Siyaset

Ey Kürt’ ler Diz Çökün!

Rojhat Badikî · 22.01.2013 · 2 görüntülenme

Ey Kürt’ ler Diz Çökün!
Günümüzde nüfuları onbinleri geçmeyen halklar, egemen güçlerin-sömürgeci devletlerin, bütün kurum-kuruluş ve sembollerini alaşağı edip, vatanlarından kovarak, ata topraklarında özgür yaşayıp bağımsızlıklarını elde ederken, biz 50 milyonu aşan bir nüfusla 1000 yılın utancı ile ezilip büzülüyoruz. Ezilip büzülmenin ötesinde, düşman ‘’ Kürt Kardeşlerim!’’ dedi diye başımız göğün yedi arşını deliyor!

Türklerle olan 1000 yıllık tarihin ortaya çıkardığı gerçeklik, halen Türk devletinin, Kurdistan denilen coğrafyaya ilişkin plan ve programlarının şifrelerini çözecek bilinç olgunluğuna erişemediğimizdir. Uzun yıllar önce bir Afrika’ lının, her Kürt politik şahsiyetinin kullaklarında küpe olarak taşıyacağı söz okumuştum. Afrikalı Nobel barış Ödül sahibi Başpiskopos Desmond Tutu’ ya ait bir söz vardır: Beyaz İnsanlar Afrika’ ya geldiklerinde, bizde toprak onlarda ise İncil vardı. Sonra gözlerimizi kaparak dua etmeyi öğrettiler, biz duaları bitirip gözlerimizi açtığımızda, çok garip bir şey oldu: Toprak onların elinde İncil de bizim elimizdeydi.

Evet, bizimle Türklerin 1000 yıllık hikayesi de aynen böyledır. Türkler, Ortaasya’dan Moğollların baskı ve açlığın etkisi ile göç edip batıya yöneldiklerinde, sırtına binidiği at, kılıç ve birkaç parça kurutulmuş etten başka birşeyleri yoktu.
Kürt halkının ise uçsuz bucaksız toprakları vardır.

Kürt ve Türk’ün 1000 yıllık kardeşliğin dem vuranlar, Türklerin Kürtleri uyuşturma, Türk devletinin sömürü, baskı, katliam ve zülmünü Kurdistan’ın en ucra köşesine ulaştırma amaçlarına yardımcı olduklarını unutmamalıdırlar. Bu tür söylemler, Kurdistan sorunun çözümüne yardımcı olmadığı gibi, uluslararası alanda, TC’nin karşılaşabileceği eleştrilerin aşılmasında yardımcı olmaktadır.

AKP’ nin geniş bir konsesusla ‘’ Kürt kardeşlerinin’’ sorunlarını çözme de ‘’israrlı’’ olmasının nedeni iç ve dış koşullardan kaynaklanmaktadır. Hemen hemen herkesin hemfikir olduğu ama farklı yol ve yöntemli çözüm önerileri sunduğu, iki bloklu dünyanın çözülüşü ile başlayan süreç ve Arap bahara ile Kurdistan-Türkiye kapılarına dayanması ile değişim rüzgarı Kurdistan halkına; özgürlük ve bağımsızlık kapılarını aralarken, TC’ nin halklar mezarlığı-sunii sınırlarını çatırtdatmaktadır.

Dış değişimin etkisi, TC’ nin karşıt güçleri ( islamist-demokrat-liberal-solc...vs kesimler) tarafından doğru algılanıp, TC’ nin ayakta kalması için Kurdistan halkına kırıntılar verilmesinin mücadelesini verirken, İktidar ise Kurdistan halkının diz çökmesini istiyor! Her fırsatta, Türk devleti ve iktidari; Kürtlerin diz çökmelerini, pişmanlıklarını ifade etmeleri durumunda affedileceklerini ama cezalandırıldıktan sonra.....

Kurdistani kesimler; özellikle politik arenaya hakim olan kesimler, Türk halkının yüksek hassasiyetlerine dikkatle geleneksel ‘’ Türkiyecilik’’ politikalarında israr ediyor. Bizim gibi azınlıkta kalmış kesim ise sorunun Bağımsız Kurdistan; Toprak ve sınır sorunu olduğunu ısrarla dile getiriyor. Elbette bu kesimler ara aşama ve TC ile görüşmelerin olmayacağını iddia etmiyorlar ama TC ile pazarlık masasında, dile getirdiğim gibi Kurdistan sorunu olarak masaya oturmayı esas alırlar.

Türk devleti (iç koşullar) ve hükümetinin Kurdistan sorununu ‘’Kürt Kardeşlerimin sorunu’’ olarak ‘’okşayıcı’’ nir şekilde dile getirmelerinin nedeni; Yeni bir anayasa ihtiyacı, 2014’ teki genel seçimler ve Kurdistan’da radikal bir kuşağın gelişmesi....

Türk devleti, Kürt ‘’temsilcilerinin’’ onaylamayacağı bir anayasanın meşruiyetinin her zaman ‘’iç’’ ve ‘’diş’’ dünyada sorunlu olacağının bilincindedir.Yeni anayasa görüşmelerinde Kürt ‘’temsilcilerinin’’ bulunması durumunda anayasanın meşruluğuna gelecek eleştrilere bir cevap olarak öngörülüyor. AKP hükümeti buna paralel olarak 2014 seçimlerini de ‘’ Kürt kardeşlerim’’ propağandaları ile garantilemek istiyor. Ve yine Kürt kardeşlerim maskesi altında, Kurdistan halkına karşı geniş boyutlu yaşama geçirmek istiyor.

12 Eylül’le Kurdistan halkına karşı yaşama geçirilen çok yönlü ve geniş boyutlu Kurdistan’ı Türkleştirme planları dönem dönem farklı boyutta( kimi zaman doğrudan katliam-işkence-sürgün, ekonomik ambargo, kültürel jenosid programları, nüfus planlamaları, bombardımanlarla doğanın tahrip edilmesi, tarihi yerlerin barajlarla yok edilmesi..vs vs) uygulanmışsa da dediğim gibi bir tek şeyi hedeflemiştir; Kurdistanı-Türkleştirme....

Bundan dolayı, Kürt tarafının TC ile olası müzakelere oturma görüşmelerini toprak ve sınırları esas almak zorundadır. 1000 yıllık Türk-Kürt ilişkileri, halkının büyük felaket günü Desmond Tutu’nun dediği gibi uçsuz-bucaksız ata topraklarının kayıbı ve bunun yanısıra, katliam, talan, yakma-yıkma olmuştur Kurdistan halkı açısında. Hiç bir dönem, Kürt ve Türk kardeşliği yaşanmamıştır. Zaten Köle-sömürge bir halkın-sömürgeci-köleci egemen bir ulusun bireyi ile kardeş olması mümkün değildir. Herlür insani ve ulusal toplumsal hakları gaspedilen ile her türlü haklara sahip toplumun bireylerinin, eşit ve kardeş oldukları iddiasında olmak gülünç olmanın ötesinde, bilinçli yanıltma ve aldatmadır.

Bunun için değişim rüzgarlarının Kurdistan’ ın Kuzeyi ve Türkiye sınırlarına dayandığı bir dönemde, tarihsel fırsatları, Türk devletinin geleneksel hile-xurdalari ile kaçırmanın vebalı büyük olacaktır.

21. 10. 2013
Genève

Rojhat Badikî



İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.