BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Kamil Bedixan ve Prens Þachovsky · 05.05.2007 · 1 görüntülenme
Büyük Prensin aşaĝıdaki talimatları Kürd sorununu iyi kavradıĝını gösteriyor. Bu kararlar şimdiye kadar yerine getirilmiş deĝildir. Rusya hiç bir milleti üstün görmüyor. Rusya’ya karşı iyi niyetli olan tüm halklar adil ve güvenlikli bir ortamda eşit haklara sahipler. Kürdler ve Ermeniler hiç bir kazanç getirmeyen büyük kanları döktüler. Bu soruna son vermek gerekir. Bu iki halk geçmişte olduĝu gibi gelecektede birlikte ve barış içinde birlikte yaşamaları gerekir. Bu birlikte yaşaması gereken iki halkın arsasındaki savaşa son vermek için, daha şimdiden birbirlerine yönelik saldırılara son vermeliler. Eĝer bir taraf ister Kürd veya isterse Ermeni kendisinden diĝer tarafa saldırı hakkını görürse sert bir şekilde cezalandırmalıdır. Bu iki halkın normal yaşamlarına dönebilmeleri ve barış içinde yaşamalarına imkanı vermek için tek yol budur. Ayrıca büyük prens Kürdlere gelecekte otonomi sözü verdi. Fakat, hiç somut bir söz deĝildi. Güya bunun için müttefik devletler ile antlaşma saĝlanması gerekiyor. Fakat o , Kürdleri Türklerin saldırıları karşısında savunma ve barış konferasında Kürdlerin çıkarlarını koruma sözünü verdi. Ermeniler, sorunu çözmek için hiç bir adım atmadılar ve yapılan bu çaĝrıya da kulak asmadılar. Ermeni şovenistleri intikam için Kürdleri ortadan kaldırma çaĝrıları yaptılar. Ermeniler hemen bu vaatlerin gerçekleşmemesi için sorun yaratmaya giriştiler.Ermeniler bize ve özellikle Prens Şachovsky’ye karşı barışçıl bir şavaşa yani ne savaş ne de barışı ilan edebilirlerdi. Bizim elimizden ne geldiyse genel olarak Kürdistan Hıristiyanları ve özel olarak Ermenileri korumak için yaptık ve bu hususta lakayit davranmadık. Ermeniler çok biliyorlar, benim en küçük bir işaretim ile Botan ve çevresindeki bölgelerde Kürdler tarafından koruma altına alınan Ermeniler topluca yokedilirdi. Eĝer darbe(Ekim devrimi) olmamış olsaydı, geçen yılın yazında yapılan propagandalara raĝmen işlerimizi başarılı bir şekilde yapabilirdik. Eĝer Ermenilerin taşkınlıkları olmamış olsaydı, 1916 yazında biz iyi kazanımlara sahip oldurduk.. Ermenilerin yaptıkları pratikler bizim önümüze büyük engeller çıkardı.. Şachovsky 3 defa Ermenilerle anlaşmak için görüşmeye başladı.. Bende Van’daki bu çabalara katıldım.. Ben Ermenilere karşı hiç bir amacımın olmadıĝını ve tek istediĝım şeyin dayanışarak askeri çabaları ileri götürmesi olduĝunu ortaya koydum. Gerçi söylediklerimiz faydasızdı. Onlar saĝır ve dilsiz kalarak bize kulak vermediler.Rusya’da sıĝınmacı olan kardeşimin oĝlu Abdulrezak Botan’da Türklere karşı ayaklanmayi örgütlemek için çabalar içine girmişti. Abdulrezak’ın bu çabaları başarıya olaşmadı... Bir yandan iyi silahlanmamış ve iyi bir şekilde hazırlıları yapmamışlardı.. Diĝer yandan ise, Van’daki Ermeni komitesi Botan nehrinin üzerine duruyor ve geçişte yolunu kasiyorlar.. Ermeniler Botan nehrinin köprüsünü yapmak istiyorlardı. Abdulrezak karşı çıkıyor.. Çünkü, eskide Abdulrezak kendi parasıyla bu köprüyü inşa etmek istemişti, ama bırakmamışlardı.1915 yılının aralık ayında Prens Şachovsky beni arıyan ve benim aracılıĝımla Rusya ile ilişkileri saĝlamak iştiyen Botan temsilcisini görüyor. Şachovskyi o dönem Büyük Prens tarafından Kürdistan işleri için görevlendirmişti, neye ihtiyaç var ve Kürdistan’da hangi adımlar atılacak yönünde bir rapor hazırlıyor.Büyük Prens, Şachovsky’inin benim ile birlikte işe başlaması için talimat