Siyaset

„Eski Kullanılmış Malzeme“

Veysel MERÝÇ · 19.03.2007 · 2 görüntülenme

Zamanın birinde “sahip” Generalin biri, beyni esir alınmış kontra artığa “eski kullanılmış malzeme” dedi. Anlaşılan “kullanılmış malzeme”nin daha hala eskimediği, kullanımda sıcak tutulduğudur. Şunu görmek gerekir. Devlet destekli PKK’nin sürece damgasını vurmasıyla Kürdistan’ın Kuzeyinde 12 Eylül 1980 askeri darbesinde büyük darbe alan örgütler kendini toparlayamadı. Devlete karşı silahlı mücadele verecek dinamikler bugünde kendilerini toparlamış değildirler. Mesele bu olunca halkla birleşme mümkün olamamaktadır. Bu durumun sürmesi ancak PKK’nin devamını sağlamak ve kontra artığın PKK üzerindeki telelini korumakla mümkündür. Bunu kontra artığı şöyle ifade etmektedir.“Ben tarihsel ve siyasal sorumluluğum gereği olarak söylüyorum. PKK'nin tümden bitirilmesi Türkiye'nin lehine değildir... zarar görür ve bahsettiğim federasyon eğilimini savunanlar güçlenirler...Devletin temel ilkelerine, üniter yapısı, anayasal kurumlarına karşı değiliz. Bizim bu kurumlarla bir sorunumuz yoktur. Dikkat edin demokrasi projemde sınır kavramı yoktur. Biz Türkiye'nin mevcut anayasal kurumlarını ortadan kaldırmak amacında değiliz.“ Bu durumun sürmesi için kontra artığın “mağdurluğu” ve “masumluğu” Kürd halk kitlelerine bolca servis edilmektedir. Bu durum bedeli ağır sorunları büyütmektedir. Kürdistan’ın Güneyindeki kazanımların yaratığı moral değerler olmasaydı Kuzeyin hali daha kötü olacağından kimsenin kuşkusu yoktur. Eğer bugün Kuzeyde yurtsever bir hava esiyorsa kimsenin kuşkusu olmasın ki, Güneydeki Kürd millet yükselişidir. Eğer o da olmasaydı Kuzeyin hali dumandı.Ama her şey kontra artığı ve patronlarının “balans ayarı” ölçülerine uymuyor. Diyarbakır’da yurtsever bir insan bir laf ediyor. Kürd yurtsever çevrelerinde olumlu yankı buluyor. DTP içinde çatlak sesler çıkıyor. Seçimlere bağımsız adaylarla girilmesi isteniliyor. Yanısıra Avrupa Konseyi'nin "Öcalan dosyasını kapatma" kararı vermesiyle elinde propaganda malzemesi alınıyor.Bu gelişmeler kontra artığın ve patronu TC devletinin hesabını bozuyor. Bu gelişmeler karşısında devlet bir taraftan bilinen sindirme politıkasını devreye sokarken, diğer tarafta kontra artıklarının “mağduriyeti”ni Kürd halk kitleleri nezdinde sıcak tutmaya çalışıyor.Ne zaman ki, Kürd milleti açısında olumlu bir gelişme olur, anında “kullanılmış malzeme” merkeze oturtularak bir plan devreye sokulur. Suni bir gündem oluşturularak asıl gündem gümbürtüye götürülür.Diyarbakır DTP İl Başkanı Hilmi Aydoğdu’nun cesur ve yerinde çıkışı Kürdleri motife edici bir rol oynayınca kontra artığın “zehirlandiği” haberi ortaya atıldı. Gündem hemen değiştirildi. Kuşkusuz ortada bir zehirlenme olayı var. Olan zehirlenme organizma ile ilgili olmayıp beyinsel bie zehirlenme. Kontra artığın bedensel olarak “zehirlendiği” iddiası kuyruklu bir yalan. Ama beyinsel olarak zehirlendiği kesin. Bunun gizlenmesi için durduk yerde ortaya bu suni zehirlenme yalanı servis edildi. Türk Genelkurmay planıdır. Kontra