Güney-Batı Kurdistan' da Yaşanılan Coşkuya Ortak Olmak
Rojhat Badikî
·
22.07.2012 · 2 görüntülenme
Dicle Fırat Grubundan Başkanı Muhyetin Batmanli nin, Başkent Amed’ te BDP nin yapacağı mitinge çocuklarını da getirmelerini ve BDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ ın Kürt katili Mehmet Ağar’ ın ‘’ Kürt Raporu’’ hazırlayacağı beyanatına verdiği yanıtta ‘’ Samimi Özür Dileme’’ çağrısına ilişkin bir makale yazacaktım. İki duruş ve beyenat Kurdistan ulusal mücadelesinin çok önemli iki halkasıdır. Kurdistan ulusal mücalesinin seyri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğundan, bu konun detayları ile üzerinde durulması gerektiğine inaniyorum.
Kurdistan’ ın Güney-Batısından gelen müjdeler, Muhyettin Batmanlı ve Selahattin Demirtaş’ ın demeçleri üzerine yazacağım makaleyi erteleyerek, Kurdistan’ ın Güney-Batısındaki gelişmelere değinmek istiyorum.
Vatanımızın Güney-Batısında özgür ve bağımsız birleşik bir Kurdistan yolunda Zengler çalınıp coşku ve sevincimiz yüzyılların köllelik zincirlerini çatırdatırken bazı endişelerin ipuçlarını da bağrında taşıdığını görmemezlikten gelemeyiz. Kurdistan bölge başkanı sayın Mesud Barzani’ nin girişimleri sonucu 11 Haziran Hewlêr’ de Encûmena Nistîmanî ya Kurd li Suriye ( ENKS ) ve Encûmena Gela Rojavaye Kurdistan ( EGRK) nın imzaladığı antlaşma, Güney Batı Kurdistan’da gelişebilecek olası tehlikeleri önleyebilir mi?
Bu sorunun cevabı vatanımız ve geleceğimiz açısında önemlidır. Çünkü, Kurdistan’ ın Güney ve Kuzeyinde, geçmişte yaşanılanlar, doğal olarak bizi kaygılandırıyor. Encûmena Nistîmanî ya Kurd li Suriye’ yi ( ENKS)oluşturan parti ve örgütler köklü bir geçmişe sahip olmalarına rağmen ABD-Avrupa, Rusya-Çin, Arap ülkeleri ve TC’ nin içinde yer aldığı uluslararası santraç tahtasında, nasıl hareket edebilecekleri soru isaretleri ile dolu. Bilgi ve birikimleri, dünya devlerinin yer aldığı bir santraç tahtasında yer almalarına yetebilir mi? Tecrübe ve deneyimleri, Kurtlar sofrasında yem olmayı önlüyebilir mi?
ENKS’ nin ciddi bir biçimde, dayanışma ve danışmaya ihtiyacı olduğu açık. ENKS’ nin dünya kurtları ile pazarlık masasında pazarlık edebilmesi için ulusal bir dayanışmaya ihtiyacı var. Diaspora ve Güney Kurdistan hükümetinin, ENKS’ ye yardımcı olma zorunluluğu var. ENKS’ nin başarı yada başarısızlığı bizi doğrudan etkilyecektir. Tarih ve koşulların bize sunduğu imkanların, 2003 yıllında Kerkuk’ te yaşanılan trajedisi gibi heder edilmemesi için tüm Kürtlerin ENKS’ye şartsız-şurtsuz yardımcı olmalari gerekir.
Kurdistan’ ın güney batısında yer alan Encûmena Gela ya Rojavaye Kurdistan’ ın ( EGRK) durumu daha karışık. EGRK’ yi Halk Savunma Birliklerinden( YPG ) ayrı ve bu oluşumunda PKK’ den ayrı düşünmek saflığına düşmemek gerekir. EGRK, 11 Temmuz Hewlêr’ de ENKS ile bir protokol antlaşması yapmasına rağmen irade olarak EGRK, PKK’ den bağımsız olarak hareket edebilme şansına sahip mi? Eger EGRK, PKK ile dayanışma ama ondan bağımsız olarak hareket ediyorsa, bağlı bulundukları bir antlaşma var. Neden bu antlaşmadan bağımsız, Halk Savunma Birlikleri adı altında başka silahlı bir örgütün kuruluşu alalacele ilan ediliyor.
