BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
NASUH ELMECALÝ · 05.11.2007 · 2 görüntülenme
Büyük Ortadoğu devletlerinin zayıflatılmak istendiği bir dönemde, Türkiye'ye de Irak'ta kan kaybına uğraması için bir tuzak kuruldu Bölgede krizler birbiri ardına geliyor, bir İslam ülkesinden diğerine taşınıyor. Bu krizler genelde, yerel veya çözümsüz bir sorunla başlıyor. Batı emperyalizmi bu sorunları topraklarımıza mayın gibi bıraktı. İran-Irak savaşı sınır tartışmasıyla ve İranlıların suçlandığı patlamalarla başladı. Şaibeli uluslararası tutumlar iki komşu arasında ateşin körüklenmesine yol açtı; ta ki biri diğerini yakana, zayıflatıp tüketene kadar... Bugün aynı durum bir başka senaryoyla yenileniyor. PKK bu senaryoda 'krizi patlatan yıldırım' rolü oynuyor. Örgütün elde ettiği silahların çeşidiyse, Türkiye'yi Kuzey Irak'ta açık bir çatışmaya sokmaya çalışan desteğin kaynağına işaret ediyor. Bu çatışmanın başlaması kolay ancak sonuçlarını kontrol etmek zor. Oluşacak tepki PKK'dan tehlikeli Türkiye kendisini Kuzey Irak'ta bekleyen tehlikelerin farkında. Zira çekişme Kürdistan'ın engebeli dağlarında yoğunlaşmış birkaç bin silahlı PKK üyesiyle sınırlı kalmayacak ve patlak verecek savaş, gerek Kuzey Irak'ta gerekse de Türkiye ve dünyadaki bütün Kürtlere açılmış bir savaşa dönüşecektir. Bu çekişme Irak devletiyle de ihtilaf yaratacak. Ayrıca Irak'ın ve Kuzey Irak'ın korunmasından sorumlu olan ve şu ana dek kapalı bir tavır alan ABD taraf olabilir. Ortadoğu'da Irak, İran, Türkiye, Suriye ve Mısır gibi büyük ülkelerin zayıflatılması, tek kutuplu dünya siyasetinin açık hedefleri olarak görünüyor. Hedef aynı, senaryolar, taktik ve zamanlama farklı. Türkiye'nin kaşla göz arasında düzenlenmiş bir operasyonla Kürdistan'daki durumu netleştirme gücüne sahip olduğunu düşünmek yanlış. ABD, Irak rejimini 20 günde devirdiğinde bu yanılgıya kapıldı ancak hesap edemediği şeylerle karşılaştı. Savaşı başlatmak kolay ama sonuçlarından kurtulmak gerçek ve maliyetli sorun. Ankara'nın kendi güvenliğini sağlama hakkı var. Fakat Türk hükümeti krizi güce başvurarak çözmesi için aldığı siyasi ve askeri desteğe, medya dolduruşuna ve Irak sınırındaki yoğun askeri yığınağa rağmen diplomatik çabalara fırsat vermeyi sürdürüyor. Türkiye son olarak Irak'taki merkezi devletin zayıflığı ve krizi bitirecek gerekli önlemleri alma gücünün olmamasıyla engellendi. Iraklıların alması gereken önemli bir ders şu olabilir: İşgalin dayattığı zayıf merkezi devlet Irak'ı kendi bölgelerini savunmaktan aciz bırakacak ve bazı güçler için kolay lokma haline getirecek. Bu durum krizlerin baskısının ve Bağdat'ın kendi bölgelerine yardım etmekte aciz olması gölgesinde bazı bölgelerin ayrılmasını kolaylaştırıyor. Türkiye kararlı ama dikkatli hareket ediyor ve siyasetçileri, savaşın Türkiye'deki ılımlı İslamcı hareket için kurulan bir tuzak olabileceğinin farkında. Tuzak, Müslüman Türkiye'nin uzun vadeli kan kaybına yol açacak bir savaşa sokulmasına yönelik. Savaş Türkiye içindeki şartları da çıkmaza sokar. Avrupa ve ABD'yle ilişkilere zarar verecektir. Irak, Türkiye ve dünyadaki Kürt çevrelerde oluşacak tepkiler PKK'nın sınırda yaptığı askeri eylemlerden daha tehlikeli olabilir. AKP'nin gerek Türkiye'de gerekse de Batı'daki düşmanlarının bu krizdeki varlığı hissediliyor. Türkiye devleti ülkede öz iç değişim gerçekleştirmek için uzun vadeli bir kan kaybına çekiliyor. (Ürdün gazetesi Rey, 30 Ekim 2007)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.