Siyaset

Fransa’daki olaylar üzerine - 2

Ahmet ALÝM · 10.12.2005 · 2 görüntülenme

       Bir önceki yazıda Fransa’daki olayların tarihsel plandaki gelişimi analiz edilmişti. Bu yazıda ise olayları hazırlayan değişimin ekonomik, politik ve sosyal boyutu ele alınacaktır.Kapitalist paradigmadaki değişim ve Fransa       Daha önce belirtildiği üzere kapitalizmin 30 altın yılı olan 1945 – 1975 döneminde ; ekonomi  politikalarında belirleyici olan Keynes doktrini idi. Diğer bir deyişle, sosyal devlet uygulaması çerçevesinde doğal bir işsizlik ve düşük enflasyon oranı sürekli bir devlet müdahalesi ve planlama ile sağlanıyordu. Bu politikalar 2. dünya savaşı sonrasında kurulan uluslararası finans kurumları tarafından desteklenmekteydi. Zira, savaş sonrasında Avrupa’nın önemli bir kısmı SSCB’nin denetimine girmiş ve Varşova paktı kurulmuştu. Savaştan büyük bir yıkımla çıkan Batı Avrupa ülkeleri içinde Fransa’da durum diğer ülkelere göre daha kritikti. Çünkü : 1. Fransa yaşadığı devrimlerle Avrupa ve dünyaya örnek olan tarihsel geçmişe sahipti.       2. Savaş döneminde fransız direnişi esas olarak Komunistler tarafından örgütlenmişti ve bundan dolayı da 1945 ile 1958 arasında yapılan seçimlerde Fransız Komunist Partisi (FKF) % 26 ile % 28 arasıdaki oy oranları ile Fransa’nın en büyük partisi idi. Diğer taraftan SSCB’ye en fazla bağlı olan partilerin başında FKF gelmekte idi.       Bundan dolayı, Fransa’da meydana gelecek olan bir dönüşümün tüm Avrupa’yı etkilemesinden korkulduğundan, sosyal devlet uygulamasının Fransa’da özel bir önemi vardır. Bu süreçte ABD  Fransa’ya gerekli yardımları sağlamış ve yaptığı müdahalelerle Fransa’nın SSCB ile yakınlaşmaması için gerekeni yapmıştır. Bundan dolayı OECD ve UNICEF gibi bazı uluslararası kurumlarda bu dönemde Fransa’da kurulmuştur. Neticede planlı ekonominin uygulandığı sosyal devlete örnek ülkelerden birisi Fransa olmuştur. 30 altın sona erdiği 1970’lerde Fransa sağ tandanslı hükümetlerle yönetilmesine rağmen, sosyal devlet politikaları sürdürülmüştür.       1970’lerin sonuna gelindiğinde, ekonomi politikalarında  Neo liberal politikalar başta ABD ve uluslararası finans kurumları olmak üzere başat hale gelmişti. Bu politikaların en hararetli savunucuları olan Thatcher ile Reagen sırası ile 1979 ile 1980’de İngiltere ve ABD’de iktidara geldiler. Fransa’ya gelince, 1981’de Mitterand savaş sonrasında ilk defa sosyalistleri iktidara taşıdı ve Komunistlerle koalisyon kurarak esen liberal rüzgara karşı politikalar uygulmaya soktu. Bu dönemde Fransa’da bir çok şirket tekrar ulusalaştırıldı, kaçak kalan yabancılar için af çıkartılarak 100 000’den fazla yabancıya mülteci statüsü tanındı. Yerel yönetimlere yasası ile belediye, il meclisine daha fazla insiyatif verilirken, Fransa’da bölgelere politik statü verildi.        Kapitalizm 1970’lerde dönemsel ve derin bir krize girdiğinden, Fransa’nın bu politikalarına içerde ve dışarda yoğun bir şekilde muhalefet örgütlendi. Dolayısıyla, 5. Cumhuriyetin kurulduğu 1958’den beri yarı başkanlık sistemi ile yönetilen Fransa’da, ilk defa 1986 seçimlerinde meclisteki çoğunluk ile Cumhurbaşkanı aynı partide değildi ve Fransa birlikte yaşama dediğimiz ‘cohabitation’ olgusunu yaşadı. Bu soyalist bir Cumhurbaşkanı ile sağcı bir hükümet şeklinde oluştu ve belirli düzeylerde Fransa’yı genel anlamda liberal politikalara uyarlama yönünde adımlar atıldı.        