artığını gündemde tutmanın hesabıdır. Sebebsiz değildir. Kontra artığının “Kemalizm” mikrobu ile zehirlendiği, kronik bir hal aldığı, dahası bulaşıcı bir özelik taşıdığını her aklıselim insanımız bilsede bunu bilmeyen ve bilipte bilmemezlikten gelen bilinçi kırık aydın ve siyasilerimizde var.Bu bulaşıcı hastalığı kendi “sıfır adamları”na bulaştırdığı, onlar vasıtasıyla Kürd milletine bulaştırmaya memur edildikleride ayrıca bilinmektedir. Bu konu da “sıfır adamları”na son günlerde arka arkaya yapılan mülakatlarla dikkatler yeniden kontra artığa çekildi. Onu “masum” ve “mağdur” gösterebilmek için atmadıkları takla kalmadı.Kontranın “sıfır adamları” buna inanmasalarda kendilerini yaşatabilmek için “Kemalizm” mikrobu taşıyıcısı olduklarına geçirdikleri kılıf “politıka yapıyoruz” olmaktadır. Kimi bilinci kırık aydınımızda “he vala politıka ancak böyle yapılır” deyip “derin anlamlar” yüklüyorlar. Bu rolü bilinçli üslenenlere bir diyeceğimiz olmaz, çünkü onlar “Kürd millet kökünü kzımak”la memurlar, ama kontra artığın üslendiği rolü görmeyen veya görmek istemeyen bilinçi kırık aydınlara ne demeli? Kontra artığın “Kürd ulus kökünü kazımak” ile memur edildiği, “Türkiye uluslaşması” içinde Kürd milletini bittirmek için “büyük ve muazam” çalıştığu, “devlete hizmet” etmede kusur bırakmadığı, halk kitleleri nezdinde düşman kampta yer aldığının anlaşıldığı, artık maskesinin düştüğünü görmek çok mu zor. Bu gerçeği düşman görüyor. Bunu göeremeyen Kürd aydının vah haline.TC devletinin mehmetçik kalemi Güneri Cıvaoğlu, "’Öcalan'ın İmralı'da bileğini bükerek Kürt sorununu pasifize etmek’ politikalarının artık yeniden gözden geçirilmesi, yeni oyuncuları ve tabandaki değişimleri dikkate alan yeni politikaların üretilmesi zamanıdır” derken kontranın kimliğine vurgu yapmasının yanısıra, öte yandan kontranın artık eski yaptırımcı gücünün kalmadığına işaret ettiği görülmüyor mu?Kuşkusuz devlet bunu yapacaktır, ama “kullanılmış malzeme”lerinide kullanmaya devam edeceklerdir. Onu mümkün olduğu kadar “mağdur ve masum” gösterip gündemde tutmaya çalışacaklardır. Kürd halk kitlelerinin duygularıyla oynamaya devam edeceklerdir. Kontra artığın avukat bozuntuları, “sıfır adamları” ve kimi bilinçi kırık aydınlar vasıtasıyla kontranın zehirlendiği Kemalist zehirini habire Kürd halk kitlelerine şırınga edilmesine çalışacaklardır. Yeni bir oluşumun doğmasını, yeni yurtsever seslerin çıkmasını, çıkanların boğmasına çalışacaklardır. Bunu bir tarafta devletin kaba zoru, diğer yanda kontra artığın merkeze konulduğu yanılsamalı politıkalarla yapacaklardır. Kürd yurtsever siyasal hareketi, kontra artığın varediliş ve kendisine üslendirilen misyon konusunda ortak bir anlayışa varmadığı, bunu kitlelere kavratmadığı müddetçe kontra artığın ve örgütünün KUKM üzerindeki tekeli kırılamayacaktır. Bu sadece yazıp çizmekle değil, düşmanın anladığı dilde konuşmakla mümkündür. Bu başarılmadığı sürece KUKM’nin önü açılmayacaktır. Görev açık ve nettir. 19 Mart 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.