Siyaset

Halaçoğlu’nun açıklamalarına ilişkin tepkiler üzerine

R.Rodora · 28.08.2007 · 1 görüntülenme

   Son günlerde Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu’un Sünni Kürdlerin ve Alevi Kürdlerin etnik kökenlerinin Türkmenlere ve Ermenilere dayandığı yönündeki açıklamaları karşısında, toplumun fazla kesimlerinde değişik tepkiler geldi... Halaçoğlu’nun açıklamalarını, “ırkçı”, “Nazilere has”, “bilim adına kabul edilemez ve sonuç olarak Halaçoğlu’nun “istifası” talep eden girişimler ilk görünüşte, çok insani ve demokratik tepkiler olarak algılanabilinir.... Ama, bu tepkilerin içeriğine ve hedeflerine bakıldığı zaman bilerek yada bilmiyerek mevcut olan Türkiye’deki reel durumu gizlemek, Türk devlet yapısını ve oluşturduğu kurumları kurtarma operasyonu olduğu görülmektedir.  Sanki sorun Halaçoğlu’ymuş gibi , Halaçoğlu “istifa” ederse çok daha farklı bir durum ortaya çıkar gibi bir yanılsama var... Daha doğrusu sorunu Halaçoğlu ile sınırlayan bilinçli bir çaba söz konusudur.... İster Halaçoğlu’nun bu açıklamaları bilinçli bir plan dahilinde olsun isterse “al çocuktan haberi” misali olsun, ama sonuç itibariyle Türk devletinin içinde bulunduğu düşmanca hesaplar aysberginin ucu gibi dışa vurma olayıdır. Bugün Radikal gazetesinde bir çok Üniversite öğretim görevlisi ve tarihçinin “Tarihçiler: Halaçoğlu ırkçı” başlığı altında yayınlanan açıklamalarını okudum... Bu ortak açıklama da “ tarih bilimi” adına Halaçoğlu eleştiriliyor, “TTK’yi nerelere sürüklediğini” kamuoyunun takdirine bırakıyorlar.. Açıklamacıların “Anayasal bir kurum” olarak gördükleri TTK, sanki Halaçoğlu tarafından tek başına istenmeyen “bir yerlere getirildiği” imajı verilmektedir. Sanki, kendilerininde başında ve içinde bulundukları üniversiteler, Türk devletinin kuruşundan itibaren oluşturduğu tüm resmi ve gayri resmi kurumlar(TTK ve Dil Kurumuda) ortak bir amaç olan “Türk unsuru” dışında bölgede yaşıyan tüm etnik yapılamaları yok sayma ve inkar etme temeli üzerine inşa edilmemişlerdir.. Sanki 80 yıldan beri Türk Üniversiteleri Kürdlerin varlığı, kültürü, tarihi ve dili üzerine bir tek araştırma yapmış yada bu yöndeki çabalara destek sunmuşda Halaçoğlu’nun “tarihçiliğini” tartışıyorlar.. Halaçoğlu bu topraklarda yaşıyan tüm etnik yapıları yok sayan, herkesi Türk olarak göstermeye ve yapmaya çalışan askeri, siyasi, kültürel ve dinsel olarak tekleşen resmi ve çok yönlü bir sistemin basit ve küçük bir ürünüdür. Sanki Halaçoğlu bu açıklamaları yapmamış olsaydı, Türk devletinin ve oluşturduğu tüm kurumların amacının zoraki bir şekilde “Türk ulusununu” yaratma çabasında olduğunu, anti Kürd ve anti Ermeni olduğunu öğrenmeyecektik!!!!! Bu açıklamayı yapan “akademisyen”ler , uluslararası arenada bilim adamlarının “kimlikler” ve “etnik kimliklerin gelişimi ve değişimi” üzerine bazı genel doğruları tekrarlamalarına rağmen, somut gerçeklere geldiği zaman “Karakeçilerin Türklüğü” ve “Midyad’ta bazı Hıristiyan ve Süryanilerin kendilerini Kürd aşiretinde” saymalarını örnek olarak göstermeleri Halaçoğlu’nun çıktığı çarkın ürünleri olduklarını ortaya koymaktadır. Her ne kadar onlar açıklamalarında bugün “Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan 19.yy boyunca Balkan ve Kafkasya’dan gelenlerin Türkmen olmadığını” söylüyorlarsa somut tespitlerden bilinçli bir şekilde kaçmaktalar.. Herkes bugün “Türk kimliği” adı altında kendilerini zoraki bir şekilde ifade eden insanların Türk olmadığını biliyor... Yaşamlarını “Türke” ve “Türk dünyasına” adayan “akademisyenlerimiz” Türkiye’de “Türk Ulusunu Yaratma Projesi” dahilinde fiziksel, kültürel ve ulusal kıyıma uğruyanların etnik kökenleri hakkında somut bir açıklama ve örnek vermezken, “Karakeçilerin karakeçiliğine” takmışlar... Sanki, Türkmenler Orta Asya’dan Kürdistan’a Karakeçilerle geldiler!!!!  