Siyaset

Filistin ve Kurdistan Önderliği

Rojhat Badikî · 26.09.2011 · 2 görüntülenme

Filistin ve Kurdistan Önderliği



Birleşmiş Milletler New York toplantısı, Filistin halkı açısında tarihi bir başarı ile sonuçlandı. New York Birleşmiş Milletler toplantısının ana gündem maddesi, Filistin Halkının Bağımsız devletini kurması ve Birleşmiş Milletlere üye olması tartışmalarıydı. Şüphesiz, BM toplantısının yıldızı ve halkı tarafından bir kahraman olarak karşılanan Mahmud Abbas’ tı. Mahmud Abbas Birleşmiş milletler toplantısında, Filistin halkının bağımsız devletini kurmasını ateşli bir şekilde savundu, ABD başkanı Barack Obama’ nın baskısını da red etti.


Filistin halkı ve önderliğinin tarihsel diplaması zaferi karşısında şapka çıkarılır. Böylesi bir tarihi başarı karşısında eziklik duymamak, içerlenmemek mümkün değildır. Tarih ve zafer budur, düşmanın karşısında ezilmemek, düşmanına el-pençe durmak, dik ve başı onurlu bir şekilde kendi halkının haklı ve onurlu davasını savunmak budur. Düşmanına, yağ çekmeden, ezilip büzülmeden durması, bir lidere yakışan bir duruş ve tavırdır.


New York BM toplantısında, Ortadoğu Kürt kökenli devlet başkanı-bir lider daha konuşma yaptı. Bütün Kürt’ler gibi, sömürülen-sömürge bir halkın neferi olarak konuşmayı dikkatlice izledim. Karşımda televizyonda konuşan lider Kürt kökenli olmasına rağmen, herhani bir Arap devletinin Arap kökenli bir başkanının konuşmasını izler gibi oldum. Filistin halkının haklarını kararlıca savunan, İsrail devletinin uygulamalarını kınıyan ve Filistin halkının bağımsız devletlerini kurma girişimlerini selamlayan, Iran-Suriye ve Türkiye devletlerinin, sömürgeci uygulamaları altında soykırımdan geçen ırkdaşlarından tek kelime etmeyen bir lider izledim.


Hayal kırıklığına uğadım. Söz de bu lider yaşamını, Kurdistan ulusal davası için adamıştı. Üstelik BM son konuşmalarından biriydi ve bir daha asla Irak devlet başkanı da olması mümkün değildır.


İsrail devletinin bakılarını kınarken, Iran ve Türkiye’ nin Kurdistan’ ın Kuzey ve doğusunda yaptığı uygulamalardan işlediği insanlık suçlarından tek kelime konuşmadı. Yanlış anlaışlmasın diğe tüm konuşmasını YNK ! resmi yayın organı Kurdistani New’ den büyük bir dikkatle okudum. Nafile ! Aktuel olarak bütün dünyanın gündeminde olan Suriye ve burada Kurdistan halkına uygulanan zulm es geçildi. Arap baharını överken, Suriye’ de Kurdistan halkına uygulanan zülmden tek kelime ile bahsedilmedi.


Türkiye ve İran’ ın Irak’ ın Kurdistan bölgesindeki bombardımanlarını durdurması dialogla sorunun çözülmesi yönünde vurgu yaparken, Bu devletlerin neden-niçin buraları bombaladığını kim ve kimlerle sorunun dialog ve barışçı yöntemlerle çözülmesi için adımlar atılması gerektiği belirtilmedi. İsrail devletinin Filistin halkına yaptığı zulmu kınarken, Türk-Suriye ve Iran’ ın Kurdistan halkına yaptığı zulm es geçildi. Ama iki Amerikalının bırakılmasından dolayı Iran dini ve Ruhani lideri Ali Xameniye dizdiği övgüleri izlerken Irak zindanlarından idam edilen ve idam için bekletilen Kurdistan halkının yiğit evlatları, gözlerimin önünde geçti…..

BM’ lere üyelik için başvuran Filistin, Yahudi devletini red edip tanımıyor, Oysa bizler hiç bir hakkı tanınmayan vahşi bir asimilasyon sürecine tutulan bir güçün kolluk kuvveti olmak için habire çırpınıyoruz.


Kurdistan halkı ve ulusal davasının yaşadığı tıkanıklık bu noktada başlıyor ve günümüz mücadelesine hakkım olan, yönlediren anlayışta bu anlayıştır. Bu anlayıştir ki Kurdistan ulusal davası sekteye uğrayıp tıkanıyor. Kurdistan halkının ulusal bağımsızlık talebini olmazsa olmazın temeli yapmayan mantalite, Bağımsız Kurdistan devletini şairlerin rüyası olarak görür, kendilerine Kurdistan devletine kursalar bile kabul etmeyen anlayış aşılmadan, sömürgeci devletlerin kapılarında postal toplayıcısı olarak kalınır.


Filistin ve Kurdistan önderliğinin, konum ve duruşları BM’ lerde biraz daha belirgileşti. Biri kendi bağımsız devletini kurmanın yaşamın olmazsa olmaz koşullu olarak ortaya koyarken, diğeri, sömürgeci devletin çıkarı uğruna kendi halkının haklarını nasıl ‘’ binkevir’’ ederim çabası içersinde.


Bağımsız devlet olmanın, devletleşmenin anahtarı, Mahmud Abbas’ ın konuşmalarında saklı, köle olarak yaşamanın sırları da Mam Celal’ ın konuşmalarında saklıdır.


26. 09. 2011


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.