YPG kuruluşunu ilan etmekle kalmayıp ENKS ve EGRK’ den kendilerine maddi ve manevi destek sunmalarını ve tüm Güney-Batı Kurdistan gençliğinin kendilerine katılması çağrısı da yapıyor. Burada büyük bir çelişki yaşanılmaktadır. Bu çelişki giderilmediği sürece ki bu çelişkinin giderilmesi zor, neden bu iki cepheye bağlı silahlı savunma güçleri oluşturulmuyor da, iki cepheden bağımsız ve kendilerini iki siyasi oluşumun üstünde gören bir yapılanmaya gidilme ihtiyacı görülüyor?
YPK’ nin öne sürdüğü şiarlar muğlak ve belirsiz. İktidar olma, iktidarı hedefleme gibi bir durumu yok. Bunun ötesinde askeri bir yapılanma olduğu görülen YPK, neden siyasal ve politik bir cephe olan EGRK ve ENKS’ nin denetimine girip onların iradesini tanımıyor? bu ve buna benzer sorular çoğaltılabilinir. Her ne kadar Kurdistan bölge Başkanı sayın Mesud Barzani’ nin girişimi ile kağıt üzerinde ulusal bir cephe oluşturulmuşsada partik olarak YPK’ nin açıklama ve tutumları ile ulusal cepheyinin geleceğini büyük bir risk altına koyacak durumlar yaşanılıyor. İki başlıklı bir durum yaşanılıyor. Bu durum, Güney-Batı Kurdistan’ ın geleceği açısında büyük riskler taşıtmaktadır. Kesinlikle duruma son verilmesi gerekir EGRK ve ENKS’ nin iradesi tanınmalı ve onun denetimi altına girmeli, Güney-Batı Kurdistan halkının savunması için, Cephenin hizmetinde olmalıdır.
Çünkü; şu anda Suriye bir iktidar boşluğu yaşanılmaktadır. Kürtlerin hızlı bir şekilde çatışmasız olarak topraklarını özgürleştirmeleri kadar doğal bir şey olamaz. Ama bu durumun yarında bu şekilde korunabileceğini sanmak saflıktır. Bu gün Kurdistan’ ın Güney-Batısında yaşanılanlar, ruhlarımızı okşayıp bizi tarifi imkansız bir coşku seline boğdugu açık. Suriye de iktidar boşluğu kalktığı zaman, realite o zaman kapıya dayanacaktır. Realite ise Suriye Ulusal konseyi tarafında, Kurdistan halkının hiç bir ulusal hakkının tanınmamasıdır. Ve buna TC gibi bir sömürgeci güçleride eklemeniz durumunda, Güney-Batı Kürtlerini nelerin beklediği daha iyi tahmin edilebilinir!
11 Haziran Hewlêr antlaşması, Güney-Batı Kurdistan için büyük bir şans olduğu kadar, Güney Batı Kürtleri içinde daha sağlıklı düşünmeleri, güçlerini birleştirmeleri, ortaya koyacak siyasi-askeri-diplomatik bir plan çerçevesinde ortak hareket etmeleri içinde altın bir fırsattır. Bu çerçeve içersinde hareket etmeleri durumunda Kurdistan halkı kazanacaktır. Bu açıdan Güney-Batı Kurdistan’ daki mücadele duygulara hiatp eden mücadeleden ziyade mantığa hitap edecek şekilde, abartılı ve kendini herşeyin merkezinde gören anlayıştan uzak durulmalıdır.
Bizlere düşen görev kayıtsız şartsız destek olmak, Güney-Batı Kurdistan’ da ben merkezci anlayışlara tavır almaktır. Burada en önemli görev Güney Kurdistan yönetimine düşmektedir. Güney Batı Kurdistan’ ın resmi bir statüye kavuşması, kendilerine de rahat bir nefes alma imkanını sunacaktır.
Kısacası, mutluyum, Güney-Batı Kurdistan’ ın semalarında Kurdistan bayrağını görmek inanılmaz bir haz ve coşku seli oluşturuyor. Ama YPG’ nin tavır ve davranışları da bende bir burukluk yarattığını da unutamıyorum.....
Rojhat Badikî
22. 07. 2012 Genève