Siyaset

Emergentel sistemizm ve onun alternatifleri

Tan DEMIR · 28.02.2006 · 2 görüntülenme

Entelektüel kuram aracılığı ile düşünülmüş kozmoloji ile başka şeyler aracılığı ile kuramsallaştırılmışlar arasıdaki fark, ilklerin bilinçli dolaysıyla da analize, kritize edilip düzeltile bilinir olabilmeleri. Her akli başında ve geniş çaptaki kozmoloji aşağıdaki olmazsa olmaz sorulara cevap verebilmeli: Mario Bunge          Emergentel sistemizm ve onun alternatifleri Ontolojiler dar anlamlarıyla dünyanın resimleridirler. Bu kısa yazı öncelikle dünya-resimleri kavramını tanımlıyor, buna bağlı olarak bu resimlerin işlevlerini açıklıyor ve sonrada dünya kültür tarihinden tanınmış on iki resmi tanıtıyor. Son olarak da bu resimlerden ilk sekizinin önemli bileşenlerinin sentezi olan emergentel sistemizmi tartışıyor. Bu yazı aynı zamanda materyalist felsefenin kısa bir tarihini içeriyor.          1.Genel Bir dünya-resmi burada (dünyada) var olan bütün itemlerin(seylerin) şemasıdır. Anlamdaşları: Dünya görüsü, felsefi kozmoloji. Bir dünya-resmi kaba yada sık dokunmuş, genel yada detaylı, flu yada açık,  tutarlı yada tutarsız olabilir. Bu resim büyü üzerine kurulu yada doğasal olabilir, tinsel yada laikçi; idealist, materyalist yada düalist olabilir. Bu resim bilimsel bilgi yada gönlük bilgi perspektifle çekilmiş olabilir. Verimli, üretken, verimsiz yada frenleyici vs. olabilir. Bu resim büyü ile bilimsel görüşlerin renkli güzel bir türlüsü olabilir. Bilindiği gibi, kozmolojiler felsefecilerin ve  din adamlarının özel mali değiller. Etnologlar bize, bütün hayvanların yakın çevrelerine dair önsel bilgiye yada bir tip haritaya sahip olduklarını söylüyorlar. Antropologlar ve Psikologlar bütün varlıkların bir dünya-resmine sahip olduklarını biliyorlar, bu resimlerin çoğu gelişmiş ve bilince çıkarılmış değil de daha çok genel geçer ve bilince çıkarılmamış.  Entelektüel kuram aracılığı ile düşünülmüş kozmoloji ile başka şeyler aracılığı ile kuramsallaştırılmışlar arasıdaki fark, ilklerin bilinçli dolaysıyla da analize, kritize edilip düzeltile bilinir olabilmeleri. Her akli başında ve geniş çaptaki kozmoloji aşağıdaki olmazsa olmaz sorulara cevap verebilmeli: Tanrılar var mı? Eğer varsalar, tanrılar dünyanın gidişatına karışıyorlar mi, yoksa onlar kendilerini dünya işlerinden çektiler mi? Dünya`nın bir başlangıcı oldu mu ve bir sonu olacak mı yada dünyamız sonsuz mu? Nedir dünyayı oluşturan madde? Şeyleri bir arada tutan nedir? Nedir şeyleri ayrıştıran? Radikal bir yenilik mümkün mü? Kozmos nitel düz yada farklı nüvelerden mi organize olmuş? Nedir hayat? Nedir Ruh? Nedir insani varlık? Kader ve önceden belirlenmişlik  var mı? Nedir toplum? Tarih`in sonu olacak mı?          2. İşlevleri  Her kozmoloji kendisiyle beraber hem yeni bir tarz hem de pratik işlevler getirir. Kozmoloji, kavramsal işlevini bir yandan her olguya ve fikre bir alan sunmakla veya anlamlı hale getirmekle, yani bunları diğer bölümlerle bir bütünlük içine oturtmakla, diğer yandan da var olana tartışma alanını sunmakla kazanır. Kozmolojilerin pratik işlevi ise yaşamı idame etmede ki yardımıyla kendisini gösterir: amaçlar formüle etmek, araçları seçmek, planlar geliştirmek ve bütün bunları bir sistematik dahilinde değerlendirmek.                   