veriyor. O dönem Bitlis Rusya odusu tarafından işgal edilmişti. Bitlis yoluyla Güney Kürdistan ile ilişkiler kolaydı ve bundan dolayi biz hemen oraya gittik..Ne yazık ki Rus askeri Bitlis’ten çıkamıyordu. Bundan dolayi biz de Güney Kürdistan ile ilişki kuramadık.. Fakat, biz Muş ovasında, Mutki bölgesinde ve Xutya’da faaliyetlere başladık.Ermenilerin bize karşı düşmanlıkları ve silahli Ermenilerin bölge halkına yönelik saldırıları ve yaptıklarından dolayi bizim işlerimiz çok zordu.Türkler ile birlikte kaçamayi başarmayan bölge Kürdlerin büyük bir kesimi silahlı Ermeniler tarafından öldürülmüştü.Gerçi Bitlis müslüman Kürdleri Türk jandarmalarının Ermenilere karşı giriştikleri katliamlara katılmayi reddetmekle kalmayarak, ellerinde ne gelirse Ermenileri saklamak ve korumak için yapmışlardı.Bu bölgelerin halkı beni çok sıcak karşıladılar... Benim Kürdistan’ın geleceĝine ilişkin yaptıĝım propagandaları içten karşıladılar.Kürdler bana eĝer aileleri, mal ve mülkleri tamamiyla güvence altına alınsa, Ermenilerce Muş ve diĝer bölgelerdeki gibi acımazca toplu katliamlar yapılmasa ve bize bu konuda garanti verilirse sizin ile birlikte olmaya hazırız diye bildirdiler. Fakat, biz onlara garanti veremiyordu.Nasıl olduysa Şahzade Şachovsky bazı önemli adımlar atabildi. Bir grup Bitlis Kürdü deneme amaçlı teslim olma kararını alıyorlar.. Aynı zamanda kaldıkları bölgelerinin bir çoĝu garanti altına alınıyor.Kürdler verdikleri garantilere baĝlı kaldılar. Hacı Musa ve adamları 14 ocakta Çogur Xorşin’e saldımak istiyorlar, onlar izin vermiyorlar. Yine bu tutumlarını Türklerin Bitlis’e yönelik saldırıda bulunduĝu ve Bitlis’in düşme tehlikesi olduĝu bir dönemde tekrarlıyorlar. Fakat, sonuç yine acı oldu. Kürdler kaçıp kendilerini korunma altına almadan önce yine Ermenilerin saldırılarına hedef oluyor ve talan ediliyorlar. Kürdlerin ise sıĝınmak için güvenebilecekleri hiç bir yerleri yoktu. Ermeniler cezasız kaldılar ve hiç bir engel ile karşılaşmadan istedikleri gibi hareket ediyorlar. Bizim mecbur kalıp Bitlisi terketmemizden sonra Kürdlerin büyük bir kesimi yaşamlarını korumak için yeniden daĝlara sıĝındılar.. Çünkü, biz Bitlis’te onlar için hiç bir şey yapmamıştık ve biz oradan itibaren Güney ile ilişki kuramadık..Botan’dan iyi haberler geliyordu.. Kendimizi yeniden hazırlamak ve Raporu sunmak amacıyla Van-Çatak üzeri Tiflise gittik.. Sonra yeniden Van’a, Çatak’a ve oradan Botan’a geçmeyi planladık... Bu sefer iyi silahlanmıştık.. Bizim yanımızda yüzlerce Kazak, Botan’dan bir grup Kürd ve Asuri vardı. 1 Temmuz 1916 tarihinde Van’a geldik.. Oradan Şachovsky Bitlis’e geçti. Şachovsky orada Ermenilerin saldırılarından kaçıp kendilerini korumak amacıyla daĝlara sıĝınan Çufri ve Porşin Kürdlerini görüyor. Ayrıca silahlı Kürdler ve Mutkilerin ileri gelenleri Bitlis’e gelerek, sabırsızlıkla benim yolumu bekliyorlardı.. Bitlis’te her türlü faaliyet yararsız ve zaman kaybıydı... Van’da daha iyi işlerin yapılması bekleniliyordu. Şachovsky orada hiç kimse ile bir ilişki ve görüşme yapmadan Van’a döndü ve biz oradan temmuz ayının ortalarında güçlerimiz tarafından işgal edilen Çatak’a geçtik. Biz Çatak’tan itibaren Güney ile Botan’ın kuzeyindeki çok güçlü Xertûşî aşiretiyle ilişkiye geçtik. Hepsi benim denetimim altına geçtiler ve büyük bir güç hazırlayarak benim ile gelmeye hazır olduklarınına dair söz verdiler....27 ve 28 temmuz da benim ile görüşmek amacıyla aşiret reislerinin Çatak’a gelmeleri kararı vardı. Gerçektende onlar tespit edilen