Siyaset

Êzîdî Com Üzerine Bir Kaç Söz…!

Dîyar AYDÎN · 03.06.2007 · 2 görüntülenme

Daha evel „Brüksel Yürüyüşü“nün serüvenini yazmış ve Newroz Com’da yayınlamıştım. Fakat bu yürüyüşün yankıları sürdüğünde yeniden olayı ele almamı gerektirdi. Önce bu yürüyüşe ilişkin gelişmelere bir kez daha göz atmakta fayda var.Bilindiği üzere Güney Kürdistan’ın daha hala işgal altındaki Êzîdî yerleşim birimlerinde Kürd ulus düşmanlarının girişimiyle bazı provakasyonlar sergilenmişti. Kürdistan hükümetinin zamanında olaylara müdahalesiyle olaylar büyümeden önlenmişti. Fakat Êzîdîlere yönelik katliam beklentisi sıcaklığını koruyordu. Bu tehlike bugünde sıcaklığını korumaktadır. Kuşkusuz bu sadece Êzîdîler için değil, bir bütün olarak Kürd ulusu içinde vardır.Bu durum üzerine Êzîdîler bulundukları yerlerde ilgili çevrelerin dikkatini çeken girişimlerde bulunmuştu. Avrupa’daki Êzîdîlere ait dernek ve kurumlarda dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için Brüksel’de bir yürüyüş tertiplemeyi düşündüler. Bu konuda çalışmalara başladılar. Avrupa’daki tüm Êzîdî çevreleri yürüyüşü birlikte yapmak istiyordu. Yürüyüşün amacı Güney Kürdistan’ın işgal altındaki kesiminda Êzîdîlere yönelik katliam girişimlerini ve Kürdistan’ın genelinde Êzîdîlere yönelik baskıları protesto etmek ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmekti. Mesele üzüm yemek değilde bağcıyı dövmek misali yürüyüş amacı dışına çıkarılmaya çalışıldı. Kürd düşmanları deşifre edilmesi gerekirken okun ucu Kürdistan Bölge Hükümetine çevrilmeye çalışıldı. PKK bu konuda büyük bir rol oynadı.PKK’ye bağlı Êzîdîler, 09 05 07 tarihinde yürüyüş yapılmasında diretti. Diğer Êzîdîler, buna karşı çıktılar. Sonuç olarak tarih ve yürüyüşün amacı konusunda anlaşamayınca PKK´ye bağlı Êzîdîler Brüksel´de Kürdistan Bölge Hükümetini protesto yürüyüşünü gerçekleştirdiler. Bir çok Êzîdî çevresi bu yürüyüşün tarihini ertelemek istediler. Çünkü aynı gün Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani, AP’de bir konuşma yapacaktı. Bu nedenle başta „Mala Êzîdîye lı Oldenburg“ ve diğer Êzîdî kesimi bu yürüyüşün aynı güne denk getirilmesi Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani´yi zor durumda bırakacağı endişesini taşıdıkları için yeni bir tarih belirlenmesi konusunda diretmelerine rağmen PKK´ye bağlı Êzîdîler yürüyüşü yapmak için tüm kozlarını kullandılar ve yürüyüşüde yaptılar.Amaçlarınada ulaştılar. Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani’yi zor durumda bıraktılar.Êzîdîlerin yürüyüş yapma hakkı elbette vardır ve bundan doğal bir şeyde yoktur.Fakat her şeyin bir getirisi ve götürüsü vardır. Eğer bir eylem yaptığınızda zarar faydayı katliyorsa bundan kaçınmak gerekir. İlk defa AP’da konuşma yapan Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani’yi zor durumda bırakan bir eylemin ne Kürd milletine, nede Kürd milletinin bir parçası Êzîdîlere faydası olur.Bu nedenle sağduyulu Êzîdî çevreleri sözkonusu yürüyüşe katılmadılar.Yürüyüşe katılmayan Êzîdîlere karşı Kürdistan Bölge Hükümet düşmanları kimi Êzîdîler hadlerini aşan bir karalamaya giriştiler. „Êzîdî Com“ sitesinde yazan Bexşi Günay, Êzîdî Mirza ve Mihema Reşan adlı unsurlar hadlerini aşan belirlemelerde bulundular. Hani derler ya. Herkes biraz kendisini anlatır misali bir tavır sergilediler. Bakın bu unsurlar ne buyurmuş. „Şerefli, namuslu ve vicdan sahibi Êzîdîler Brüksel´de yürüdü“ diyerek yürüyüşe katılmayan Êzîdîleri „şereften, namustan yoksun ve vicdansiz“ ilan ettiler.Bu unsurların bizler için kullandığı hakaret edici sözlerini ne eksiği, ne fazlasıyla olduğu gibi kendilerine iade ediyorum.Bu haddini bilmez unsurlar, herkesi kendileri gibi biliyorlar. Bu unsurların işi gücü Kürdler arasında fitne çıkarmak, Müslüman ve Êzîdî Kürdler arasına varolan düşmanlığı körüklemek, düşmanın yapamadığını yapmak gibi bir rol üslenmişler. Adamlar işini gücünü bırakmış Kürdistan Bölge Hükümetine karşı savaş açmışlar. Dahası bunu iş edinmişler. Örneğin Êzîdî Mirza diye bir mahluk son dönemlerde ayakaltında dolaşmaya başladı. Adamın işi gücü Kürdistan Bölge Hükümeti alehine atıp tutmak olmaktadır. Bu unsur daha evel sayın Celal Talabani’nin sekreterliğini yapıyordu. Ahlaksızlıklarından dolayı kovulmuştur. Bu nedenle tüm enerjisini Kürdistan Hükümetine karşı kullanmaktadır.Aynı unsur PKK’nin Kürdistan Hükümetine karşı düzenlediği Brüksel’deki yürüyüşe katılmayan Êzîdîleri „hain“ ilan ediyor.Anlaşılan tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş. PKK’ye bu unsur; bu unsur PKK’ye yakışır.