Kendilerini “Türk kimliği” adı altında ifade eden kesimlerin bu yöndeki açıklamaları “bilim adına” olmasa da ürünleri oldukları sistemin gözlükleriyle gerçeklere bakmaları belli oranda bağışlanabilinir.Ama bazı Kürd çevrelerinde de Türk devlet yapılanması ve kurumları hakkında aynı yanlış tespitler görülmektedir.. Kürdlerde Kemalistlerin bize empoze ettiği resmi tarih kurumlarının perspektifiyle Halaçoğlu’nun açıklamasına karşı tutum geliştiriyorlar. Buna ilişkin olarak bir çok değerlendirme gündeme getirilebilinir.. Sadece bir örnek olarak Sayın Selim Çürükkaya’nın kendi malperinde başköşeye oturtuğu Von Privat-Doz. Dr. Dr.. Ümit Yazıcıoğlu’un değerlendirmesinin ön plana çıkartılan bölümünden bazı aktarmalar yeterli olacaktır   Sayın Yazıcıoğlu “sorumsuzluktan” ve kamu yönetimi adına ibret verici bir hal” den söz ediyor.. Sayın Yazıcıoğlu hangi “kamu yönetinden” söz ediyor??? Türk devleti bu topraklarda milyonlarca Kürdü soykırımdan geçirmedimi? Bu “kamu yönetimlerinin” amacı Kürd milletini yok saymak değilmiydi? Sayın Yazıcıoğlu’nun yazdıklarına bakılırsa Türk Tarih Kurumu bugüne kadar bilimsel ve objektif değerlendirmeler yapıyordu!!!! Çünkü Sayın Yazıcıoğlu: ... Bu anlayışa sahip bir başkanın yönetimindeki TTK’nin tarihi olaylara ve ilişkilere yönelik inceleme ve değerlendirmelerinin objektif ve gerçeğe uygun olması bundan böyle beklenemez” diyor... Sanki TTK bugüne kadar bilimsel araştırma yapmışda Halaçoğlu’nun yönetiminde çıkarılırsa bilim yuvası” olur... Yazıcıoğlu “bundan böyle beklenemez” derken herhalde Türk Tarih Kurumunun biz Kürdler açısında daha önce olumlu ürünleri varmış gibi bir imaj veriyor.. Kürdler, Türk devleti ve bu devletin oluşturduğu kurumlara karşı açık ve net bir reddiye tutumu içine girmedikleri sürece, bu kurumları kişilerden ibaret olduğunu düşündükleri taktirde her zaman husrana uğrayacaklardır.. Çünkü, bu tutum ve davranışlar Kürd halk kitlelerinin saflarında yanlış beklentilerin oluşmasına neden olmaktadır.. Kürdlerin millet olarak kendi kollektif hafızasını ve ulusal duruşunu ortaya çıkarabilmesinin kriterlerinden biri Türk devletinin oluşturduğu tüm kurum ve kuruluşlara karşı kuşkuyla yaklaşmaktır, sorunun kişilerden ibaret olmadığını bilince çıkarmaktır.. Sonuç olarak Halaçoğlu hangi amaçla olursa olsun Türkiye denilen çoğrafyada “etnik kökenlere” ilişkin pandora kutusunu açtı.. “100 bin kişilik listeden” söz ediyor.. Bu liste açıklandığı zaman yüzbinler, yüzbinlerin kökeni hakkındaki bilgileri açıklayacak... Belki böylelikle taşlar yeri yerine oturtulur.. Kürdlerin bundan korkacak hiç bir şeyleri yok... Türk devleti ve kurumları bilinçli bir şekilde “Kürdleşen Ermeniler” meselesini gündeme getirdiler... Kürdler ve Ermeniler binlerce yıldan beri yan yana ve içiçe yaşadılar.. Karşılıklı din ve etnik yapılanma değişiklikleri oldu. Bunlar bilinmeyen yeni şeyler değildir. Asıl üzerine durulması gereken husus, bir soykırım yapılırken, soykırımı yapılan bir halktan canını kurtarmak isteyenlerden biri, neden soykırımcıların dini ve milletine değilde başka soykırıma uğrayan bir milletin dininin ve ulusal kimliğinin altında gizlensin? Neden tarih boyunca hep kıyımlara uğrayan Alevi Kürd olsun? Eğer Alevi Kürd kimliği altında gizlenen bir Ermeni varsa binlercesi soykırımcı Türk Kimliği altına gizlenmek zorunda kaldı. Halaçoğlu ve akıl hocalarının amaçları bilinmektedir.. Alevi Kürdleri Ermeni göstererek Türkleşmeye zorladıkları Alevilerin yaşadığı süreci hızlandırmaktır.. Ayrıca Ermeni kıyımından çok önce Osmanlıların yaptıkları nüfus sayımlarındaki “Kürd kızılbaşların” nüfusuna ilişkin veriler var... Tüm bunlar Halaçoğullarının yalanlarını ortaya çıkarmaktadır... Tartılması gereken ve açığa çıkarılması gereken husus “Türk kimliği altında yaşıyan ve ezici çoğunluğu Türkmen olmayan” insanlar kim?

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.