Siyaset

Güney Kürdistan`da Sira Bagimsizlik Için Referandumda! / Hasan H. YILDIRIM

Alixan Aras · 11.01.2006 · 2 görüntülenme

Güney Kürdistan`da Sira Bagimsizlik Için Referandumda! / Hasan H. YILDIRIM

 Kürd milletinin bir beklentisi, dahası en büyük bir beklentisi daha gerçekleşti. Güney Kürdistan’da çift başlı yönetime son verme kararına varıldı. Artık düşman ve dosta karşı tek iradeyle çıkma imkanına kavuşuldu. Düşman ve dünya karşısında daha güçlü çıkma olanaklaına kavuşuldu.  Güney Kürdistan’da çift başlı yönetim istikrarsızlığa yol açmaktaydı. Bu görülüyordu. Hiçbirşey gülük gülistanlık değildi. Bu tehlikeli ortamının panzehiri ulusal birlikti. Güney’de iki idarenin birleşmesinde ifadesini bulan ulusal birliğin sağlanmasıyla önemli bir adım daha atılmış olundu. Bunu kısa süre de ete kemiğe büründürmek kolay olmasada Güney Kürd önderliğin bunu başarmasından başka bir alternatifleride bulunmuyor.Güney’daki şu anki kazanımlara bakarak aldanılmamalıdır. Bu kazanımlar uluslararası yasa ve devlet güvencesine kavuşmadıkça her an kaybedilebilinir. Bu nedenle ülkesel kimlik ve egemenlik hakkının bir an önce belirlenmelidir. Bu da Kürd milletinin kendi kederini belirlemesiyle mümkündür. Diğer bir değişle Güney Kürdistan halkı nerenin „vatandaşı“dır meselesinin açığa kavuşturulmasıdır. Eğer Irak vatandaşı denilecekse bunun bir referandumla Kürdistan halkının oyununa sunulması gerekir. Bu yapılmadığı müddetçe ne yapılırsa yapılsın Kürdistan halkının iradesine karşın kendisine dayatılan zorlamalar olacaktır. Bununda demokrasilerde yerinin olmadığı açıktır. Eğer ABD veya BM, Irak ve Güney Kürdistan’da demokrasinin zaferini istiyorlarsa Kürdistan halkının irade beyanının yolunu açmak zorundadırlar. Şu anki durum daha uzun bir süre sürdürülemez. Ülkesel ve egemenlik bilinmezliği aşılmak zorundadır. Kürd milletinin kaderi buna bağlıdır.Hiç kimse aldanmamalıdır. Araplar fırsat kollamaktadır. Kürdlerle şu anki ilişkilerini uzadıkça uzatmak istiyorlar. ABD’nin çekip gideceğini, Irak’a karşı yaptırımların kalkacağını umuyorlar. Buna göre hesap kitaplarını yapıyorlar. Arapların mevcut olan durumu sindiremediğinden herkes hemfikir. Araplar fırsat kullamaktadırlar. Ayağı yere basan Arap Bağdat merkezli devlet ne yapmaz ki? Yapacağı şudur. Baas rejimini yeniden Kürdlere dayatma olacaktır. Halepçe, Berzan, Enfal ve Fehli Kürdlerine yönelik  etnik temizlik tarih olmayacak kadar hafızalarda tazedir. Unutulmadı/unutulmayacak. Arap Bağdat merkezli devletin ayağı yere basmasından sonra Kürd milletinin aynı akibete uğramayacağının garantisi yoktur. Bu işin garantisi bağımsızlık ilanıdır. Bunun dışında başka bir yolu yoktur.Güney Kürd önderliği bu durumu gözönünde bulundurarak bir an önce tüm kozlarını oynayarak bağımsız ulusal devletini kurmanın çarelerini aramalıdır. Görev budur.Bunun tersi Irak devletinin inşasını önüne koymak olur ki, bu da Kürd milletinin idam fermanı olur. Her ne kadar işler pratikte farklı yürüsede Irak Anayasasını giriş bölümünde yer alan şu ibare Kürd milletinin idamına zemin hazırlayan iddianame niteliğindedir.„Elbirliği ederek omuz omuza vererek, bölgesel, etnik ve mezhebi ayrımcılığın olmadığı ve kimsenin dışlanmadığı yeni bir Irak inşa edeceğiz, geleceğin Irak’ını„ Dahası var. Irak Anayasasının 3.Maddesi’nde şu korkunç ibareler var: „Etnik, dini ve mezhebi çeşitliliğe sahip bir ilke olan Irak, İslam aleminin bir parçasıdır ve kurucularından olduğu Arap Birliği’nin aktif üyesidir ve bu birliğin ilkelerine bağlıdır.“Madde 13/1 : „Bu anayasa, Irak’ın en üst ve yüce yasasıdır ve ülkenin istisnasız her bölgesinde bağlayıcıdır.