BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Abdullah Saydýn · 09.08.2006 · 1 görüntülenme
Savaşın orta yerinde bu kadar acil sorun varken amacım sosyalizmi tartışmak değildir; onu başka bir platforma erteleyelim ancak SOSYSLİSTİN yenisi hala oluşmadığı için eski kelimesini kullanmak zorundayım. Üretım merkezi yada mihrabı yıkıldı yenisi nerede oluşacak ki? Ne SSCB, ne Doğu Avrupalı nomenklaturalar, ne Arnavutluk nede Çin yerinde kaldı. Tek başına bir ihtiyar Kastro ve Dünyanın en ilkel ülkeleri arasında yer almaya devam eden Kuzey Kore. Yeni Dünyaya ABD’li Çhomsky’nın teorileri ve Venezuellalı Çhavezın pratiği yetmiyor yada yetişmiyor. Sahi eski diyoruz, 1970-80’lı yıllarda Filistinin mücadelesini desteklerken yanımızda Hizbullah-Ayetullah-Fetullah-El Kaide-Taliban-Saddam yanlısı-Esad yanlısı-Suudi Kralı yada başka bir petro-dolar zengini var mıydı? ‘Evım-yolum Filistin’ diyen yoksul ünüversiteli gençlik. Kendi haline bakmadan esaret altında boyun eğmişliğini görmeden, ülkesinin kurtuluşunu bırakarak başka diyarların kurtuluşuna giden bu gençlerin masumiyeti tarih oldu. Yinede parça parça yok olan bu gençliğin acınası hallerine saygı duymak gerekir çünkü niyetleri ve çıkış noktaları devrimciydi. Aradan yaklaşık 25-30 yıl geçti bu zaman zarfında yer yerinden oynadı. Dünyanın dengeleri değişti sosyalizm tarihe kavuştu yeni şekli hala yok, yada birileri herhangi bir alternatif pratiğe geçiremedi bana göre geçirmesi de imkansız. Bir kısım eskilerimizin ezberi ise hiç bozulmadı. Öyle görünüyor ki yakında göçüp gideceğiz; öbür dünyada Allahın huzuruna bile 30 yıl önceki ezberleriyle gidecekler. Ezberlerini değiştiremeyiz belki ancak yeni arkadaşlarına ne demeli. Türk medyasından gördüğü yaralı bebeğe cami cemaatının bile gerisinde kalarak göz yaşı dökenlerin ‘İsrail’i Telin Mitingleri’nin arkasında bilinçli bir el ayrı ayrı yerlerde yönlendiriyor. Okul çıkışlarında solcuları, cami çıkışlarında Müslümanları organize edip ABD ye ve İsrail’e küfrettirip bayraklarını yaktıranları niyetleri ile birlikte herkes görüyor. Arkada yer alanlar görülmediklerini zan etmesinler, zira günü gelince yaptıklarının hesabı ile karşı karşıya kalabilirler. İsrail’in Lübnan’a girişi ile birlikte başlayan süreçte işin bilinmeyen yanı yada gizli kalmış kısmı kalmadı gibi bir şey. Saflar iyice belirginleşiyor, herkes yerini almaya başladı. Karşı tarafın hamlesini beklerken yada taarruza geçmeden önce özellikle yandaş olanlar birbirilerinden haberlidirler. GOP başta enerji dağılımı olmak üzere sınırların değişimini tartışmaya açtı bile. Irak’taki kargaşa yanımıza kar kaldı diyenler Lübnan’dan sonra Suriye yada İran’ı savaş arenasında göreceklerdir. Kargaşanın merkezini yerinde temizlemeyi hedefleyen ABD-İsrail ve ittifak güçleri Japonya’yı da yanlarına alarak Kuzey Kore’yi de devreden çıkartacaklardır durum onu gösteriyor. Bu kargaşada Türklerin Güney Kürdistan İştahı talihsiz bir hamle ile sonlanır mı bilmek mümkün değil ancak gelişecek yeni durumlara göre pay peşinde oldukları görülüyor. Oluşturdukları ırkçı kamuoyunun yönü savaşa ve saldırıya doğrudur, popülist bir anlayışa kurban gitmeleri ise an meselesidir. Hizbullahın propagandalarına alet olan birey yada örgüt halindeki sosyalistler bilmezler mi Hizbullah demek Allah’ın partisi demektir. Peki bu Allah ne zamandan beri parti kurma ihtiyacı hissetti?. Allah’ın partisi muhalefete düşerse yada yenilgiye uğrarsa ne olacak; Allahı yenılmiş mi sayacağız? Öyle şey olur mu? İran ve Suriyenın desteği ile Şeyh Nasrallah ve Şeyh Fadallah Allah’ın partisini kuracaklar ellerinde her türden füze ile saldıracaklar sonra kazanacaklar. Vay halimize……Dünya hakimiyetini bir günlüğüne bunlara verildiğini düşünsene bu ‘Allah’ın Vekilleri’ yani onun partisinin başına geçenler İsrail’le birlikte Avrupa’yı ve Amerika’yı haritadan silerler mı silmezler mi? Başka bir yerde düşmanı bitirdikten sonra Bağdat’taki camiye bomba ile intihar saldırısı emrini verirler mi vermezler mi? Allah’ın partisinin arkasından ‘katliamlara karşı’ çıkan zatlar Arap çöllerine doğru yuvarlanmadan önce