BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 23.11.2005 · 2 görüntülenme
Mehmet MUFITDevrimci vatanseverlerin ardindan bir seyler yazmaya çalismak kolay olmasa gerek. Hele kallesçe kurulan bir komploya kurban gitmeleri hatirlandikça saniyorum onlari taniyanlarin hemen hepsi ayni duygulara kapilir ; o guzel insanlar, beyinlerini ve ruhlarini satanlardan daha çok yasamayi hakketmislerdi. Ama maalesef çogu zaman katiller ve hainler sefil yasamlariyla hayat bulabiliyorlar. Ancak esas olan bu degildir, iyi ve yigit insanlar sadece anilarda yasamiyorlar, mucadelemizde zaten vardirlar. Bizlere guç ve kuvvet vermektedirler. Iyi insanlarin anilarini yasatmak, davalarini surdurmek ve onlarin yasamina son verenleri lanetlemek kaçinilmaz olarak var olacaktir. Ferit UZUN katledildi ama anisi ve mucadelesi yasiyor.Onu katleden Apo ve gruhu, ihanet foseptigi içinde bile kendilerine yer bulamayacaklardir ; her zaman lanetleneceklerdir. Ferit’i katledenler gunun birinde bagimsiz Kurdistan’in adaletinin önüne çikacaklardir ; ruhlari bile asla rahat yuzu gormeyecektir. Ferit’in sahsinda, sozkonusu gruhun elimine ettigi butun vatanseverlerin hesabi sorulacaktir . Kurd halki kendi evlatlarinin hesabini sormayi unutmayacaktir. Ferit UZUN’la benim de bazi anilarim oldu ; onu ilk defa Ankara DDKD’de tanidim. Oldukça agirbasli ve yumusak karaktere sahipti, tabii haliyle sempati uyandirirdi. Insanlari kirmamaya özen gosterirdi. Onu benden çok daha iyi taniyan mucadele arkadaslarimiz sayet bir seyler yazarlarsa gerçek yapisi ve humanist devrimci kisiligi daha çok anlasilacaktir. Ferit’in kisa devrimci yasami anilarla doludur. Yoldaslari bir gun onun mucadelesini ve anilarini butun detaylariyla yazacaklardir. Iste o zaman Ferit gerçek anlamiyla taninacaktir.Hareketli gunlerden bir gun, Ahmet Zeki’yle ben Cizre’den Diyarbakir’a donmustuk. 1976 yaz aylariydi. KIP’in o zamanki onderleri Ahmet Zeki uzerinde baski kurmaya, onu teshir etmeye çalisiyorlardi. Onun Diyarbakir’da oldugunu ögrenince, bir kitle tartismasini önerdiler. Ancak, asil amacin gerçekten tartisma olmadigini, Ahmet Zeki ve bizlere kotuluk yapmayi dusunduklerini hemen hepimiz anladik. Nitekim, olasi bir provakasyona gelmemek için kitleler önunde tartismayi uygun bulmadigimizi rahmetli Necmettin Buyukkaya ve Ömer Cetin’lere bildirildi. Ahmet Zeki’nin Diyarbakir’dan ayrilmasini uygun bulduk, ama bizler tartismaktan geri adim atmanin psikolojik olarak iyi bir hava yaratmayacagini dusunerek tartisma önerisine evet dedik. Hakli bir konumda oldugumuzu, Sovyetler Birligi’nin Kurdistan davasina karsi dusmanca bir politikaya sahip oldugunu ve guney Kurdistan’da rahmetli önder Mustafa Barzani liderliginde surdurulen Kurdistan ulusal kurtulus hareketinin bastirilmasinda buyuk bir rol oynadigini biliyorduk ve argumentlerimizin dogruluguna guveniyorduk . O bakima pro-sovyetiklerle tartismanin bizi guçlendirecegi kanaatine sahiptik. Ertesi aksami, Dag Kapi’daki Fen Fakultesi ögrenci derneginde tartismaya oturduk. Sozkonusu dernek insaat halinde olan ara sokakta bulunan bir binanin birinci katindaydi. O an, dernekte oturacak yer kalmamisti, kitlenin çogu ayakta tartismayi bekliyordu. Bizim karsimizda, Diyarbakir’da faaliyet yuruten butun pro-sovyetik gruplar oturuyordu ; Özgurluk Yolu’ndan birisi, sonradan DDKD ismiyle anilan KIP’lilerden birisi, TSIP’ten ve TKP’den de birer kisi konusacakti. Buna mukabil olarak biz KAWA’cilardan da dört kisi konusmaci olarak tartismaya katilacaktik. Rahmetli Ferit, Ankara siyasal fakultesinde okuyan Ihsan adinda bir arkadas, yine Ankara hukuk fakultesinde okuyan Kadir arkadas ve en gençleri olarak ben tartismaya katildik. Tartisma heng-u meng içinde geçti. DDKD’cilerin önderleri biz KAWA’cilari orada hazir bulunan kitleye Dogu Perinçek’in « Aydinlik » taraftarlari olarak tanitmaya çalisiyorlardi. Amaçlari bizi teshir etmek ve kitleleri bizim uzerimize salmakti. Tartisma gece geç saatlere kadar surdu ve Ferit iyi bir konusma yaparak Sovyetler Birligi ve Kurd politikasini teshir etti. Tartisma son buldugunda Diyarbakir’in kuçuk kahvehane kursuleri havada uçusmaya basladi. Biz kendimizi korumaya çalistik ama Ferit’i salonda yere yatirip dovduler. Yarattigi sempati sonucu olacak ki, onu dovmeye çalisanlar fazla ileri gidemediler ve biraktilar. Bizler onu koruyamama buruklugu içinde kendimizi fazla dayak yemeden disariya zor atabildik ve saldirganlardan kaçtik. Polis arabasi sokagin basinda bekliyordu ve disarida bizleri tasli-sopali kovalayan bilinçsiz saldirganlara mudahale etmedi. Sabaha kadar sur içinde tam bir « macera » yasadik… Ayni gun, bize haksiz yere saldiranlara cevap vermek istedigimizde, basta Ferit olmak uzere bir takim arkadaslar « saldiriya saldiriyla cevap vermenin » yanlis oldugu dogrultusunda bizleri ikna ettiler. Karsimizdaki muhalif gruplar sonuçta Kurd idiler. Basta Ferit olmak uzere bizler kesinlikle kavga ve olasi bir olay taraftari olmadik. Ferit’i taniyanlar bilirler ; o vatanseverler arasi kavgalara her zaman karsi çikti. Pro-sovyetikler KAWA’cilara Kurdistan’da nefes aldirmak istemiyorlardi, gelismelerine engel olmaya çalisiyorlardi. Bu engellerin kirilmasinda ve KAWA’nin gelismesinde hiç kuskusuz FERIT UZUN’un rolu buyuk olmustur. Onun devrimci emegi siyasi hareketimizin harci olmustur.O gun Ferit’i dovdurmeye çalisanlara ve dovmeye yeltenenlere asla kirgin degilim… O donem çoktan kapandi. Ama onun mutevazi yasamina son verenlerden nefret etmeye devam edecegiz. Ferit UZUN, mucadelemizde yasayacaktir. Ruhu sad olsun… Ferit’in « hikayesi » devam edecektir… Kitabi kapanmayacaktir… 22.11.05Mehmet MUFIT
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.