3. On iki dünya-resmi(Alİ : işte, şu aşağıdaki kavramları çevirmek gerekiyor): En azından bir düzine etkili dünya-resimleri var. Bunlar1.Holizim, dünyayı bir hayvan gibi yada hayvana benzer bir şey olarak görüyor, 2. Hiararchizim, bu dünyayı bir liderin resminde görüyor, 3. Atomizim, bunun resmi bulutun resmi, 4. Prozessualizim (Eventizm), bu dünyayı kişisiz bir nehir gibi görüyor, 5. Mekanizm, buna göre dünya bir Saat,6. Ticizim (yada Probabilizm), bu dünyayı meyhane gibi görüyor, 7. Agonizim,  buna göre dünya savaş alanı,8. Sakramentalizim, bu dünya ya tapınak olarak bakıyor, 9. Materializim, bu „şeyler“i  „materyal obje`ler le aynılaştırıyor, 10. Idealizim, bu fikirlerin dünyayı ya oluşturduğunu yada yönettiğini propaganda ediyor, 11. Textualizim, bu dünyayı bir kitap yada bir kütüphane gibi inceliyor, ve 12. Systemizim, bunun için kozmos (evren) sistemlerin sistemi. Her ilk sekiz resim kendinde gerçekçi bir çekirdek taşıyor yada önemli bir katkı sundu. Bundandır ki Holizim bize şunu gösterdi, bütünler gerçekte kendine özgü emergent özellikler gösteriyorlar. Hierarchizim, dünyanın sadece nitel düz değil, ayni zamanda onun kendisinin de (Hierarchizim) farklı nüvelerden  oluştuğu fikriyle dolup taştı. Atomizim fikri sayesinde biz bugün gerçekten de basit yada ayrıştırılamaz maddelerin olduğunu biliyoruz, elektronlar yada quarklar da olduğu gibi. Prozessaulizim in temel fikri genel bir bilgi oldu. Mechanismus bilimsel temeldeki ilk dünya-resmi idi. Ticizim, quanten teorisi kanunlarının araştırılabilir olması yönüyle çekici. Ve Agonizim hakli olabilir di, -bütün değil ama- kimi süreçlerin çatışmacı olduğunu iddia etseydi. Ancak bütün bu dünya-resimlerin hepsi kimi ağır basan eksikliklerden, zayıflıklardan bağımsız. Bunun böyle olduğunu, Holizim`e rağmen, evrenin blok olmadığından görüyoruz: bütün maddeleri yapamasak da en azından kimi bakımlarda ve belli bir süre için, bazı maddeleri izole edebiliyoruz. Artı analiz sayesinde bütünler hakkında bilgi edinemeyeceğimiz doğru değil. Hierarchizim, yukarıdakinin aşağıdakine oranla önce oluştuğu ve bu sadece güç ve makam açısından değil de, normal öncül olarak, evrimsel bakış aracılığı ile bertaraf edildi. Atomizim minimal karşılıklı iletişim ve emergentinden dolayı yanlış. Radikal prozessaul bakış, dönüşümün itemden önce olduğu safi, bir yanılgı. Çünkü her dönüşüm somut gerçek bir şeyin özelliklerinin dönüşümüdür. Mechanizim gereğinden fazla dar; bizim sadece mekaniğe değil tersine binlerce disipline de ihtiyacımız var. Ticizim gereğinden fazla abartılı, çünkü en küçük araştırılabilir kanunlarda bile nedensel kavramlar işin içinde. Bundandır ki, insan şu ihtimali hesaplamak durumunda; verilmiş bir alanda ki yönlendirme, gelen partiküllerin bir köşeye doğru kaymasına sebebiyet veriyor. Bunun dışında bir sürü tesadüf-olmayan, deprem ve bu sayfaların yazımı gibi, süreçler var. Agonizim hiçbir, onlarsız hiç bir somut sistemin olmayacağı dayanışmacı süreçleri göremiyor. Bunu bir yana bırakırsak, Agonizim kreptik bir form ile formüle edilmiş. Materializim`e gelirsek, o bütün bilim adamları/bilim kadınları tarafından ve bütün Tecnologlar tarafından, eğer dertleri felsefi yolculuğuna çıkmak değilse, sessizce kabul gören bir dünya-resmi. Gerçektende bu insanlar –kimileri düşünebilen- ama asla vücutsuz fikirlerle değil, tersine somut şeylerle meşguller. Bu nedenden dolayı, Idealizim bilim ve teknoloji ile bağdaşmaz; bununla beraber