Siyaset

Ferit Uzun ve “Hepimiz Suçluyuz!”

ÎBRAHÎM GUÇLU · 25.11.2011 · 2 görüntülenme

Ferit Uzun ve “Hepimiz Suçluyuz!”


Kürdistan’ın Kuzeyinde, ulusal hareket 1974 yılından sonra ideolojik, örgütsel, toplumsal, kitlesel boyutlarıyla hızla gelişmeye başladı. Türk Sömürgeci Devleti, Kürdistan ulusal hareketi karşısında şaşkın bir konuma düştü.

Devletin bu şaşkınlığı uzun sürmedi.

12 Mart Darbesi döneminde Diyarbakır askeri zindanları ve mahkemelerindeki direniş ve savunmalar, devlete karşı gelişen kolektif akla dayalı tarihsel çıkışlar, devlette bir hafıza yaratmış; stratejik bir siyaset tayin etmesi için güçlü bir refleks kazanmasına olanak ve zemin yaratmıştı.

Bu stratejik siyaseti tespit ettiği kısa bir süre içinde ortaya çıktı.

Devletin derin güçleri/ordu, gelişen Kürdistan ulusal hareketini gerekçe göstererek yeni bir darbe yapamazdı: Türkiye kısa bir dönem önce yeni darbe döneminden sivil iktidar dönemine geçmişti. Yeterince yaratılmış gerekçeler yoktu.

Devlet kitlesel tutuklamalar yapacak durumda değildi: Çünkü Kürdistan ulusal hareketi illegal tarzda örgütlenmeye başlamıştı. Kürdistan örgütleri, kendi kadrolarını rasyonel bir biçimde halk içinde, köylerde ve kentlerde gizleme olanağına sahipti.

Devlet Kürt yurtseverlerin kolaylıkla avlayamazdı: Kürdistan ulusal hareketinin öncüsü konumunda olan kadrolar, belirli tecrübeler edinmişlerdi.

Devlet kitlesel katliam yapamazdı: Çünkü gündemde silahlı bir ayaklanma yoktu.

Devletin stratejik siyaseti, Kürdistan ulusal hareketini içerden ve dışarıdan kendisine bağlı bir örgütlenmeyle kuşatmak; Kürdistan ulusal hareketinin kadrolarını risksiz, rahat, basit, kolay yoldan tasfiye etmek şeklinde hayat buldu.

Devlet bunun için PKK’nın örgütlenmesini geliştirmeye başladı. PKK’nın eline verdiği, ya da PKK’nın kuruluş manifestosu denilen belgeyle Kürt halk güçlerinin, Kürdistan yurtsever örgütlerinin, liderlerinin, kadrolarının düşman olduğu; tasfiye edilmesi gerektiği reçeteyi de hazır hale getirdi.

Devletin tarih boyunca yaptıkları ve başaramadıkları, PKK eliyle yapılmaya başlandı.

Devletin ve PKK’nın amaçlarını gerçekleştirmek için, Kürdistan yurtsever örgütlerinin benimsedikleri tekçi, otoriter ve çatışmacı; kendi dışındaki örgütleri ve akımları meşru görmeme hastalığı da devlete ve PKK’ya hizmet etti.

Ayrıca Kürdistan örgütlerinin, kendi dışındaki liderleri ve kadrolara sahip çıkmaması da, devletin ve PKK’nın işini kolaylaştırdı.

Devlet, PKK eliyle Kürt yurtseverlerini öldürerek ortadan kaldırmaya başladı. Kürdistan’daki aşiretsel ve toplumsal dinamikleri berhava etmek için de provakasyonlarla Siverek, Hilvan, Nusaybin gibi Kürt şehirlerinde de kitlesel çatışmalar yarattı.

*****

Dengê Kawa Hareketi/Örgütü de Kürdistan’da hızla gelişen hareketlerden biriydi. Ferit uzun da bu hareketin/örgütün liderlerinden biriydi. Siverek’te yaşıyordu. Ziraat Mühendisliği yapıyordu. Mesleğinden dolayı kırsal kesimle, köylülerle sıkı ilişki içindeydi. Köylünün dertlerine sürekli ortak ve derman olmak için çaba sarf ediyordu. Bu nedenle de halk tarafından fazlasıyla seviliyordu.

Onun öldürülmesi, toplumsal ve siyasi bir çatışmanın gündeme gelmesi için önemli bir neden olabilirdi.

