Siyaset

Guney Kurdistan'da Özgürlükler ve Demokrasi Sorunu !

mehmetmufit · 19.02.2006 · 2 görüntülenme

Guney Kurdistan tarihsel olarak, çok yonlu kurulus ve insa surecini yasamaktadir. Bu gerçegi göz önünde bulundurmadan dogru ve gerçege uygun bir degerlendirme yapmak mumkun degildir. Kurdistan’in, yuzyillar önce kurulus ve insa surecini yasamis olan milletlere ve ulkelere kisa surede yetismesini ve onlarin seviyesine kavusmasini beklemek önumuzdeki kisa vadede olanakli olmayacagini önceden bilmemiz gerekiyor.Buna ragmen, henuz emekleme konumunda olmasina karsin, Kurdistan’in kendisini çevreleyen bir çok milleten insan haklari ve demokrasi sorununda daha geri olmadigini gozlemlemek pekala mumkundur. Bir çoklarimizin uzerinde hem fikir oldugumuz gerçeklik sudur ki, demokrasinin tesisi Kurdistanin kaçinilmaz olan yukselisine eslik etmektedir. Bu su demektir ; abartiya kaçmaksizin ifade edecek olursak, siyasi özgurlukler ve nisbeten de -belli sinirlar çerçevesindede olsa-  bir biçimiyle iktisadi bolusumun var oldugudur. Yolsuzluklarin, rusvetin ve kayirmaciligin var olmasina ragmen Kurdistan’in yukselisinin sadece idari kurumlasma ve devletlesme olmadigini gormek gerekiyor. Biliyoruz ki, siyasi ozgurlukler ve iktisadi bolusum olmadan demokrasi olmaz. Sayet, siyasi ozgurlukler ve iktisadi bolusum varsa Kurdistan’in yukselisinden soz edilebilir. Meselede budur zaten. Kaldiki, özgurluk ve demokrasiyi kazanmak oldukça zordur. Milletlerin tarihi gelismelerinde anahtar rol oynayan özgurluk ve demokrasi, araliksiz uzun vadeli mucadele sayesinde fethedilmesi gerekiyor. Hiç kimse bunlari bize bahsetmez. Her zaman yeni ve guncel olan özgurluk ve demokrasi surekli mucadeleyi ve kazanimi sart kosar. O bakima, Kurdistan’da henuz yeni filizlenen siyasi sisteme temel teskil edecek olan özgurlukler ve demokrasiyi gelistirmek sarttir.Kurdistan’da esitlikçi bir duzenden ve kurulusundan soz etmek olanakli olmamakla birlikte, sozunu ettigimiz siyasi ozgurlukler ve mevcut sinirlari içindeki iktisadi bolusum buyuk hamleler gerektirmektedir. Buda surekli bir insayi zorunlu kilmaktadir. Oysaki bunun son derece zahmetli ve buyuk bir is oldugunu bir çoklarimiz bilmekteyiz. Abartilardan kaçinmak ne kadar dogruysa, hiç bir seyin kurulmadigina ve insa edilmedigine iliskin yakinmalarda bulunmakta okadar yanlistir. Bir takim olumsuz gelismeler karsisinda « şok » geçisen ve bir anlikta olsa Kurdistan’in gerçegini unutanlar  saskinlik içinde « yazilar » dosemektedirler.Ortaya konulan argumentleri ve elestirileri anlamak mumkun hatta bunlari dogru gormek pekala olanaklidir. Ne var ki ; Kurdistan’i Isveç’le mukayese etme hatasina dusenlerin kurulus ve insa surecini de hiç hesaba katmaksizin, yogun degisim ve donusum yasayan guneyde hergun yeni bir olayin yasanmasi karsisinda « buyuk saskinliklarini » haykirircasina ifade etmelerini oldukça abartili buluyorum. Hele ikide bir Kurdluklerinden utandiklarini  anlasilmaz hamlikla aydin olma adina ortaya koyduklari « tepkilerini » çocukça buluyorum. Merîwan Helepçeyî adindaki bir yazarin kitabina iliskin Kurdistan’daki islami hareketin bir takim tepkiler gostermesi ve ölumle tehdit ederek « fetva » çikarmalari karsisinda aydin tutumu ve durusu nasil olmalidir ? Aydin, sorumlulugu geregi ne yapilmalidir ? Islamcilarin « fetva » çikarmalari karsisinda Kurdlugunden utanip ( !) Kurdistan’a ve « Kurd demokrasisi »ne manasiz ve hiç bir ilerletici yararli elestiri içerigi tasimayan tepkilerde mi bulunmak lazim ? Yogun donusum ve degisime uygun kurulus ve insa surecini yasayan guney Kurdistan’da ortaya çikan ve çikacak olaylar ve gelismelere iliskin sonderece yapici, ilerletici ve yararli elestiriler yapmak daha uygun olmaz mi ? Boylesi bir tutum ve durus sergilemek aydin olma niteligiyle daha çok uyumlu olmaz mi ? Her seyden önce Merîwan Helepçeyî savunulmali ve onunla ciddi bir dayanisma içine girmek gerekiyor. Ikincisi ; Kurdistan hukumetine, söz ve elestiri hakkini savunmasi gerektigini ve Islami gruplarin « fetva » çikaramayacaklarina iliskin açiklamalarda ve uyarilarda bulunmasi hatirlatmak gerekiyor. Uçuncusu ; « fetva » çikaran Islami gruplara karsi, suç islemeye tesvik ve insan öldurmeye azmettirmeden dolayi suç duyurusunda bulunmak gerekiyor. Mevcut olan hukugun savunulmasi ve devreye sokulmasina yol açmak gerekiyor. Aydin tavri budur ; ulkenin hukuki planda kurulusuna da yardimci olmaktir. Hukugun islemesi demokrasiye de islerlik kazandirir. Bunun terside dogrudur. Ama önemli olan, aydinin kendi yapici ve tesvik edici, yol açici elestirilerini yerinde ve amacina uygun yapmasidir. Soz konusu olaya iliskin olarak, biz Kuzeyli aydinlar ve « seçkinler » manasiz tepkiler yerine neden yuzleri asan açik imzalarimizla « fetva » çikaran islami gruplara karsi suç duyurusunda bulunmuyoruz ? Hukugun devreye sokulmasini ve isini yapmasini neden istemiyoruz ? Desalat sahibi her iki siyasi partiye –YNK ve PDK- niçin tepkilerimizi iletmeye kalkismiyoruz ? Bu yonlu pratik tavirlar ortaya çikarmak guneyin kurulusuna hizmet etmez mi ?Fakat ne var ki ; biz kuzeyliler hem çok « bilmis » geçiniriz hemde yapilmasi gerekeni yapmayiz. O halde nerde kaldi aydin olma sorumlugunu tasimak ? Bir seyler yapilmak istenmedigi vakitte « Kurd olmaktan » utaniliyor. Pes dogrusu ! ! ! 18.02.06Mehmet MUFIT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.