Siyaset

Ezen Ulusun Kaygı ve Hasasiyetleri ile Bir Arada Yaşamaya Hayır !

Rojhat Badikî · 03.06.2012 · 2 görüntülenme

Ezen Ulusun Kaygı ve Hasasiyetleri ile Bir Arada Yaşamaya Hayır !
Türk aydınları, sık aralıklarla, Kürt ve Türk halkı arasında duygusal kopuşun gittikçe derinleştiğini vurgular. ‘’Kürt’’ aydın etiketli köşe yazarları da bu koruya katılıp derin kaygı ve endişelerini belirtip devlet baba ( TC’ den ) Kürt halkı ve Türk halkı arasındaki duygusal kopuşun önüne geçme çağrıları yaparlar. Türk ve Kürt halkı arasındaki duygusal kopuşun, iki halk arasındaki kin ve nefreti yaydığını (Özellikle Kürt ve Türk Gençleri) ve bunun şiddete dönüşeceği, bunu yıkım, ölüm ve gözyaşlarına neden olacağını sözlerine eklemeyi unutmazlar.

Kürt sorunu ( Kurdistan sorunu dememek için ağızlarına biber sürülmüş) insani ve kültürel boyuta indirgenerek, sorunun bu eksende çözülmemesi durumunda, daha tehlikeli boyutlara ulaşarak Kürt ve Türk gençleri arasında duygusal ve arkadaşlık ilişkilerinin kopacağı ve bunun ülke ( Türkiye ) geleceği açısında kriz yaratacağı, ülkenin ekonomik, sosyal alanda geri kalacağı ve uluslararası alanda büyük ülke ülke olma iddiasını zedeleyeceğini ısrarla vurgularlar. Dile getirdikleri görüşlerin iki halkın kardeşliği için elzem olduğu bunun için Türk ve Kürt halkının kaygı ve hasasiyetlerinin de gözönünde bulundurulması gerektiğini de unutmuyorlar. Kürt halkının kaygı ve hasasiyetlerin anladık ta Türk halkının ne tür bir kaygi ve hasasiyetleri olduğunu anlamış değilim.

Türk halkının ezilen, kendi vatanında ; sömürülen her türlü insani ve ulusal hakları gasp edilen, öldürülen, işkence ve tecavüz edilen Kürt ve Kurdistan hakları karşında hangi tür kaygı ve hasasiyetleri sorusuna, köle sahibinin köleler karşısındaki kaygı ve hasasiteleri cevabı akla gelir.

Yani köle sahibinin kölelerini kaybetme kaygi ve hasasiyetleri !

Özellikle ‘’Kürt’’ etiketli aydın geçinen köşe yazarlarının Türk halkının kaygı ve hasasiyetlerinin dikkate alınması demesinin hiç bir etik ahlaki temelve değeri yoktur. Köle sahibinin kaygı ve hasasiyetlerinin de dikkatte alınması gerekir demekle eşanlamlı bu dizeler, mensubu olduğu halkın, köle statüsünün sürmesini istemek demek olduğu manipüle etmek için, bunların ; barış, kardeşlik, eşitlik denen kutsal kelimelerini dillerinden düşürmezler. Bu kutsal değerlere vurgu yapmak zorundadır, bu maske uşaklık görev ve rollerini gizlemek-örtbas etmek içindır.

Dikkat edililirse döneklik ve uşaklık, sahiplerine hizmet etme kaygısı onların, sahiplerinden daha hırçin ve saldırgan tutum içersinde olmak zorundadırlar. Tarihte bu böyle olmuştur, dönekleşip Türkleşen, dönekler, döneklilikleri konusunda samimi olduklarını ispatlamak için, kendi halkının değerlerine an fazla saldırmak görevi ile karşı karşıyadırlar. Bu bir testir. Bunu içindir ki, Hasip Kaplan gibiler efendilerine seslenirken, kendileri olmazsa Türk bayrağının Kutsal Kurdistan dağlarında dalgalanamayacığını söyleyebilme cesaretinde bulunabiliyorlar.

Bunu, Orhan Miroğlu ve Ümit Fırat gibiler , Kürt ve Türk halkı arasında duygusal kopuşun olması Büyük Türkiye’ ye zarar vereceğini ısrarla dile getiriyorlar. Bundan dolayı içinden geldikleri halkın meşru mücadelesini lanetleyip, köpek sahibinin köpeğe attığı lokmalar gibi, Kürt halkının da Türk efendilerinden bir parça lokma atmasını sadakat içinde beklemesini tavsiye ederler.

Bütün bu gelişmelerin Kurdistan gençlerinin iyi okuyup değerlendirmeleri gerekir. Ataları gibi kendi topraklarında özgür ve onurlu bir birey gibi yaşamak istiyorlarsa, kendi ulusal duygu ve hisleri ile haz duyup deşarj olmak istiyorlarsa, bunları iyi tanımaları gerekir.

Onların vaad ettikleri şeylerin köllelik olduğu, Türk duygu ve hissleri ile haz duymaları deşarj olmalarını ve kendine ait olan değerlere yabancılaşmadır. Uluslararası alanlarda, Türk etiketli başarılara, ( örneğin Futbal, basket, atletizm, müzik ve diğer uluslararası yarışmalarda kazanılan başarılar karşısında ) Türkler gibi sevinmelerini, coşmalarını, deşarj olmalarını tavsiye ederler. Ama onlar, bunun kendi değerlerine yabancılaşmanın, dönekleşmenin, uşaklaşmanının ilk adımları olduğunu gizlemenin sahtekarlığını, adına, kardeşlik barış ve birarada yaşamının ilk adımlarını olduğunu söylerler.

Daha ileri giderek bizleri, bu ülkede ( Hangi Ülke, sömürgeci, Irkçı-Faşist Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi mi ?) bölücülük ve iki halkın arasına nifak tohumları sokan milliyetçiler olarak suçlarlar. Hangi kardeşlik, Kürt ülkesinin talan ve yağma edilmesini, Kurdistan haklarının katliam ve tecavüz edilmesini destekleyip savunan bir halkla mı ?

Sorarım size, İsrail halkının Filistin halkı ile gösterdiği dayanışmayı, Türk halkı Kürt halkına gösterdi mi, yada silahsız Bir Filistin devletini savunan İsrail başbakanı ve politicasının tersine, kardeşlik adı altında kölelik ve Türk dönekliğini dayatan Türk başbakan ve Türk politikacılar mı bir arada yaşayalım. Zincielerinden başka bir şeyini kaybetmeyen haklarla bir arada yaşamaya evet ama kölelerini kaybetme kaygı ve hasasiyetlerini taşıyan bir halkla bir arada yaşamaya HAYIR.

Bir sonraki makalemde, Amed, Wan ve diğer Kurdistan şehirlerinde Mavi marmara şehitleri ( Niyazileri) için duyarlılık gösterip Roboski toplu katliamı için hasasiyet gösteremeyen ''Kürt'' ve Türk İslamcılarını ele alacağım.

Rojhat Badikî

03.06.2012
Genève.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.