zamanda oraya geldiler, ama biz orada deĝildik..Türkler Bitlisi almışlardı ve Van saldırı ve tehlike altındaydı.. Çatak ve Van arasındaki Rusya askeri Van’a çaĝrılmıştı.. Bizden de 14 temmuzda Van’a dönmemiz istenmişti..Hayret edilecek durum Ermenilerin sayesinden Bitlis Türklerin eline geçti. Bizim Bitlisteki adamlarımız bizi bilgilendirdiler... Bitlis’in düşürülmesinden sonra Kürdler yanıma geldiler.Xezat ve Şêrwan Kürdleri benim Bitlise geldiĝim temmuz ayının başında benim ile görüşmek için temsilcilerini göndermişlerdi. Andarnik ve Ama Ask’ın silahlı adamları, bu toplulukların en ileri gelenleri olan temsilcileri yakalıyor ve öldürüyorlar. O döneme kadar Bitlis’e karşı hiç bir girişimleri olamayan Xezat ve Şêrwan Kürdleri, bu olayin duyurulmasından hemen sonra Türk askeri güçlerinin komutanına giderek Rusya cephesinin sol kanatını oluşturan Ermenilere karşı savaşmayi omuzlamak ve intikamlarını almak istediklerini söylüyorlar. Bu şekilde Rusya cephesinin sol kanatını geri püskürtüyorlar. Ermenilerden acımasızca bir intikam alıyorlar ve büyük kayiplar verdiriyorlar. Bu Kürdler, Bitlis’in kaderini tayin ettiler. Daha sonra Şêrwan Kürdleri evlerine dönüyorlar ve Türkiye’ye karşı yeniden faaliyetlerine girişerek, transport ve askeri birliklere saldırıyorlar. Her ne kadar işimizi devam etmedik ise de, çalışmalarımız ürünsüz deĝildi. Ben yalnızca Xertoşî deĝil, bütün Botan’ın benim yanımda olacaĝı düşüncesindeydim.. Kürdler yolları tutmuşlardı... Benim açımdan önemli olan, Kürdler Rusları kabul etmek istiyorlardı.. Ama bir şartla: Ermeniler yanlarında olmaması şartıyla.. Ben Kürdistan’ın bu bölümünde propaganda vasıtasıyla iyi bir harekette neden olmuştum.. Kürdler, Türklerin geliş ve gidişlerine ve ilişki kurmalarına karşı engel ve sorunlar yaratıyor, Türk askeri noktalarına ve birliklerine saldırıyorlardı.Bitlis ve Botan arasında geliş-gidiş ve ilişkiler Kürdlerin faaliyetlerinden dolayi çok zordu.. Türkler, bu bölge halkının bir kesimi sürmek zorunda kaldı, Botan Kürdlerini bastırma adımlarını attı... Türkler bir grup Kürd önderlerini idam ettiler.Kürdler Hamidiye ordusundan kaçarak silahlarını da beraberlerinden getiriyorlardı.. 1916 yazında Bitlis ve Muş Kürdleri, Haci Muxan Bey hariç Türk ordusuyla birlikte bize karşı(Rus ordusuna) savaşa hiç bir şekilde katılmadılar. Bu bölgede yaşanan bu durum ise benim sayemdeydi.Rusya’nın denetimi altındaki bölgelerde kaçan Kürdler benim ile ilişkiye geçerek, benim aracılıĝıyla Rusya ordusuyla görüşmelerde bulunmak istiyorlardı.. Fakat, onların gönderdikleri mektup Türklerin eline geçince önderlerini uzaklaştırdılar.. Sanıyorum Qutbe’ye gönderdiler.Türkler artık kaçan Kürdlere güvenmiyorlar, ailelerini Sazning ve Diyarbakır’a sürüyorlar. Biz Rusya askeri güçlerinin komutanlıĝına söz vermiştik, Van ve Çatak’tan Cizre’nin Dicle kenarına kadar bu bölgelerin halkı gittiĝimiz zaman bizi savunuyorlar, bizi güler güzle karşılayıp ve yardım ediyorlar... Tek bir şartla: Silahlı Ermeniler Rusya Güçlerinin yanında olmasın ve en azından yerli halka karşı iyi davranılsın... Bu amaçla ben ve Şachovsky bir kaç silahlı Kürd grubun önden gönderdik.. Rusya ordusunu desteklemek, Rusya ordusunun prestijini artırmak ve bu bölge halkını ayaklanmaya hazırlamak amacıyla... Fakat, Ekim devrimi her şeyi alt üst etti.Ben zaman yitirmek istemediĝimden dolayi, hemen Van’a döndüm ve Van gölünün kuzeyindeki Kürdleri barıştırmaya çalıştım.. Ben kendi amacıma ulaşarak onları barıştırdım ve Van gölünün kuzeyindeki