yakında tümden silahsız sivil Kürdlere karşı girişilecek katliamı görebilecekler mi acaba merak konusu.Bugün ittifakları söz konusu olan Şiiler kendi aralarında Arap ve Fars ayırımı, Arap-Türk-Kürt-Acem suniler veya Şiiler ise yine kendi aralarında bölünüp Allah adına biribirlerini hak yoluna davet ederlerken dökülecek kanın hesabını kim verecek? Şu konu çok iyi biline bu bir şer ittifakıdır ilkesi konulmamıştır sonu ise hiç belli değildir. Yönetimdeki Türk Generalleri ve birtakım Kemalist bu gerçeğin farkında ancak Kürtlerin tarih sahnesine çıkışlarını engellemek için yapılacak tek şey var oda şeytanla bile olsa ittifak halinde olmak bu yeni Kürd belasını bu şekilde bertaraf etme inancı hakim. Bir buçuk milyar Müslümanın ittifakını hesaplayanların hesapları şurada dursun; Dünya enerji kaynaklarının büyük bir kısmını kontrol eden Zengin Arap ülkelerinin Çin ve Rusya desteği de sağlanırsa ABD, AB ve İsrail durdurula bilinir yada hakimiyet sağlanır hesabı. Ne kadar çocukça ve ne kadar safça bir hesap. . Siz dünyanın önemli enerji kaynaklarını ve önemli para kaynaklarını elinizde bulundurursanız, buna en yoğun insan kaynaklarını da eklerseniz bile başarı için yeterli değildir. Bu saydığımız öğeler şayet teknoloji ile bütünleşememişse stratejik siyasi şekle sahip değilse; Pazar ilişkisi içerisinde yeri mevcut değilse fazla değeri yoktur. Dolaysıyla AB ye veya ABD’ye rağmen Suudi petrolünün yada dolarının kıymeti yoktur. Kaldi ki Suudi petrolü yada doları da öyle kontrolsüz değildir. Aramcolar hala bitmedi, diğer bir yığın anlaşma ve egemenlik şartnameleri hala geçerliliğini koruyor. Debdebeli Şeyh-Kral Abdullah bin bilmem ne nin ziyareti elbette ki anlamlıdır fakat gözü kamaşan bu medyanın umudu olmaktan da çok uzaktır. Vehabi Suudi Şeyhlerinin gözü Ortadoğu yeniden şekillenirken batıya yakın gördükleri Türklerin fiili desteğindedir. Açıkçası statükolarını korumamaktan korkuyorlar, ABD’ye de eskisi kadar güvenemiyorlar. Yeni arayış içindeler ancak her zamanki gibi ihtiyatlıdırlar, ziyaretlerinin birkaç küçük anlaşma ve sembolik yanı ile yetineceklerini sanıyorum. Türkler ise kıtlıktan çıkmış gibi Kral Abdullah daha Riyad’da iken cebinden bahsetmeye başladılar. Bize ne bağışlar? Biraz petrol hibe eder mi? Yatırım yapar mı ? Hangi sektörü sunalım, kimi görücüye çıkaralım? gibi hesaplar ile kafaları allak bulak. Medyasında bu sorularla patlak veren bir ülke kime güven verebilir. Bu kendi kendilerini rezil etmekten başka neye yarar. Yazık Türkün haysiyetine, medyaları tarafından böyle beş paralık oluyor. 7 Adet Kraliyet uçağı, 350 kişilik heyet, 100 limuzin Çırağan sarayında yüzlerce oda ve kral dairesi özel hazırlanıp yeniden restore edilmiş. Ortaçağdan kalma bu maskaralıkları önümüzdeki günlerde daha iyi göreceğiz. Anlatacaklarını meşhur medyaları üstlenecek, yedikleri içtiklerinin ise yine reklamını bu aç bilaç halka bu medya anlatacak. Savaşta ölen Lübnanlı için ittifak halindeki bu güc Anti Amerikan gibi görünse bile ABD’yi doğrudan karşısına alacak bir güç değildir. Arka sokakta MHP ve Perinçek’in tosuncuklarına ABD karşıtı slogan attırırken TV karşısında alkışlayacaklardır. Bunların safında yer alan Müslüman ve eski sosyalistin bir daha düşünmesinde yarar var. Eğer amaç Kürd Düşmanlığı değilse bu dostlarımızın ezberlerini bozarak bilimin yoluna, aklın yoluna ve de hakkın yoluna bekleriz. Unutmayalım ki Mazlum Kürd halkı kendi Kurtuluşu için ittifaklar yaparken kimsenin hakkına tecavüz etmedi, kimsenin cesedi üzerinde siyaset yapmadı, kimseyi de kendisine basamak olarak kullanmadı. Ne acıdır ki Kürdistan’da süren katliamlarda ölenlerimizin cesetlerini gösteremedik, 3 yaşında asker kurşunu ile ölen bebemiz gitti babasının kesesinden sahip çıkan müslümanı aylar sonra SP’nın Diyarbakır’daki İsrail’i Telin mitinginde gördük. Kürdün bu halı çok yeni de değildir. Yıllar önce Batmanda Binlerce Kürdün Bulgarlaştırılmak istenen ve isimleri değiştirilmek istenen Bulgaristan’daki Türkler için miting yaptıklarını daha dün gibi hatırlıyorum .09.08.2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.