BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 28.05.2006 · 2 görüntülenme
Gazetem.net’in “Haber Analiz” köşesinde Mehmet Altan da onların bildirisine yer verdi. Şöyle başlamışlardı gençler bildirilerine: “Bu ülkenin hastanelerinde doğmuş, okullarında okumuş, 16-35 yıldır burada yaşayan, kimsenin üniformasını giymeyen, şiddetle uzaktan yakından bir alakası olmayan sivil bir grup genç Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak son dönemde Kürt meselesi çerçevesinde yaşanan gelişmelerden fena halde rahatsızız.” “Bu coğrafyaya çok acılar çektiren otoriter ve milliyetçi dil bizi birbirimizden koparıyor. Tehlikenin farkında mısınız?” diye uyardılar. Kısa süre içinde binlerce imza topladı bu bildiri. Çünkü anlattıkları bu memleketin insanlarının gerçek arzularını dile getiriyordu: “Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.” Ve “benim hala umudum var” diyen gençler bildirilerini, “İstiklal Marşı'nın ümide çağıran” girişiyle, “Korkma!” diyerek bitirdiler: “Hesabı sorulmamış hiçbir cinayet, hiçbir hukuksuzluk kalmayacak, kimse hukukun üstünde olmayacak kimse hukuksuzluğun altında ezilmeyecek. Şemdinli’de de, Ankara’da da! Ve artık korkma ve kimseyi de bununla korkutma; ülke bölünmez, rejim de yıkılmaz! Demokrasi, barış, refah, huzur hepimizin hakkıdır! Muhtaç olduğumuz kudret de damarlarımızda birbirine karışmış kanda saklıdır. Ne mutlu cesaretle bunu söyleyebilenlere!” Toplumu gererek kaos yaratmaya çalışan çeteci zihniyet bu bildirinin açıklandığı günlerde bu sefer kendini Danıştay katliamında gösterdi. Plan çok açıktı; Türk-Kürt meselesindeki kutuplaşma yetmiyordu... Bu kutuplaşmaya ayrıca laik-dindar kutuplaşması da eklenirse keyiflerine diyecek olmayacaktı. Ortalıkta estirdikleri terör havası cenaze törenlerine, cami avlularına taşındı. İşin komik tarafı, bu vesileyle de bir takım ihtiyar kafalar bütün ciddi görünümleriyle balıklama atladılar Danıştay cinayetinin üzerine... Bir katilin gösterdiği gerekçeden, cinayet işlerken ettiği laftan çıkarak, o gerekçe ve lafın kendilerini gaza getirmek için nasıl da özenle o cinayet anının içine yerleştirilmesindeki anormalliği zerre kadar düşünmediler. “Laiklik” bekçiliğine soyunarak, sağda solda şeriat planları arayarak adeta ucuz bir melodram yazdılar. “Rejimi korumaya” kalkan, kendilerine “vatansever kuvvetler” gibi adlar verenlerin, bu vatana ihanet etmek üzere bir araya gelenler olduğunu görmek işlerine gelmedi. Ama, bu ihtiyarlara rağmen, gençler yeni bir bildiri daha yazdılar ve bir kere daha en aklı başında lafları ettiler: “Yine Bombalar patlıyor, yine bir şeyler oluyor, yine bir şeylere hazırlık yapılıyor, Meclisin kapatılması çağrısı yapılıyor, alemde itibarı sıfıra inmiş siyah beyaz Baba’lar darbe uyarısı yapıyor, gerilim yükseliyor. Ama biz Korkmuyoruz! Bu kör şiddetten, kriz ve korku siyasetlerinden korkmuyoruz. Rejimin yıkılacağı ülkenin bölüneceğiyle korkutuluyoruz ama biz yine korkmuyoruz. İç ve dış öcülerle korkutularak büyüdük ama artık korkmuyoruz. Biz korkmuyoruz! Çünkü biz bu korku tünelinden çok sıkıldık, korkutulmaktan çok yorulduk. Korkmuyoruz çünkü hortlakları bize komik gelen bu korku filmini izlemekten çok sıkıldık, çok bunaldık. Ölüm şiddet korku üzerinden yürütülen siyasetlerden çok sıkıldık, çok bunaldık. Cumhurbaşkanlığı seçimi etrafında dönen saray kavgalarınızdan çok sıkıldık, çok bunaldık. Bu kavgalarınız bizi hiç ilgilendirmiyor. Biliyor musunuz? Bu yüzden bir cesaret kapladı içimizi artık biz korkmuyoruz! Bu ülkede korkusuz bir gelecek kurmak için korkmuyoruz! Artık biz korkmuyoruz! Çünkü bizi korkutmakla iktidarlarını koruyanların en büyük korkusunun korkmamamız olduğunu keşfettik. Bizi korkutanları korkutmak için korkmuyoruz. Siz de korkmayın! Korkma Türkiye! Cinayetler bombalarla kimse huzurumuzu bozamayacak. Korkma! Kimse demokrasimize bir şey yapamayacak Korkma! Kimse gerginlik üzerinden siyasi rant elde edemeyecek. Korkma! Bir türlü yakamızdan düşmeyen Demirel bir daha geri dönmeyecek Korkma! Sorunlarımızı özgürce konuşup, kendi kendimize çözmeyi becereceğiz. Korkma! Her şey çok güzel olacak!” Her şeyin güzel olacağı, Susurlukçu Şahin, Eken ve Küçük’ün; mafyacı Peker’in; adı hukukçu olup hukuka saygısı olmayan Kerinçsiz’in; azınlık olup azınlık düşmanlığı yapan Erenerol’un; adı sol olup değme ırkçılara taş çıkaran Türk Solu’nun ve bu vatanın dibine dinamit koymaya soyunmuş “Vatansever Kuvvetler”in birbiriyle sarmaş dolaş kirli işlerinin üçbuçuk günde ortaya serilmesinden belli değil mi? Sivil gençler sonuna kadar haklılar. Biz korkmadıkça, bizi korkutmaya çalışan korkaklar daha fazla açığa çıkacaklar... Ve o zaman gerçekten her şey çok daha güzel olacak...25gazetem.netAkt: C.A
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.