„Bunu nasıl okumak gerekir? Bu, Kürd milletinin idam fermanı değilde nedir?30 Ocak 2005 tarihinde referandum ile resmileşen Irak Anayasasında Kürdler kimlikleriyle tanınmışlardır. Güney Kürdistan, Kürd Ferdere Bölgesi olarak kabul görmüştür. Ama bu yeterli değildir. Yeterli değildir. Çünkü Güney Kürdistan Irak’ın ve Irak, Arap aleminin bir parçası olarak kabul görüldüğü bir konumda Kürdler, Arap dünyasına yamatılmıştır. Bu, Kürdlerin bir azınlık olarak Arap dünyası içinde hapsedilmesi anlamına gelmektedır. Bu, Kürdlerin ikinci sınıf olarak muamaleye tabi kılma anlamındadır. Irak’ın Arap olarak tanımlanması böylesi bir sorunu beraberinde getirmiştir. Yarın Arap Bağdat merkezli devletin ayakları yere basması halinde Kürdlerin şu an elde ettikleri hakların devamının güvencesini kim verecektir?Böyle bir güvenceyi kimse kimseye veremez. O halde çözüm nedir? Çözüm Kürd milletinin bağımsız ulusal devletini ilan etmesidir. Bu sorunu resmen Kürdistan hakına sorulmasıdır. Bunun bir tek yolu var, o da referandumdur. Burada soru şudur. Kürdistan halkının Irak çerçevesinde kalıp kalmama konusunda iredesini ortaya koymanın yolu olan referandumun zamanı daha gelmemiş midir? Bunun yolu açılacak mı? Kürd siyasal önderliğin bu konudaki görüşü nedir? Bu yönlü bir çalışması var mı veya düşünüyor mu? Şu biliniyor. Kürdistan halkının bu konudaki tavrı açık ve nettir. Daha evel önlerine konulan resmi olmayan referandumda iradesini bağımsızlıktan yana koydu. Güney Kürd önderliğinde bu iradeye saygı duyduğu, duyması gerektiği kanısındayım. Peki niye bağımsızlık ilan edilmiyor meselesi dünya ve bölge dengelerini gözetlediği ve henüz bunun koşullarının olgunlaşmadığı kanılarından ileri gelmektedir. Ve şu nakarat ikide bir tekrarlanır. „ABD ve Batı istemiyor, Türkiye, İran ve Arap dünyası buna izin vermez“ vs.Bu kadercilik olmuyor mu? Kürdistan halkının ABD ve Batı’nın istemlerine göre kendini kurgulaması doğru değildir. Mevcut olan önderliğin bir yerde bu zorunluluğu olsada halkın böyle bir zorunluluğu yoktur ve olamaz. O halde Kürdistan halkının sivil insiyatifleri sahaya inmeli ve her millet için hak olan hakları ABD ve Batıya dayatmalıdır. Kürdistan halkı bunun için sokağa dökülmelidir. Bu, bugün yapılmalıdır. Yarın çok geç olabilir. Dahası bugünkü koşullar yarın olmayabilir.Galbraith, „Irak yönetimi altında muazzam acı çekmiş olan Kürt halkına büyük sempatim var. Ama benim tahlilim Amerika'nın stratejik çıkarlarına dayalı. Her Kürt bağımsızlık istiyor ve Irak'ta Kürtleri isteklerinin aksine tutmak, asla sona ermeyecek şiddet ve baskının formülü olur. Üniter bir Irak istikrarsızlık demektir ve elde edilemez. Ama, gevşek bir federasyon işleyebilir. Ama, işlemezse, ABD barışçıl bir ayrılık için çalışmalıdır.” Angelika Merkel, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdogan´ın tüm ısrarlarına rağmen kendisine randevu vermemesine karşın Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani´yi sıcak karşılaması ve hatta «Bagimsiz Kürdistan icin elinden geleni yaparım » demesi çok şey ifade eder. Irak eski Dışişleri Bakanı Adnan Paçaçı, "Herkes, Kürtlerin ayrı bir devleti olabileceğini kabul ediyor. Bu konuda görüş ayrılıkları yok" Sorun Türkiye, İran ve Arap dünyası ise bunların ciddiye alınması gerekmiyor. Şu an dünya siyasi masasında sözü geçmeyen birileri varsa bu sözkonusu güçlerdir. Her istediklerini yapacak güçte değildirler. Çünkü en problemli ve en zayıf dönemlerini yaşıyorlar.15 Aralık 2005 seçimlerini değerlendiren M. Ali Birand şu gerçekleri dile getiriyor. Darısı Kürd milletini sömürgecinin kapısına bağlamayı siyaset etmiş malum Kürd çevrelerin başına.“Aslına bakacak olursak -kendi kendimizi hiç aldatmayalım- bağımsızlık ateşi Kürdistanı artık sardı. Kürtlerin tek hedefleri bağımsızlıktır. Bakmayın, bir süre bölgedeki dengeleri gözetecekler, Irak içindeki gelişmeleri izleyecekler, ancak bağımsızlık ilanları uzun sürmeyecektir. Amerikayı ikna edebildikleri veya konjonktür elverdiği anda şu sırada sakladıkları bayrağı açacaklardır. Bu gidişi önlemek artık imkansızdır. Er veya geç bağımsızlık gelecektir…Bu gerçeği herkes görüyor.