BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ahmet ÖNAL · 22.09.2006 · 2 görüntülenme
Türkiyede her defasında bir yazar hedef seçilir, döneme göre Türk Ceza Kanununda (TCK) da bir rakamı (3713/8. 312, 159,141, 288, 305, 301, 314. vs) seçerek gerekli - gereksizliği tartişilir, demokrasi provaları ile esas anti demokratik ve faşizan TCK'nin esas mantığı gizlenmeye çalışılır. Faşist mahkemelerinin "adil" olduğunun, Türk basını ile onu pek flaşe ederler. Faşist milliyetçi Türk avukatlar bunu bahane ederk bir numayiş ve linç provalari eder. Tam bir tiyatro sergilenir... Sonuçta bolca gürültüler koparıldıktan sonra "berat" kararı çıkarılır. Ardında tüm türkiye devleti hep bir ağızdan "işte türk hakimleri ve adaleti" diye Türk basınının kalemleri "işte uygulama" diye şişinirler. Böylece ifade ve düşüncelerinde dolayı içerde tutulan tutsaklarımız gazeteciler, yazarlar, yayıncılar üzerindeki tehdit ve yaşanan gerçek durum unuturulmaya çalışılır. Ceza alan yazarların, yayıncıların ve kalemlerin görmezden gelmesi sağlanır. Bu durum Orhan Pamuk, Murat Belge, İsmet Berkan, Perihan Mağden'lerin davalarında görüldü. Ancak ötekilerin davaları da aynı madelerden ve aynı tarzda, belki de daha yumuşak bir dilde eleştiri içerikli olmalarına rağmen ceza ile sonuçlandırıldı. Bu kadar 'demokrat! kesilen Türk kalemşörler 'Ötekiler' için bir türlü bu demokrat görünümlerini ortaya koyamıyorlar. Bu tarzın da bir oyun olduğu düşünülürse yerinde olur. Bunun da bir tarz bir ' osmanlı oyunu' olduğunun üzerinde düşünülürse yanlış mı olur? Düşünce ve ifade özgürlüğü kimileri için savunulup, popüler olmayanlar için ceza mustahak oldu diye düşünülüyorsa bu aydın ve demokratik tutum olmaz. Düşünce özgürlüğü Orhan Pamuk, Elif Şafak kadar, İbrahim Çiftçi, Ahmet Önal, Fatin Taş, Ragıp Zarakolu, Songül, M. Ali, Eren, Zeki ve tümü kadar gerekli ve savunu da tümü için olmazsa demokrasi ve özgürlüklerin savunusu eksik olur. Elif Şafak'a berat veren 2. Asliye Cezanın Hakimi Adil bey Ahmet Önal'a 15 ay hapis cezasını veren aynı zattır. Şu demokrasi, insan hakları savunucuları ve özellikle itina ile seçtikleri aydınlarımızı irdelerken bir de ötekilerin davalarını bir kiritik edip gündemlerine alsalar ya! Hayır bu yapılmaz... Böyle tek tek davalarla Türkiyenin "temiz olduğu" ortaya konulamaz... Eğer o kadar demokrat ve Voltaireci tutum sergiliyorlarsa pek yakında ceza alan makale ve kitapları yeniden yayınlayıp aynı suçu tekrar topluca işleyip işlevsizleşen TCK'nın faşizan yüzünü teşhir edeceğiz. Buyurup bizimle aynı "suçu" işlemek üzere yayıncı-yazar olmak üzere imzalarını esirgemesinler. Bu düşünce özgürlüğü mucadelesinde sınav olacak... Kurdistan, Ermenistan, faşist Resmi iddeolojiden, Kemalizmin sömürgeci niteliğini, Türk toplumunun linç kültürüyle kirletildiğini sergileyeceğiz, Bağımsız Kurdistanı savunmanın demokratik ve meşru bir hak olduğu kadar haklı bir mucadele hedefi olduğunu savunacağız. Düşünce özgürlüğünü savunan aydınlar yüzlerini yana çevirip sıvışmasın... Bizim düşüncelerimize katılmak zorunda değiller. Ancak bizim düşüncelerimizi özgürce savunmamız için bizimle birlikte olsunlar, sadece bizim düşüncelerimizi söyleyebilmemiz için yanımızda olsunlar... Aydınlanmacı ve aydın olmanın meziyetini kendilerinden esirgemesinler. Sorun Eif Şafak arkadaşımızın beraat ettirilmesi, 301. madenin masaya yatırılması ile kotarılacak kadar basit değil. Tüm TCK'nın çöplüğe firlatilarak tam özgürlükçü ve her tür aykırı düşüncenin kendini ifade etmesinin de ötesinde muhalif ve aykırı düşünceleri teşfik eden bir yasanın sunulmasıdır. Sınırsız düşünce özgürlüğü olmaksızın demokrasiyi tesis etmek mümkün olmaz... Düşüncelerin özgürce ifade edilmesinden değil, edilmemesinden tarihe karşı suçlu konuma düşürüldüğü içseleştirilmediği müdetçe demokrasiyi tesisis etmek mümkün değil. TCK tüm topluma giydirilen deli gömleğidir. Bu deli gömleği yırtmak üzere demokratlar yazmalı, düşünmeli ve haykırmalıdır. Büyükanıt daha çokça çılgınlıklar yapıp daha çok çoçuk öldürmeden bu sorunu daha sesli tartışırken de Diyarbakırda ödürülen çocukları unuturmaya sevinenlerin sevinçlerini de bertaraf etmeyi ihmal etmemeliyiz...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.