Kürdlerin, yani Zilan ve Deri aşiretlerinden bizim ile dayanışma ve destek sözünü aldım.. Rusların eli bu alanlara yani, Sipan daĝlarına, Adilcewaze, Abagin ovasına... ulaşmamıştı. Van ve Beyazid yolu şimdiye kadar korkuluyordu.. Şimdi o korku ortadan kaldırıldı. Çevre bölgeler şimdiye kadar tehlikeli durumunu koruyorlar..Kürdler tarımla ilgileniyorlar, okul ve ana ve babalarını yitiren çocuklara yetimhane açmak istiyorlar. Van ve Beyazid, Kurmunc ve Qerekin arasındaki demiryolunun yapımı için işçiler vermişler... Bu bölgelerin yaşamı ve güvenlik durumu normal ve huzurludur.Darbe yapıldıktan sonra her şey altüst oldu... Bize karşı duran Ermeniler diyorlar ki Kürdlerin üzerinde yaşadıĝı ve çalıştıĝı topraklar bizimdir. Rusya’nın ordusuna saldırmış bahanesiyle Kürdleri cezalandırmak için Xurşid Begi Bedri’nin kale ve Sura saldırdılar.. Iki Ermeni grubu bu saldırıya katıldı.. 20 mayis günü hepsi iytiyar, kadın ve çocuk olduĝu 500 kişiyi kalenin önünde öldürüyorlar.. Ortaya çıktı ki onların hiç bir suçu yoktu.Açlıktan dolayi yarı ölü, suçsuz ve gunahsız Kale halkına karşı acımasızlıĝın ötesinde ve insanlık dışı şeyler yapıldı.. Şachovsky’nin tutuklanmasından sonra Ermeniler biz ikimizinde idam edildiĝimiz yalanını yaymaya başladılar..Dersim Kürdleriyle görüşmeler vardı... Fakat bizim haberimiz olmadı. Dersim Kürdleri Türkleri görmek bile istemiyorlardı, bizim ile birlikte çalışmak istiyorlardı.. Dersimliler ile yapılan görüşmeler başarılıydı.. Gerci bilmiyorum neden o antlaşma ileriye götürülmedi... Bunun sebebi de aynı olmalı, yani Ermenilerin saldırı siyaseti...Biz, Kürdlerin aldıkları bölgelerde kalıp kalmadıĝını bilmiyoruz.. Çünkü, askeri darbeden sonra bizim Kürdler ile ilişkimiz kalmadı. O dönemden bugüne çok önemli olaylar yaşandı.. Durumun eskisi gibi kalması çok zordur. Kürdler, Erzurum bölgesinde, Muş ovasında, Malazgirt, Van gölünün kuzeyinin tümünde ve Beyazid sancaĝında yaşıyorlar.. Bu bölgelerde yaşıyan Kürdlerin bir kesimi sürüldüĝünü söylebiliriz.. Orada kalanlar ise yarı ölü ve yoksulluk içinde yaşıyorlar.. Özelliklede Ermeniler tarafından büyük bir baskı altındalar. Yalnızca Zilan Dere ve Azerbeycan Kürdlerinin durumu diĝerlerine göre biraz iyidir. Bunun nedeni ise askeri güçler o bölgelere giremediler.Işgal altındaki bölgelerde Kürdler çok yoksul ve tehlikedeler... Devlet tarafından hiç bir destek ve yardım yapılmıyor.Açıktır ki Kürdler böyle bir ortamda Rusya’ya karşı iyi bir tutum içinde olmazlar. Kürdler, Rusları Ermenilere imkan sunup kendilerine yönelik saldırılardan bulunduklarından dolayi suçluyorlar. Aynı zamanda Rusların Ermeniler tarafından yanlış yönlendirildiĝini ve yanlışa düştüklerini de söylüyorlar.Fakat tüm bunlara raĝmen ben tastik edebilirim ki, eĝer Kürdlere yönelik akılıca bir siyaset yürütülürse, kayda deĝer ve inanabilecekleri adımlar atılırsa, özellikle Ermeni-Kürd barış antlaşması olursa, canı gönülden tatbik edilip, saygı gösterilirse; eĝer Ermeniler, yani Komiteleri Kürd katliamlarından vazgeçerlerse, Kürdlerin yardımcıları, korucuları ve kendilerine adil davranılırsa o zaman Kürdleri yanımıza çekebiliriz.. Kürdlere Türklerin sultasından kurtulma sözü verilmeli, kendilerine otonomi garantisi verilmelidir.. Daha büyük kazanımlarda elde edilebilinir. Bende ailemin ve kendimin sahip olduĝumuz prestijin sayesinde bu açıdan Kürdistan’da büyük yardımlar sunabiliriz..ImzaKamil Bedirxan ve Kinaz ŞachovskyTiflis/29 Eylül 1917
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.