BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 05.10.2005 · 2 görüntülenme
Evlilikler hep emek ister, ama bir ilişkinin iyi yürümesi için sadece emek harcamak yetmiyor. Avrupa Birliği ile Türkiye arasında dün akşam geç saatlerde sağlanan anlaşma, mutlu bir nikâh belgesine önsöz yazmaktan ziyade, normalde bir savaş çıkmasını önlemek için kullanılan, karşılıklı bıçaklar çekilmiş bir diplomasinin ürünü oldu. Gündeme dair birkaç kelimenin eksik veya fazla söylenmesiyle, uzun yıllar sürecek müzakerelerin statü ve kaderi belirlenmeye çalışıldı. Bir yandan Türkiye ile Britanya gibi destekçileri, Türkiye'nin üyeliğinin artık garanti olduğunu, geriye sadece 10-15 yılı bulacak teknik ayrıntıların kaldığını kabul ettirmeye çalışıyordu. Diğer yandan pek çok sessiz Avrupalının hislerine tercüman olduğundan zayıf sesi her zamankinden daha gür duyulan Avusturya, müzakerelerin üyeliğe belki izin verecek bir uzlaşma sağlamak için açılmasını istiyordu. Her ne kadar müzakereler son dakikada kurtarılmış olsa da, bu belirsizlik ileride şüphesiz yeniden kendini gösterecek. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini reddeden çok sayıda Avrupalı dar görüşlü ve önyargılı olmakla suçlanabilir. Nitekim Türk propagandası da bunu bol bol dile getiriyor. Ama Türkiye'nin Avrupa kurumlarına entegrasyonunu sürdürmesine olanak tanırken, bir yandan bir dizi koşulu yerine getirmeleri pekâlâ şart koşulabilir. Türk hükümetleri gerçekten isterse o koşullar yerine de gelir, oysa Başbakan Erdoğan'ın son günlerde Kıbrıs dahil olmak üzere birçok konuda takındığı tavır hiç iç rahatlatıcı değil. Küçük bir ayrıntı: Türk hükümeti dün saatlerce, iktidardaki İslamcı partinin mekânında toplandı. Avrupalı hangi ülke olsa bir siyasi parti ile devletin bu denli birbirine karıştırılmasını ayıp bulurdu. Neyse, uzun bir nişanlılık döneminden sonra belki işler düzelir. GERARD DUPUY Libèration / Başyazı, 4 Ekim 2005)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.