Siyaset

Hava Aldırma Mevsimidir!

Veysel MERÝÇ · 14.11.2007 · 2 görüntülenme

Kürdistan'ın Güneyine karşı hura savaşa diyen zevatın sesi birden bire kısıldı.
Dut yutmuş bölbüle döndüler.
Sebebi ne ola ki?
Devletin derin dehlizlerinde ne numaralar döndü, dönüyor bilmiyoruz.
Fakat bildiğimiz bir şey var.
Türklerin havası alındığı anlaşılıyor.
Kim aldi ki sormaya gerek yok.
Tabii ki, ABD Başkanı George C. Bush.
Sahi „biz almamız gerekeni aldık“ diyen Türk Başbakanı ne aldı bilen var mı?
Hava aldığı anlaşılıyor.
Sorun „terör örgütü“ne karşı operasyon muydu?
Kervan geçmez, kuş konmaz dağları bombalamak mıydı?
Bu olmadığı başta katilbaşı Büyükanıt olmak üzere devletin yetkilileri tarafından açıkladı.
Hedeflerinin Güney Kürdistan'daki Kürd kazanımları olduğu defalarca söylenildi.
Katilbaşı, "Kuzeyde oluşabilecek bağımsız bir devlet yalnız siyasi değil, güvenlik boyutuyla da birinci derece risk oluşturur. Hem siyasi, hem askeri, hem psikolojik boyutuyla. Dolayısıyla Türkiye'nin dikkatle bakması gereken yer Kuzey Irak'taki oluşumdur" deyip Irak'ın üçe bölünmesinin „kabul edilemez“ diye ekliyordu.
"Irak'taki otonom Kürt yönetimine sıcak bakmıyoruz, tepelemek istiyoruz“ diyordu.
Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hristodulos Paşardis, „Türkiye bölgenin kontrol dışı korsanı“ diyerek yerinde bir tanımlama yapıyordu.
Mehmetcik basının apoletsiz paşaları, katilbaşına soruyordu. „Paşam operasyon ne zaman?“
O da, cevap veriyordu. ABD ziyareti sonrası.
Ziyaret üzerinde epey zaman geçti.
Fakat paşa ortalıkta yok .
Ne oldu paşa?
O kadar asker sınıra yığdın.
Bir “sınır ötesi operasyon” dalgasıdır başını alıp gitti.
Başbakan başta olmak üzere devletin tepesindekiler, bunun bedeli neyse ödenir dedi.
Devletin tepesi bu konuda hem fikirdi.
Geriye halk kalıyordu.
Onu motife etmek için dövmeye basıldı.
Bir taraftan lejyoner örgütlenme devreye sokuldu.
Diğer yanda askeriye içinde infazlar başladı.
Ismarlama “şehit cenazeleri” gelmeye başladı.
Bir bütün olarak Türk toplumun ellerine kan ve irinli bez parçaları verildi.
Ağızları salya aka aka Kürd ısırmak için sokağa düktürüldü.
Sonra ne olduysa birileri bir düdük ötürüp hepsini gerisin geriye inlerine soktu.
Bu macarada böylelikle bitti.
Peki şimdi gündeminizde ne var?
Bu aptal milleti hangi gündemle uyalıyacaksınız?
Sakın ha sakın savaşın içinde olmadığı bir gündem tespit etmeyin.
„Şehitler ölmez, vatan bölünmez“ desturundan şaşmayın.
Bu aptal milletin ezberini bozmayın.
Onların bildiği tek şey savaşcılık oynamak.
Açta kalsa, susuzda kalsa, çıplakta kalsa savaşcılık dışında onları birşey mutlu etmiyor.
Yoksa olmayan ruh haleti bozulur.
Peki bundan sonra ne olacak?
Yoğun bir propaganda ve askeri sevkiyata rağmen, Türkler Kürdistan'nın Güneyini işgal edemezler. Karşılaşacakları riskleri çok iyi biliyorlar.
Fakat yıllardır girdik ha gireceğiz propagandası ile ayağa kaldırdıkları toplumun korkunç baskısı altında olduklarıda kesin.
Kürd hükümetine karşı geniş çaplı bir savaş bilinmiyen bir bahara kaldı.
Bush, Erdoğan şahsında Türklerin havasını aldı.
Sıra Türk egemenlik sisteminde.
Onlarda ayağa kaldırdığı Türk toplumun havasını alacaklar.
Bunu da ABD'nin gösterdiği alanları bombalamakla yapacaklar.
Baksanıza!
Devletin tepesindekiler, koru halinde savaş çanlarını çalmayı sürdürüyorlar.
“Bakanlar Kurulu toplantısında TSK'nın Federe Kürdistan bölgesine yapacağı ‘sınır ötesi operasyon’a yönelik siyasi direktif için düğmeye basıldı.”
„Kış şartları ağırlaşmadan operasyon başlayacak."
„Direktifse direktif vereceğiz.“
Eh dedik.
İradesi oolmayan „siyasi irade“ askere gir dedi.
Asker girebilir mi?
Koca bir hayır!
Peki ne yapacaklar?
Kürdistan dağlarına bomba yağdıracaklar.
Kabullenilecek bir şey mi?
Elbette hayır!
Tezkereyi Kürdistan dağlarını bombalamakla sınırlı kalmak kaydıyla destekleyen malum Kürd çevrelerin kulağı çınlasın.
Gerçi onlardan bir ayar aşağı olanlarda var.
Bu düşük ayar seyredenlerin kim olduğunu herkes biliyor.
Ne diyorlardı bu çevre?
"Bizim önerilerimiz, devleti zayıflatmak değil güçlü kılacak önerilerdir. Ülkenin ortak değeri olan bayrağımıza herkesin daha çok sahip çıkacağı önerilerdir. Biz ulusu parçalamayı değil, daha güçlü demokratik bir uluslaşmayı öneriyoruz...Bu söylemlerimize rağmen bize ısrarla 'bölücü' demeye devam edenler de ya kördürler ya da kötü niyetlidir.“
Yanıldınız baylar!
Onlar, ne kördür, ne de kötü niyetlidir. Onların kumaşı öyle dokunmuş. Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar.
Kör ve kötü niyetli olanlar sizlersiniz.
Kürd milletini şamar oğlanına çevirdiniz.
Bu politıkanızla Kürd milletine ihanet ettiniz.
Tarih bu günle sınırlı değil.
Bunun yarınıda var.
Hesabı kötü sorulur.

14 Kasım 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.