Bu nedenle Ferit Uzun, 33 yıl önce 22 Aralık 1978 yılında kendisinsin evinin önünde, oldukça profesyonel bir şekilde, Diyarbakır’a gitmek için hazırlık halindeyken katledildi.

Onunla birlikte bir arkadaşı da yaralandı.


Ferit Uzun’un o dönemde öldürülmesinde sadece devletin faydası vardı. Bunun için de devlet: Ya doğrudan kendi gizli kontra-gerilla güçleriyle, ya da kendisine bağlı yerel güçlerle (PKK ve feodal güç odaklarıyla) bunu yapabilirdi.

Kontra-gerilla güçlerinin eliyle Ferit Uzun’u öldürmek oldukça riskli, devlete karşı tepkilerini büyümesini sağlardı.

Bu nedenle Ferit Uzun’un Kontra-Gerilla güçlerinin eliyle değil, Bucak Aşiret-Feodal askeri güç tarafından katledildiği hemen yaygınlaştırıldı.

Bu tarz bir öldürme, hem aşiret güçlerinin çatışmasını, hem de yurtsever güçlerin sindirilmesini sağlayan bir enstrüman olabilme konumundaydı.

Devlet, öldürme olayının PKK’dan uzak olduğunu ustalıkla gösterdi. Kendisinin bunu açığa çıkarması olanaklı olmasına rağmen, kendisiyle ilişkili yerel toplumsal gücü tehlikenin önüne atmayı ve yem etmeyi daha doğru kabul etti. Çünkü devlet yerel aşiret ve feodal güçleri de ulusal k-hareketin bir yedek gücü görerek, rövanşını almaya çalışıyor, onların etkisiz hale gelmesini istiyordu.

Ama Devletin ve PKK’nın yalanı uzun bir zaman sürmedi. Kısa bir süre içinde, Ferit Uzun’un PKK tarafından öldürüldüğü açığa çıktı.

Ne yazık ki Kürdistan örgütleri, dar, grupçu, tekçi, otoriter düşüncelerinden dolayı Ferit Uzun öldürüldüğü zaman sahip çıkmadılar.

Ferit Uzun’un PKK tarafından öldürüldüğü kesinleştikten sonra da, Ferit uzun’a sahip çıkılmadı, PKK eleştirilmedi, sorgulanması yoluna gidilmedi.

Bulunduğumuz aşamada bile, belirli Kürt aydınlarının dışında, Ferit Uzun’a ve PKK’nın infaz ettiği Kürt yurtseverlerine sahip çıkılmamakta.

Geçmişte Ferit Uzun’la aynı örgütte mücadele edenlerin bile bu gerçeği daha açıkça ve bütünüyle itiraf etmedikleri görülmekte.

Bundan dolayı, 20 Aralık 2011 günü Ferit Uzun’un mezarının başından yapılan anma toplantısında yaptığım kısa konuşmada, hepimizin, bütün Kürt yurtseverlerinin Ferit Uzun’un öldürülmesi karşısında suçlu ve sorumlu olduğumuzu belirttim.


*****

Ferit Uzun’un öldürülmesinden sonra, Kürt yurtsever kadrolarının, Kürt ve Türk devrimcilerinin, sosyalistlerinin PKK tarafından öldürülmesi büyük bir kara kitabı doldurdu.

PKK’nın bu infazları yakın tarihte de Hikmet Fidan (Diyarbakır), Faysal Dumlu (Kürdistan’ın Güneyi-Süleymaniye Şehri), 5 Kadın Gerilla, bilinmeyen yığınla isimsiz Kürt yurtseverlerinin öldürülmesi ile devam etti.

*****

Ferit Uzun ve diğer öldürülen Kürt yurtseverlerinin ölümünden sorumlu olan PKK’nın sorumluluğunun açığa çıkması için, bir hukuki medeni sürecin başlaması gerekir. Bunun için de kapsamlı, tarafsız hukukçu ve siyaset bilimcilerinden oluşan bir “Araştırma Komisyonu”nun oluşturulması gerekir.

Diğer yapılan işlerin hepsi önemli olmakla birlikte, çözümü sağlayan, gerçek sorumluları açığa çıkaran, bu sorumluların cezalandırılmaları için şartları olgunlaştıran, adalet ve vicdani muhasebe sürecini belirleyen bir gelişme olamazlar.

Amed, 21. 11. 2011

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.