ayrıldığım Kurdistan ile 2006 yılının başında karşılaştığım Kurdistan arasındaki farkı, gözyaşı ve duygu ajitasyonlarına boğmadan bir başka yazımda dile getirmeye çalışacağım. Çünkü Kurdistan; güneyi, kuzeyi,doğusu ve güney-batısı ile Dolar Milyonerlerinin ülkesi olduğu kadar bizimde ülkemizdir. Ülkemizin bu parçasının hangi sistem üzerinde inşaa edileceği konusunda düşüncelerimizi açıklama hakkına sahibiz, zira güneyde oluşacak sistem ve devlet modeli, üreten ve üretici bir toplum mu yoksa Arapvari bir toplum modeli kopya edilerek üretimden uzak tüketici bir toplum mu hedef alınacak? Kurdistan’ın güneyinde inşaa edilecek devlet modeli ve toplumsal sistem güneydeki kardeşlerimizi ilgilendirdiği kader diğer parçalarda kölelik zincirleri altında yaşayan biz Kürtlerin kaderini de belirleyici noktada etkilemektedir. Güneyli kardeşlerimiz sadece kendilerinin geleceklerini inşaa etmiyorlar ayni zamanda bizim geleceğimizi de belirleme konusunda önemli adımlar atmaktadırlar. Helebçe olaylarının ardından Kurdistan’ın kuzeyinde Amed’te başlayıp Kuzey Kurdistan’ın genelline yayılan olaylara, Kurdistan ulusal mücedele zemininde yer alan çeşitli kesimlerin çok farklı yaklaşım ve açıklamaları oldu. Bu olayları serhıldan’dan olarak görenlerden provakasyon olarak nitelendirenlere kadar, bir çok farklı görüş ve düşünceler ortaya çıktı. Hiç kuşkuşuz olay ve eylemlerin degerlendırılmesi kişi, örgüt ve partilerin Kurdıstan ulusal sorununa hangi pencereden baktıklarıni net bir şekilde ortaya koymasi acisinda çok önemliydi. Kuzey Kurdistan ulusal mücadele saflarında yer alan Federasyon, özerklik ve kültürel hakları savunan güçler Doğu ve Güney Kurdistan ulusal mücadelesinde yer alan güçlerden ayıran en önemli temel, özellikle Amed’lilerin deyimi ile sömürgeci devletin tavuğuna kış deyip dememedir. Doğu Kurdistan’ da yıllarca ‘’Iran’a demokrasi, Kurdistan’a otonami’’şiarını savunan PDK-İ ile Güney Kurdistan’da Federasyonu savunan YNK ve Hükmê-zatî (otonami) savunan PDK-I, sömürgeci güçlere karşı silahlı mücadeleyi temel almalarından dolayı bizim Federasyonculardan çok farklı bir konumda bulunupö bizim federasyoncular gibi iki de bir sömürgecilere ‘’ Bizim elimiz temiz, biz silaha karşıyız ‘’ beyanatında bulunmamışlardır. ( PDK-I ve PDK-İ yaptıkları kongre ile federasyonu şiarını benimsediler.) Kuzey Kurdistan’da Federasyonu savunan güçler ile Doğu ve Güney Kurdistan’da Federasyonu savunan güçler arasında ciddi temel farklılıklar vardır. PSK’ nin adı geçen partilerin duruş ve konumlarını öne sürerek kendi mücadele yöntemlerinin doğruluğundan dem vurarak kendilerini altrenatif olarak öne sürmeleri gerçeği yansıtmadığı gibi bu partilerin sömürgeci güçlere karşı olan mücadele tarihlerinide ters-yüz etmektedir. PDK-I, YNK ve PDK-İ yıllarca elde silah, sömürgeci devletlere karşı mücadele edip binlerce Pêşmerge şehit vermişlerdir. Federal Irak devlet başkanı sayın Celal Talabani ve Kurdistan bölgesi başkanı sayın Mesud Barzani her fırsatta bu günkü kazanımların, Kurdistan Pêşmergelerinin kutsal mücadeleleri ve bu uğurda akıttıkları kan sayesinde olduklari belirterek sömürgeci güçlere karşı verdikleri Pêşmerge mücadelesini ön plana cikarip onu her zaman kutsamışlardır. Pêşmerge savaşı ve kitlesel sehıldanlar, sömürgeci güç ve sömürge halk arasındaki uçurumu hiç bir zaman kapanmayacak şekilde derinleştirip ulusal bağımsızlık mücadelesini zafere taşıma tohumlarını barındırdığından dolayı, sömürgeci güçlerin her zaman