Idalizim mental bilimsel çalışma ve araştırmanın önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Ancak idealismus en azında, fikirlerin insanların amaçlarına denk düştüğünü vurgulamaların da ki anlamıyla doğrudur. Kısacası, ilk dokuz dünya-resmi yanlışların yanın da doğrularda içeriyor. Diğer tarafta Sakramentalizim ve Textualizim tamamen yanlış ve böylece de en iyi durumda bile ise yaramaz. İlki teknoloji yi bilim`in yerine yerleştirmeyi öneriyor, yada en azından bunların birbirlerinin yerini tutamayacağını gömemezlikten geliyor ve bunu ise bütün özgürlük ve sorumluluk  inanışlarıyla yapıyorlar. Textualizim bu yüzden yanlış, çünkü somut şeyler ne dilbilimci nede edebi özelliklere sahipler. Ve Textualizim saptırıcı, çünkü o gerçeğin araştırmacısını herhangi bir okur olarak görüyor.           4. Systemsel sentez Sytemizim, yakarıdaki dünya-resimlerinin on ikincisi, bir tür yukarıdaki ilk sekizin değerli bileşenlerinin bir sentezi. Sytemizim, dünyayı bütün sistemlerin süper sistemi olarak anlıyor ve o bizim dünya hakkındaki bilgimize verilerin, hipotezlerin ve metotların süper sistemi olarak bakıyor. O,su postulat ile kendini özetliyor; her obje ya bir sistem yada bir sistemin bileşeni.  Olumsuz söylem ile; ortalıkta serseri dolaşan hiç bir şey yok. Systemizim bilim, teknoloji ve diğerlerini içinde taşır. Gerçekten de şu yada  bu oranda kompleks olan sistemler, atom ve hücre, nörolojik sistem ve sosyal organizasyon, sayı sistemleri, mekan, dil ve teori gibi, keşifler yapılıyor yada bulunuluyor, analiz ediliyor yada tasarlanılıyor. Biz, hiç bir şeyin izole olmadığını düşünüyoruz. Böylece de, biz bir cümle içinde ki sözcüğü ve bir tartışmada ki cümleyi anlıyoruz; biz bireysel davranışı sosyal bir bağlamda ve sonuncusunu da doğal matrix çerçevesinde vb. anlıyoruz.   Sistemsel doğa, gerek dünyanın gerekse de bilginin sistemsel giriş kanallarının kabulünü talep ediyor.            Ek: Materyal kavramının tarihi üzerine Daha öncede ima edildiği gibi, emergentel Sistemizim ne bir kaç kişinin buluşu nede yoktan var edildi. Tersine Sistemizim bilim ve felsefe alanındaki bir dizi gelişmeleri birleştiriyor, ki bu gelişmelerin her birinin kendisine ait uzum bir tarihi var. Emergentel Sistemizim`un temel kavramları tabii ki daha önce betimlediğim bölümlerdeki ontolojik problemlere dayanıyorlar  ve materi `nin yanında bir liste yi kapsıyorlar, bu listeye şey/nesne, özellik, kanunsallık, emergenz, evrim, sistem alanları, sistemin farklı türleri (fiziksel sistem, kimyasal sistem, psikolojik sistem) determinasyon, nedensellik, karşılıklı etkileşim, objektif tesadüf ve teleonomi (amaç) kavramları ait. Bütün bu kavramların „kendilerine“ ait tarihleri var ve emergentel sistemizmin`in  yeniliği; bu teori sıklığının sentezi, temelinde yukarıda sözü gecen bilimsel alanlarda geliştirilmiş bilginin olduğu- tamamıyla geliştirilmiş sistemsel ontoloji. Gelecek bölümler bu kavramlardan birini ele alıyor ve İsa`dan önce 6. yüzyıldan emergentel sistemizim`e kadarki tarihine kısaca deyiniyor.  “Materializim” –farklı nedenlerden dolayı- çekici bir kavram; bu yüzden de biraz geri gitmeliyim. Öncelikle Ontolojik Materializim`i Ahlak  Meterializminden  yada Hedonizim`den ayırmalıyız. Bu mantıki olarak ondan bağımsız ve sunu söylüyor; insanlar isteklerine uymalı ve çıkarlarına erişmeye çalışmalılar. Moral Meteralializim Immaterializimdir, --materializmin ontolojik karşıtı--. Ve eğilim olarak Ahlakçı Materializim den hem saf pazar ekonomisi(bireysel „çıkarların“ sınırsız rekabet aracılığı ile iyileştirmek, ki bu kamu kuruluşları ve biofiziksel çevrenin de dahil olduğu bireysel olmayan başarı ihmalinin aleyhine)  hem de „kendiliğinden akıveren“ ve „kendi gerçekliği“ ni kendi bireysel menfaatlerini iyileştirici bir tarzda „düşleyen“  „düşçü insanlar“ ile uyuşur halde. Ontolojik Materializim bütünsel bir  ekol değil, tersine bir sınıf doktrini, ki bu doktrinler –dünya yi bir bütün olarak inceledikleri için- korkunç bir biçimde geneller. Bundan farklı olarak, çok sayıdaki dar müdahale alanları ile farklı somut bilimler , fizik, kimya, biyoloji, psikobioloji gibi,  müdahalede materyalist (ve bugün genellikle sistemsel) teoriler ile çalışıyorlar. Bu doktrinleri birleştiren daha önce sözü gecen imge; üzerinde düşünüp düşünmediğimizden bağımsız olarak, bir dünyanın var olduğu ve artı, bütün varoluşların somut olduğudur. En eski ontolojik materyalistler (eski yunan ve Hindistan Atomizim) Felsefe kadar eskiler(5.yy. İsa dan önce).  Bu Materialisler kendilerini en az altı evrede geliştirdiler(eski cağda ve 17., 18., 19., ve 20. yy.) ve bunlar gecen yüzyıldan beri de, felsefi Materializimle  bilim`i birbirlerine bağlamayı amaç edinmiş, bilimsel bir dalı tanıyorlar. Bunanla beraber doğa bilimcileri materyalist, her ne kadar felsefi olmasalar da—parçacı ve global değiller.  Hiçbir felsefi Materializim şu yada bu şekilde sistematik olarak geliştirilmedi ve onların çekirdeğindeki materyalist somut bilim teorileri sürekli bir ayrışım ama ayni yoğunluktaki birleştirici hareketlerden mahrum, bundadır ki bugün özellikle kendisini net her an gösteren doğa bilimleri ile insan-sosyal-ve kültür bilimleri arasındaki esaslı uçurum/ayrışım daha bir derinleşerek yayılıyor.  Bu uçurumun meydan verdiği kuraklık  ile objektiflendirilebilinir doğa bilimleri bilgisi ve iddialara göre objektif olmayan İnsan- Sosyal Bilimler arasındaki bilgi, anti realist tanım teorilerinin (Erkenntnistheorien[1]) çıkışıyla daha da bir uçlaştırıldı, bunu ise –ontolojik emergentel Sistemismus`un ışığında ve bilimsel Realizmin tanım teorilerinde mümkün olduğu gibi-  örtbas edip silmek yerine –daha önce ki reduktiv çabaların tersine- ‘ruhun’ ve “subje” nin varlığını inkar etmeksizin yapabildi.  (Bu kuraklık Felsefe ve Bilim arasındaki ilişkisinde de kendisini gösteriyor –ve bu Doğa bilimleri ve Sosyal bilimler arasındaki iletişimsizliğe de destek sağlıyor: Bilimler (ve sadece materyalist doğa bilimleri değil) eskiden olduğu gibi doğaları gereği a- yada anti felsefeci, buna karşın Felsefe bilimsel Ontolojiyi ve tanım teorilerini kendinde var eder ve Felsefe şimdide  –istisnalar (ve anti metafiziksel, mantıksal Positivizim`in Metafiziği dışında) –şunun la da devam etti; Bilimi görmemelikten gelmek ve “ikincil gerçekler” lerin üretimine geçip bireysel çıkarların iyileştirilmesinin pragmatik araçlarını üretmek yada tamamıyla hayal ürünü şeylerin hamallığını yapmak). Bu Materialistlerden kimileri, ismiyle; eski cağ Materialistleri ve 16. yy. dan kimi yönleriyle 20. yy. kadarki Doğa bilimcileri mekaniktiler ve/yada indirgemeci ve bununla beraber kendi teorilerinde zamana dair kavram yok: Zaman kavramıyla fiziksel teorilerde ta Einstein`na (daha da