İkincisi Mihema Reşan denilen unsurdur. Bu unsurunda aynı kişi olduğunu tahmin ediyorum. Elinde tezasi kimin Êzîdî „sever“, kimin „hain“ olduğu racun biçmektedir. Bakın bu unsur „Bunlarda Kim?“ makalesinde neler yumurtlamış.„Dilerim, kardeşim Êzidi Mirza ile birlikte hazırladığımız 48 kendini satan ve ihanetçilerin isim listesini NNÊ yayınlar…Yurt içinde veya yurtdışında olan bütün şerefli ve hasiyetli Êzidilerden isteğimiz ve dileğimiz bu ihanetçilere alet olmamaları ve onların etrafından uzaklaşmaları. Şerefli ve hasiyetli kişilerden oluşan bir birliğin oluşmasıdır…Özelikle Êzidi gençlere çagrımız, şayet imkanları varsa imdatımıza yetişsinler. Şayet gelemiyorlarsa, Evrupada yaşayan Êzidilik inancına ve toplumuna yönelik yoketme oyunlarına musade etmesinler…Bir çağrı ve uyarımızda, Êzidi Evlerini ihanet yuvasına çevırenler, iyi bilsinler ki, er veya geç onlardan hesap sorulacaktır.“Dediğim gibi bu „iki“ unsur(Êzidi Mirza ve Mihema Reşan) aynı kişidir. Bu unsur yaptığı pisliklerden dolayı Güney Kürdistan’dan kaçmıştır. Şu an Avrupada’dır. Kürdistan’da olduğunu söylemesi kuyruklu bir yalandır. Yaptığı namusuzlukların haddi hesabı yoktur. Bu namusuzluklarından dolayı Kürdistan’da ipliği pazara çıkmıştır. Bunun intikamını Kürd yurtseverlerinden almaya çalışmaktadır. Êzidilik adı altında Kürd ulus düşmanlığı yapmaktadır.Bu unsur gibi işi gücü fesatlık, fitnecilik olan bir başka kişi daha vardır. Bu unsurda Bexşi Günay denilen zattır.Bexşi Günay`i yıllardır tanıyor ve yazılarını takip ediyorum.Bexşi Günay "Özgür politika" mühabirligini yapiyor ve aynı zamanda PKK´ye bağlı Êzîdîler Birliği, yada Êzîdî Federasyonun bünyesinde çalışıyordu.Fakat her nedense bir türlü dikiş tuturamadı. İstediği mevkiye ulaşamadı. Hep hayal kırıklığına uğradı, yada uğratıldı.Bexşi Günay, bu tür "haksızlığa" "isyan" bayrağını çekti ve arkadaşlarına saldırdı."Pisik cima nan köre" diye bir makale yazdı. Makalesinde arkadaşlarını „köpek“, kendini „kedi“ sınıfına koydu."Ben kediye nankör demesine karşıyım. Kedi isyan eden ve haksızlığı kabul etmeyen asi bir hayvandır" diyor ve ekliyor. "Köpek teslimiyeci bir hayvandır. Sahibine sadık kalarak her zülmünü kabul eder“ deyip birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla farkını ortaya koyuyordu. Fakat ne hikmetse kısa bir süre sonra kendisi „köpek“ diye sınıflandırdığı eski arkadaşlarının sınıfında yerini alıyordu. Fakat tükürdüğünü yalasada bir yalaka haline gelmeye yol açmaktan başka bir işe yaramadı. Yükseleyim derken paspas olmaktan kurtulamadı.Daha sonra Avrupa´daki Êzîdî Derneklerini birleştirme ve bağımsız haraket etme çabaları başlayınca bu zat hemen oraya damladı. Fakat orada da kendini ifade edemedi. Kimse tarafından kale alınmadı. Beklediğini bulamayınca yine hüsrana uğradı. Bu sefer Êzîdî sanatçılar bir araya gelerek kongrelerini yaptılar. Bu unsur orayada el attı. Sanatçılardan umut bekledi. Ama bu unsur iki kaşığı birbirine vurmaktan aciz. Ne müzikten, ne sanatan anlar. Hal bu olunca burada da umduğunu bulamadı ve dıştalandı.Dıştalanınca rotayı şaşırdı ve bunalıma girdi. Sağa sola saldırmaya ve artık zararlı olmaya başladı.Lafın kısası bu unsurlar, artık zararlı olmaya başladı. Namuslu yurtsever Kürdleri teslimiyetçi, ihanetçi va hain ilan ediyorlar. Listeler oluşturuyorlar. Haklarında ölüm kararlarını alıyorlar. Bu unsurlar kendilerini ne sanıyorlar?Şimdilik bu kadar…Saygılarımla03 Haziran 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.