Siyaset

Gözaltında tecavüz ve işkencenin izleri silinmiyor

Alixan Aras · 23.05.2006 · 2 görüntülenme

DİYARBAKIR - Gözaltında işkence ve tecavüz mağduru kadınların yaşadığı acılar, zaman ve mekana bağlı olmadan etkisini sürdürüyor. Tecavüz ve işkencenin etkisini üzerinden atamayan kadınlarda, saç yolma, intihar girişimi, polis üniforması gördüğünde bağırma, kaçma ve saklanma gibi belirtiler görülüyor. Avrupa ülkelerine sığınan kadınların en büyük korkusu ise sınırdışı edildiklerinde tekrar aynı uygulamalarla karşı karşıya kalmak.5. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı'na Almanya'dan katılan delegasyon arasında yer alan Naciye Perktas'ın anlatımları, gözaltında işkence ve tecavüze maruz kalanların Avrupa'da yaşadıkları acıları ortaya koydu. Naciye Perktas AGİT Temsilcisi, Almanya Göçmenler Federasyonu ve Karavana adlı mülteci ve göçmenlerin siyasi haklarını savunan kuruluşun üyesi sosyal pedagog. Türkiye'de gözaltında işkenceye ve tecavüze maruz kalmış kadınlara yönelik çalışmalar yapıyor. Kürtlerle dayanışma ve kayıp yakını kadınlarla buluşmak için Diyarbakır'a gelen Perktas'ın anlatımları, gözaltında işkence görmüş ve tecavüze maruz kalmış kadınların yaşadıkları acıların yıllarca silinemediğini gösteriyor.'Allah'ın verdiği ceza' 1994-95 yıllarında gözaltında işkence gören veya tecavüze maruz kalan kadınlar, iltica amacıyla gittikleri Avrupa ülkelerinde birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Toplumsal dışlanma, aile baskısı, feodal aile ilişkileri gibi nedenlerle kadınlar uzun süre yaşadıklarını anlatamıyor. Kadınlar ayrıca yaşadıklarının "Allah'ın kendilerine verdiği bir ceza" olarak da değerlendirdikleri için acılarıyla baş başa kalıyor. Bu acılar, travmalar, saç yolma, intihar girişimi, polis üniforması gördüğünde bağırma, kaçma ve saklanma şeklinde kendisini gösteriyor.Kadın evleri dolu Kadın bakım evlerinde kalan kadınlar, dil sorununun yanı sıra güven sorunu da yaşadığı için uzun bir süre uzmanlara sorunlarını anlatamıyor. Kadınlar ancak 1-2 yıllık beraberliğin ardından yaşadıklarını paylaşmaya başlıyor. Mülteci kamplarında yaşayan kadınların sorunları ise çok daha fazla. Almanya'daki kadın evlerinin dolu olması nedeniyle yaklaşık 12 yıldan beri mülteci kamplarında veya akrabalarının yanlarında kalmak zorunda kalan kadınlar da bulunuyor. Kadınlar, hiçbir psikolojik destek veya yardım alamıyor.Kadınlar aynı acıları yaşamaktan korkuyor Yaşadıkları acıları uzun süre açıklayamayan kadınlar, Almanya'daki Göç Yasaları'nın da değişmesiyle birlikte en son yurtdışı edilme riski ile karşı karşıya kalınca tüm acılarını paylaşmak zorunda kalıyor. Ancak bu sefer de mahkemelerden, "Neden şimdiye kadar anlatmadın, yurtdışı edileceğin için mi bunları söylüyorsun" sorusu geliyor. Oysa kadınları yurtdışı edilmekte en çok korkutan yön, tekrar tecavüze veya işkenceye maruz kaldığı topraklara geri dönmek. Polis veya asker üniforması dahi gördüğünde çeşitli tepkiler veren kadınlar, bu topraklara döndüğünde aynı acıları yaşamaktan korkuyor.'Kadınların gerçekleri kabul etmesi uzun sürüyor' Sosyal Pedagog Perktas, özellikle gözaltında tecavüz ve işkenceyi "Allah tarafından verilen ceza" olarak algılayan kadınların uzun süre bu psikolojiyi atamadıklarını söylüyor. Kadınların karşılaştıkları uygulamanın Allah tarafından değil, bir sistem ve kimliğe yapılan bir saldırı olarak algılanmasının ardından kısmen de olsa rahatlamayı başardığını belirten Perktas, şunları ifade ediyor:"Allah tarafından cezalandırıldığı fikrini bıraktıkları zaman, devletin bunu gerçekten bilinçli yaptığını, köylerini yaktığını, onların kimliğini yok etme noktasını anladıklarında hatta siyasi tartışmalara giriyorlar ve güçleniyorlar. Ama bu çok uzun zaman alıyor."DIHA

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.