Ayrıca Fransa’nın kurucusu olduğu AB, Avrupa’nın birliğini sağlamak için bazı politik ve ekonomik araçlara edinmiş ve üyelerine yaptırım uygulayabilecek güce kavuşmuştu. AB uluslarüstü bir kurum olarak dünyada hakim olan liberal ekonomi politikalarına göre düzenlemeler yaparak, bunu üyelerine uygulatmaktadır. Dolayısıyla, Fransa bir çok alanda istemeyerekte olsa bir çok alanda liberal politikalar kabul ederek uygulamaya soktu. Sonuçta, sosyal devletin en son kalelerinden birisi olan Fransa’da sosyal devletin kazanımları 20 yıllık bir süre içinde önemli ölçüde kaldırılarak yerine liberal politikalar konmuştur. Yani sosyal devletin gelirleri yardım vb. araçlarala yeniden dağıtım mekanizmalarına büyük bir  dqrbe vurularak yoksul sayısı artırılarak, yoksulluk derecesi derinleştirilmiştir.Sosyal devletten polis devletine       Neo Liberal politikalar, teoriye en uygun ve derinleştirilerek uygulandığı ülkelerin başında, bu ideolojinin felsefi merkezi olan ABD gelmektedir. Bu anlamda liberal ekonomi politikalarının ABD kadar çok boyutlu uygulanmadığı Fransa’yı nelerin beklediğini tahmin edebiliriz. ABD’de 1968’de öldürüldükten sonra, Watts ve Newark’ta Fransa’daki olayların benzeri ayaklanmaları ogünkü yönetim pozitif ayrımcılık uygulamaları ile aşmıştır. Çünkü bu dönemin hakim ideolojisi Keynesyen politikalar gerginliği sosyal devlet uygulamaları ile aşmayı tercih ediyordu. Ama sosyal devlet uygulamasına son verilen koşullarda devlet topluma karşı koruyucu ve pazarın yarattığı dengesizlikleri gideren politikalardan vaz geçince, yoksullar sayıca artmakta ve nüfus olarak şehirlerin belli bölgelerinde yoğunlaşmaktadırlar. Bu gelişim küçük suçlarda bir artışla at başı gitmektedir. Sosyal devlet uygulaöasından vaz geçen devlet güvenlük politikalarına ağırlık vermektedir. Dolayısıyla, bugün tutuklu sayısının ülke nüfusuna oranına bakıldığında dünya da en yüksek oran ABD’de görülmektedir. Günümüzde, dünyadaki 9 milyon mahkumun  2 milyondan fazlası ABD’de bulunmaktadır. Yani dünyada cewaev,nde bulunan her 22 kişiden birisi ABD’dir. Diğer bir anlamda sosyal devletten liberal devlete geçiş aynı zamanda polis devletine geöiş anlamınıda taşımaktadır. Yani sosyal anlamda beklentilerine cevap verilmeyen vatandaşları ancak polisiye yöntemlerle kontrol edebilmektedirler. Fransa’ya döndüğümüzde cezaevindeki mahkum oranının ABD ile karşılatırılması anlamlı sonuç vermektedir. ABD’de her 100 bin vatandaşın 714’u hapiste iken bu rakam Fransa’da 91’dir ve bu orandandan dolayıda yoğun bir muhalefet gelişmiş durumdadır. 2000’li yıllardan itibaren sosyal devletin bir çok kazanımının yerine Pazar ekonomisinin liberal uygulamalarının konulduğu Fransa tehlikeli bir şekilde polis devletine doğru kaymaktadır. Fransa’daki bu gelişim gelecek yazıda incelenecektir.Ahmet ALİMFransa, 10/12/2005

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.