kitle serhildanı ve Pêşmerge mücadelesinden nefret edip korktukları bir mücadele yöntemi olmuştur. Bundan dolayi uluslararası alanda sömürgeci güçler, ulusal bağımsızlık mücadelelerinin kitle-Pêşmerge mücadele yöntemlerinin birbirleri ile kaynaşmasını engellemek ve izole etmek için terörizm-teröristlerle pazarlik yapılmaz nakaratlarını temel propağanda yöntemleri olarak kullanmışlardır. Bundan dolayıdır ki Amed’ten başlayıp kuzey Kurdistan geneline yayılan serhıldan sömürgeci güçleri olduğu kadar Kurdistan’ daki düzen içi çözüm! Arayan değişik güçleri de rahatsız etmiştir. Amed serhıldanı, benim açımda şimdiye kadar yapılan serhildanlardan ayıran çok farklı özellikleri vardır. Amed’ te başlayan serhildanın bir anda Kuzey Kurdistan’ ın geneline yayılması ve doğrudan sömürgeci devlet kurum kuruluşlarına yönelmesı ve ‘’ Türk ordusu Kurdistan’ da Defol’’ şiarı etrafında kenetlenmesi ve bu kitle serhildanlarının dogru bir önderlikle buluşması ve bu önderliğin dünya konjöktürünü doğru bir şekilde degerlendirmesi ile Bağımsız Kurdıstan yolunda önemli mevziler kazanıp bağımsızlığa doğru hızlı adımlar atılmasına neden olacaktır. Amed serhildanının sömürgeci Türk devleti ve onun açık destekleyicisi İmralı konuğu ile gizli destekleyici Ümit Fırat ve türevlerinin yüreklerine inmelerine neden olmalarının temeli de budur. PSK ve HAK-PAR...vs’lerin fırsattan pay çıkararak biz silaha karşıyız ömrümüzde elimize silah almadık, provakasyonlara gelmeyin, biz uslu çocuğuz mesajlarını sömürgeci Türk devletine iletmeleri, kendilerinin muhatap alınma istemelerine cavap olmayacaktır. Bu anlamı ile Amed serhildanı yeni bir mücedele yönteminin habercisi olduğu kadar, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadele saflarını da netleştirmesi açısında önemli bir kilometre taşıdır. Doğal olarak bu noktada şu sorunun Kurdistan ulusal mücadelesinde yer alan kişi kurum ve kuruluşlar tarafından net bir şekilde cevaplanadırılması gerekir! Kurdistan ulusal kurtuluşçu güçlerin görevi, bu tür kitle serhildanları sömürgeci güçlerle olan çelişkileri derinleştirip bağları koparmak için mi yönlendirilmi yoksa, provakasyonlara gelmiyelim diye kitlelerin direniş ruhunu kırıp kitleleri sömürgecilerin insafina bırakıp, kitleleri sömürgeci sisteme yamama mı olmalı? Bu sorunun cavabı, sorunun muhatapları olduklarını iddia edelerin, soruna hangi pencereden baktıklarını netleştirmeleri Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi açısında hayati önem taşımaktadır. Yıllardır sömürgeci Türk devlet sistemi içersinde, Kurdistan ulusal mücadelesini yurtseverlik maskesi altında sömürgecilere peşkeş çekenlerin maskelerinin indirilmesi ve bu işbirlikçi kesimlerin teşhir ve tecrit edilmesi ile Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi kendi öz dinamikleri üzerinde güçlü bir şekilde inşaa edilebilinir. Dünya ve Ortadoğu statükosunun çatırdamaya başlaması Kurdistan’ın güneyinde Kürt halkı açısında yeni mevzi ve kazanımların oluşmasi, Amed, Qamışlo ve Mehabad serhildanlarında da görüldüğü gibi bağımsız Birleşik Kurdistan yolunda önemli mesafeler alınmıştır. Sonuç itibariyle, Amed ve diğer Kurdistani şehirlerdeki kitle serhildanları, Kurdistan’da yeni bir mücadele ve yeni bir dönemin habercisi olurken diğer yanda da siyasal-politik taleplerini de net bir şekilde ortaya koyarak, Sömürgeci Türk devletinin bütün kurum ve kuruluşları ile Kurdistanda defolmasını istemektedir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.