doğrusu: lineer olmayan termodinamik`e kadar) kadar karşılaşılmıyor –ve maddenin kıvraklığı ve bununla da birlikte kozmik evrim düşünülemez idiler: örneğin 19.yy da Biyoloji`ye evrim kavramı girdiğinde, insanlar, Biyoloji`nin bir istisna olduğunu düşündüler ve insansal yaşam ise bu mekanik ve statik evrenimizde gerçek bir bilinmezlikti. Kısacası, zamanın (materyalist) bilimi yaşamı, daha doğrusu: biosistemleri anlatabilmekten aciz idi, gelişmiş omurgalı hayvanların ve insanların beyin işlevlerini, sosyal sistem ve sosyal süreçlerde bileşim olarak insan unsurunu anlatabilmeyi ise bir yana bırakalım. Bunlardan çoğu 20.yy. felsefi Materializim içinde geçerli: Bunlardan kimileri fiziksel-indirgemeci (W.van Orman Quine; J.J.C. Smart; D. Armstrong), buna karşın kimileri hiç olmazsa dinamikçi ve emergentci (S. Alexander; Roy Wood Sellars) ): ancak bu materyalistlerden hiçbirinin temeli Bilim`de değil. Ve son olarak 19. yy. in bugün bile bir sürü Entelektüeli etkileyen diyalektik Materializim (özelliklede F. Engels ve W.I. Lenin) dinamikçi idi ayrıca dinamikçi emergentel ve bilimsel olduğunu iddia ediyordu, ancak o flu bir metodu kullanıyor; Diyalektik, ikincisi mekanizmin dönüşümü olarak bileşimleri tek yanlı vurguluyor (bireysel teleonomie ve dayanışma birde tabii ki stogastik (tesadüfü) proseslerin aleyhine) o kendisini üçüncü olarak (sosyal-) holistik (antibireyci) politik bir ideoloji`ye mükellef hissediyor.  Emergentel Sistemimiz –tanım teorisi ve semantik bileşkeleriyle- ilk sistematik ve bütün dalları kapsayan geniş bilimsel bilgi çeşitliliği üzerinde kurulu Felsefe, bu su demek; gerçek temelde. Emergentel Sistemizim felsefi ve bilimsel dayanışmacı (is bölümü) bir bakış`dan geliyor ve bu alanda beylik problemleri  tanımıyor. O, materyalist ne cani öyle istediği için nede anti dinci duygu yada politik ideolojiden dolayı, tersine çünkü kendisinin dayandığı ve kendisinin kullandığı aktüel bilimsel bilgi  ondan “materyalist” ve sistemsel gerçeklik konzepti ve bundan gelen bir tanım teorisi bekliyor/istiyor, böylece de bu bilgi anti realist alternatifleri kabul edilmez kılıyor.  Prof. Dr. Mario Bunge Department of PhilosophyMcGill University855 Sherbrooke St WestMontreal, QCCanada H3A 2T7 Ingilizce`den Almanca`ya çeviren: Prof. W. Obrecht, Zürich Üniversitesi   Türkcesi. Tan Demir [1] (Cev.not.) Erkenntnistheori Türkce`ye„bilgi teorisi“ olarak  çevrilmiş ve bugün Türkçe okuyan okuyucu bilgi teorisi ile kavrayış teorisi arasında ki ayrımı yapmakta zorluk çekiyor. Bu kavramsal kargaşalığa son vermek  ve bu iki kavramın „ortasını bulmak“ okuyucuların isteği. Ancak kimi kavramların karşılığını bulmak, tarihsel, ekonomik altyapı ve dil`sel farklılıklardan dolayı hem zor hem de süreç meselesi. Bu zorluğa rağmen „Erkenntnistheori“ kavramını „tanım teorisi yada tanım-teorisi“ olarak çevirmek bence daha doğru. Çünkü Erkenden  kennen fiilinden geliyor ve tanımak anlamına geliyor. Bunanla birlikte erkennen bir süreç, bir an-resmi. Diğer bir deyişle; Kennen fiili erkennen fiilinin bir sonucu. Türkçe`de olduğu gibi ; bir şeyi tanımaksızın onun hakkında bilgi sahibi olmanız mümkün değil. Bundan dolayı da bilgi teorisi, kavrayış teorisi gibi kavramlar okuyucuyu yanıltıyor. Ben bu kavramların yerine tanım teorisi yada tanım-teorisi kavramını kullandım.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.