“ Fakat bir eksikle. Bazı Kürd aklıevelleri bu gerçeğe gözlerini kapamış durumda. Onlar, kendilerini ve beraberlerinde Kürd milletini sömürgecinin kapısına bağlamak için sömürgecıden daha fazla sömürgecinin çıkarlarını koruma mücadelesini veriyorlar. Kürd bağımsızlık idealini boşa çıkarmak için yapmadıkları şaklabanlık kalmadı.„Referandumda tercihini demokratik ve federal bir Irak’tan yana kullanan Kürtler…Tercihi federal ve demokratik bir Irak’tan yana yapan Güneyli Kürtler” diyenlerin M. Ali Birand’ın dile getirdiği bu yalın gerçek karşısında utanması gerekir. Eğer daha hala utanacak kadar ar perdeleri kalmışsa.Bizim söylediklerimiz açık ve nettir. Bizim söylediklerimiz fazla şeyler de değildir. Kürd milletinin sadece geleceğini aydınlık kılacak şeylerdir. Ne söylüyoruz? Her çağdaş ulus gibi Kürd millertininde bağımsız bir devleti olsun diyoruz.  Bunun için Kürdistan halkının oyununa baş vurulmasını istiyoruz. Milletimizin kaderinin belirlenmeye çalışıldığı kapalı kapılar arkasında tartışılan sorunların meydanlara taşınmasını istiyoruz. Bırakalım Kürd milleti kaderi üzerinde kendisi karar versin. Bunu söylediğimizde çok şey mi söylüyoruz? Elbette hayır! Dahası her yurtsever Kürdistanlının gönlünden geçenleri söylüyoruz. Bunları söylediğimizde birilerinin rahatsız olmasını anlamış değiliz.Kürdistan bağımsızlıkçı güçler tez elden halk insiyatiflerini örgütlemeli ve önüne referandum meselesini koymalıdır. Kürdistan halkının iradesini ortaya çıkarmalıdır. Bizim için halkın beyan edeceği karar önemlidir. Bu iradeya baş vurulmadan Kürd milletini yeniden Arap Bağdat merkezli devlete bağlamak kabullenilecek bir durum degildir. Kaderi üzerine kapalı kapılar ardında alınacak kararlar Kürd milleti nezdinde meşru değildir. Meşru olan Kürd milletinin irade beyanıdır.15 Aralık 2005 seçimleri bir çok şeyi bir kez daha ortaya çıkardı. Kürd milleti ile Arapların öyle gönüllerde geçen biçimiyle birlikte yaşayacağı düşü bir kez daha suya düştü. Suni İslami parti, nasyonalistler ve Salih Mutlaq grubunun teşkil ettiği ‘Tewafug Listesi’ iktidara gelmesi halinde gerçek niyetlerini ortaya koydu. Bu niyetlerde Kürd milletinin yeri olmadığı görüldü. Getirilmesi düşünülen sistemin Saddam’ın Baas sistemi olduğu görüldü. Seçim propagandaları boyunca Tewafuk Listesi adına konuşan Adnan Dilémi, iktidara gelmeleri halinde Irak Anayasasını iptal edeceklerini, federasyon gibi çözümleri geçersiz kılacaklarını, eski Irak ordusunu yeniden organize edeceklerini sayıp döktü.Şii grupların tavrıda bunlardan aşağı degildir. Caferi hükümetinin diğer sorunlar bir yana sadece mecliste yemin edilirken takındığı tavır ve Kerkük meselesi konusundaki tavrına bakılırsa hiçte Kürdlerle eşitlik temelinde birlikte yaşamdan yana olmadığı bilinmiyor degildir. Peki bu siyasal ortamda Kürdler hangi Araplarla ‘kardeşlik’ esprisiyle eşit ortak bir yaşam kuracaklar? Bilmediğimiz başka Araplar mı var?İslami Devrim Yüksek Konseyi Hiz-ül Da’ve, El-Hekim’in Bedir Tuğayı,Muktada Sadr’ın Elmehdi Hareketi, El-Kaide ve Saddam artıklarınin egemen olduğu Irak Arap dünyasıyla ortak yaşamın hayalini kurmak isteyen varsa kesinlikle yanılıyorlar. Ha ABD’nin dayatmalarından kaynaklanan el mecburiyeten ileri geliyor deniliyorsa kimsenin kimseye diyeceği bir şey olamaz. O zaman mesele ABD’yi ikna etmeye kalmıştır. Bu konu da sivil Kürd kurumların ortaya koyacakları sokak insiyatifi çok iş yapar. Bunu denemekte fayda var. Kürd sivil insiyatifleri sokağa inmeli, her milletin uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınan referandum hakkını yüksek sesle dünya kamuoyuna duyurmalıdırlar. Bu sürecin başlayacağı umudunu koruyorum. Ama bunun önceli atılması gereken bir adım daha var. Bu da başta Kerkük olmak üzere Arap işgali altında olan Kürdistan’ın diğer şehir ve köylerini özgür Kürdistan’a bağlamaktır.Bundan sonraki adım bağımsızlık için referamdumdur.10 Ocak 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.